"Kur’an’ın şebabeti" ne demektir? Kur’an Ehl-i kitaba nasıl sesleniyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kur'an'ın Gençliği

Kur’ân’ın şebâbetidir. Her asırda taze nazil oluyor gibi, tazeliğini, gençliğini muhafaza ediyor. Evet, Kur’ân, bir hutbe-i ezeliye olarak, umum asırlardaki umum tabakat-ı beşeriyeye birden hitap ettiği için, öyle daimî bir şebâbeti bulunmak lâzımdır. Hem de öyle görülmüş ve görünüyor. Hattâ, efkârca muhtelif ve istidatça mütebayin asırlardan, her asra göre, güya o asra mahsus gibi bakar, baktırır ve ders verir.

Beşerin âsâr ve kanunları, beşer gibi ihtiyar oluyor, değişiyor, tebdil ediliyor. Fakat Kur’ân’ın hükümleri ve kanunları o kadar sabit ve rasihtir ki, asırlar geçtikçe daha ziyade kuvvetini gösteriyor. Evet, en ziyade kendine güvenen ve Kur’ân’ın sözlerine karşı kulağını kapayan şu asr-ı hazır ve şu asrın ehl-i kitap insanları, Kur’ân’ın يَاۤ اَهْلَ الْكِتَابِ - يَاۤ اَهْلَ الْكِتَابِ hitab-ı mürşidânesine o kadar muhtaçtır ki, güya o hitap doğrudan doğruya şu asra müteveccihtir ve يَاۤ اَهْلَ الْكِتَابِ lâfzı, “Yâ ehle’l-mekteb“ mânâsını dahi tazammun eder; bütün şiddetiyle, bütün tazeliğiyle, bütün şebâbetiyle, يَاۤ اَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْا اِلٰى كَلِمَةٍ سَوَاۤءٍ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ sayhasını âlemin aktârına savuruyor.(25. Söz, s. 441)

Ehl-i Kitap, Ehl-i Mekteb

Yahudi, Hristiyan gibi semavî din mensuplarına "Ehl-i Kitap" denir. Kur'an-ı Kerîm'de Ehl-i Kitaptan çokca bahisler vardır. Ehl-i Kitap, Peygamberimizi kabul etmediklerinden kâfir sayılmakla beraber, "Allah'ı inkâr eden" anlamında kâfir değillerdir.

Kur'an-ı Kerîm, kâfirlere nisbetle Ehl-i Kitaba bazı konularda ayrıcalık tanır. Mesela, onlardan kız almak caizdir ve kestiklerini yemek helaldir.(Maide, 5/5.) Onlara tanınan bu ayrıcalık, ehl-i küfre nisbetle, imânâ daha yakın olmalarındandır. Kur'an, onlara şöyle seslenir:

"Ey Ehl-i Kitab! Bizimle sizin aranızdaki müşterek bir kelimeye gelin! Ancak Allah'a ibadet edelim. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp bazımız bazısını Rab edinmesin."(Âl-i İmran, 3/64.)

Elmalılı’nın tahliliyle: Yani, birbirimizi Rab, Mevlâ, Hâkim-i mutlak tanımayalım. Bütün hareketlerimizi bir Hakk'ın emriyle ve Allah'ın rızasıyla ölçelim... Hepimiz Allah'a kul olalım. Kendimizi ancak O'na mahkûm bilelim. Birbirimize de ancak bu nokta-i nazardan tabi ve bağlı olalım.(Yazır, II, 1132)

Kur'an, Ehl-i Kitabın kendi âlim ve ruhbanlarını, Rab edindiklerini bildirir.(Tevbe, 9/31) Hristiyanlıktan İslâm'a geçen Adiy Bin Hatem, "Ya Rasulullah, biz onları Rab edinmiyorduk." deyince Rasulullah Efendimiz şöyle buyurur:

"Onlar, Allah'ın helal kıldığını haram, haram kıldığını helal yapıyor, siz de onlara uyuyordunuz. İşte bu, onları Rab edinmektir.” (Tirmizi, Tefsir, 9/10; Ebussuud, II, 47; Âlusi, III, 193.)

Elmalılı’nın ifadesiyle: “Her hangi birini Rab edinmek için illa ona ‘Rab’ namını vermek şart değildir.”(Yazır, IV, 2512.)

İşte, Ehl-i Kitaba yönelik bu ikazlar, Bediüzzaman Hazretlerinin üstteki yorumuyla değerlendirildiğinde günümüz ehl-i mektebine de aynen yöneliktir. Çünkü gerek üstteki âyet, gerekse ehl-i Kitaptan bahseden diğer âyetler günümüz mektep ehline, yani okuyan ve yazan insanlara yönelik ele alındığında, çok güzel mesajlar ihtiva etmektedir. Mesela, 19. yüzyılda başlayan ve devamındaki asırları da etkileyen Pozitivizm akımı, ilmi putlaştırıp dinin yerine ikame etmeye çalışmış, mektep ehli nice insanın dinden ve Allah’tan uzaklaşmasına sebep olmuştur. Bu insanların üstteki âyetin mesajına ne kadar muhtaç oldukları gayet açıktır.

Bir de şu iki âyete bakalım:

“Ey Ehl-i kitap! Hakikati göre göre, niçin Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?”

“Ey Ehl-i kitap! Niçin hakkı batıla karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?”(Âl-i İmran, 3/70-71.)

Üstteki âyetlerde geçen “Ehl-i Kitab” yerine “ehl-i mekteb” ibaresini koysak, okumuş kültürlü insanlara yönelik hârika iki mesaj karşımıza çıkar. Çünkü mektep ehli insanlar, sıradan kimseler olmayıp, okudukları ilimler vasıtasıyla nice kevnî âyetleri müşahede etmektedir. Mesela, Tıp eğitimi alan biri, devamlı insan vücudundaki hârikaları gördüğü gibi, Biyoloji eğitimi alan biri de devamlı olarak hayat mu'cizelerini seyretmektedir.

Diğer taraftan, nice mektep ehli ulaştığı neticeleri ideolojik sebeplerle gizleyip hakkı batılla karıştırmaktadır. Bağımsız olması gereken ilim, büyük ölçüde ideolojilerin emrindendir.

Not: Yapılan bu tahliller, alâkalı âyetlerin Yahudi ve Hristiyanlara yönelik ilâhî hitaplar olmasına mani değildir. Kur'an'ın mânâları son derece şümullü ve muhit olması itibarıyla, alâkalı ayetler, mektep ehlini de şümulüne almaktadır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...