"İşte, birinci ve dördüncü fıkra 'Allah' der, ikinci fıkra 'Rab' der, üçüncü fıkra 'El-Hak' der." Buradaki esmanın taksimini izah eder misiniz?

Soru Detayı

- İşte, birinci ve dördüncü fıkra "Allah" der, ikinci fıkra "Rab" der, üçüncü fıkra "El-Hak" der. (Yirmi beşinci Söz/İkinci Şu'le/İkinci Nur/2.Nükte-i Belâgat) Buradaki Esmanin fıkralara taksimini anlayamadım . Açıklayabilir misiniz?
- Neye binaen Üstad bunları söylüyor. Mesela ayetin birinci cümlesinde "...yaratan ve rızık veren" diyor. Halık ve Rezzak daha münasip düşmüyor mu?
- İkinci cümleye Basar ve Sem'i ... neden ikinci fıkra Rab diyor.?.... Ve hakeza

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"De ki: Kimdir gökten ve yerden sizi rızıklandıran? Kimdir kulak ve gözler yaratıp size veren? Kimdir ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran? Kimdir kâinatı yerli yerince tedbir ve idare eden? Onlar diyecekler ki, 'Allah'tır.' Öyle ise, 'Hâlâ Ona ortak koşmaktan korkmaz mısınız?' de. İşte, Hak olan Rabbiniz Allah Odur." (Yûnus, 10/31-32)

"İşte, başta der: Semâ ve zemini, rızkınıza iki hazine gibi müheyyâ edip oradan yağmuru, buradan hububatı çıkaran kimdir? Allah’tan başka, koca semâ ve zemini iki mutî hazinedar hükmüne kimse getirebilir mi? Öyle ise şükür Ona münhasırdır."(1)

Burada genel ve büyük daireler Allah ismine isnat ediliyor. Sema ve zemin denildiğinde nerede ise bütün kainat akla geleceği için bu büyük daire Allah ile ifade ediliyor.

"İkinci fıkrada der ki: Sizin âzâlarınız içinde en kıymettar göz ve kulaklarınızın mâliki kimdir? Hangi destgâh ve dükkândan aldınız? Bu lâtif, kıymettar göz ve kulağı verecek ancak Rabbinizdir. Sizi icad edip terbiye eden Odur ki; bunları size vermiştir. Öyle ise yalnız Rab Odur. Mâbud da O olabilir."

Rab ismi tedbir ve terbiye işlemleri ile ilgilidir, tedbir ve terbiye işi ise en küçük ayrıntısına varana kadar her şeyi inceler, besler ve yönetir. İnsanın azaları da kainata nispetle küçük detaylardır.

"Üçüncü fıkrada der: Ölmüş yeri ihyâ edip yüz binler ölmüş taifeleri ihyâ eden kimdir? Hak'tan başka ve bütün kâinatın Hâlıkından başka şu işi kim yapabilir? Elbette O yapar, O ihyâ eder. Madem Haktır; hukuku zayi etmeyecektir. Sizi bir mahkeme-i kübrâya gönderecektir. Yeri ihyâ ettiği gibi, sizi de ihyâ edecektir."

Hay ismi hayatlandırmak ve diriltmek ile ilgili bir isim iken Hak ismi ise kıdem ve beka kavramlarını da içerecek şekilde vücûd manası göz önünde bulundurularak zati isimler içinde mütalaa edilmiştir. Buna göre hak “fiilen var olan, ezelî ve ebedî, mevcudiyeti ve ulûhiyyeti gerçek olan” anlamına gelir.

Hak isminin “varlığı zorunlu” anlamıyla Allah, varlığının başlangıcı olmaması itibariyle evvel, “varlığının sonu olmayan, ebedi hayatla diri” manalarıyla Ahir, Baki, Varis ve Hay isimleriyle münasebeti vardır.

Varlığın ve Hakkın devamı hayat ile kaimdir. Ezeli ve ebedi bir hayat olmadan varlık, baki ve devamlı olamaz.

Diğer bir bakış açısı olarak hesaba çekmek her hakkın hak sahibine iade edilmesi, ancak hayat ve Hay ismi ile olabilir. Bu yüzden Allah bütün insanları ve cinleri öldükten sonra diriltiyor ki muhasebe ve muhakeme etsin. Dolayısı ile Hak ismi ile Hayy ismi arasında sıkı bir bağ bulunuyor.

"Dördüncü fıkrada der: Bu azîm kâinatı bir saray gibi, bir şehir gibi, kemâl-i intizamla idare edip tedbirini gören, Allah’tan başka kim olabilir? Madem Allah’tan başka olamaz. Koca kâinatı bütün ecrâmıyla gayet kolay idare eden kudret o derece kusursuz, nihayetsizdir ki, hiçbir şerik ve iştirake ve muavenet ve yardıma ihtiyacı olamaz. Koca kâinatı idare eden, küçük mahlûkatı başka ellere bırakmaz. Demek, ister istemez 'Allah' diyeceksiniz."

Burada yine bütün kainatın bir saray gibi yönetilmesinden bahsediliyor ki büyük daireler ancak Allah ismi ile ilişkilendirilebilir.

Ve bu sıralama ve İlahi isimlerle ilişkilendirme ayetin sırasına göre yapılmıştır. "İşte, birinci ve dördüncü fıkra "Allah" der, ikinci fıkra "Rab" der, üçüncü fıkra "El-Hak" der."

(1) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz, İkinci Şule.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...