Block title
Block content

"Kur’an’ın şebabeti" ne demektir? Kur’an Ehl-i kitaba nasıl sesleniyor?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kur'an'ın Gençliği

Kur'an, her asırda taze nâzil oluyor gibi tazeliğini, gençliğini muhafaza ediyor.

Evet, Kur'an, ezeli bir hutbe olarak umum asırlardaki umum insan tabakalarına birden hitab ettiği için öyle daimî bir gençliği bulunmak lâzımdır. Hem de, öyle görülmüş ve görünüyor. Hattâ fikirler yönüyle muhtelif ve kabiliyetçe birbirinden farklı asırlardan her asra göre güya o asra mahsus gibi bakar, baktırır ve ders verir. Beşerin eserleri ve kanunları, beşer gibi ihtiyar oluyor, değişiyor, tebdil ediliyor. Fakat Kur'anın hükümleri ve kanunları, o kadar sabit ve köklüdür ki, asırlar geçtikçe daha ziyade kuvvetini gösteriyor.

Evet, en ziyade kendine güvenen ve Kur'anın sözlerine karşı kulağını kapayan şu şimdiki asır ve şu asrın ehl-i kitap insanları Kur'anın  “ey ehl-i kitap, ey ehl-i kitap” şeklindeki mürşidane hitabına o kadar muhtaçtır ki, güya o hitab doğrudan doğruya şu asra müteveccihtir ve “ey Ehl-i kitap” lafzı “ey ehl-i mekteb” manasını dahi tazammun eder. Bütün şiddetiyle, bütün tazeliğiyle, bütün gençliğiyle

“Ey Ehl-i kitap! Bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye gelin…”(1)

sayhasını âlemin aktarına savuruyor.

Ehl-i Kitap, Ehl-i Mekteb

Yahudi, Hristiyan gibi semavî din mensuplarına "Ehl-i Kitap" denir. Kur'an-ı Kerîm'de Ehl-i Kitaptan çokca bahisler vardır. Ehl-i Kitap, Peygamberimizi kabul etmediklerinden kâfir sayılmakla beraber, "Allah'ı inkâr eden" anlamında kâfir değillerdir.

Kur'an-ı Kerîm, kâfirlere nisbetle Ehl-i Kitaba bazı konularda ayrıcalık tanır. Mesela, onlardan kız almak caizdir ve kestiklerini yemek helaldir.(2) Onlara tanınan bu ayrıcalık, ehl-i küfre nisbetle, imana daha yakın olmalarındandır. Kur'an, onlara şöyle seslenir:

"Ey Ehl-i Kitap! Bizimle sizin aranızdaki müşterek bir kelimeye gelin! Ancak Allah'a ibadet edelim. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp bazımız bazısını Rab edinmesin."(3)

Hamdi Yazırın yorumuyla: Yani, birbirimizi Rab, Mevlâ, Hâkim-i mutlak tanımayalım. Bütün hareketlerimizi bir Hakk'ın emriyle ve Allah'ın rızasıyla ölçelim... Hepimiz Allah'a kul olalım. Kendimizi ancak O'na mahkûm bilelim. Birbirimize de ancak bu nokta-i nazardan tabi ve bağlı olalım.(4)

Kur'an, Ehl-i Kitabın kendi âlim ve ruhbanlarını, Rab edindiklerini bildirir.(5) Hristiyanlıktan İslâm'a geçen Adiy Bin Hatem, "Ya Rasulullah, biz onları Rab edinmiyorduk." deyince Rasulullah, şu açıklamayı yapar:

"Onlar, Allah'ın helal kıldığını haram, haram kıldığını helal yapıyor, siz de onlara uyuyordunuz. İşte bu, onları Rab edinmektir.”(6)

Hamdi Yazırın ifadesiyle: “Herhangi birini Rab edinmek için illa ona ‘Rab’ namını vermek şart değildir.”(7)

İşte, Ehl-i Kitaba yönelik bu uyarılar, Bediüzzamanın üstteki yorumuyla değerlendirildiğinde günümüz ehl-i mektebine de aynen yöneliktir. Çünkü gerek üstteki âyet, gerekse ehl-i Kitaptan bahseden diğer âyetler günümüz mektep ehline, yani okuyan ve yazan insanlara yönelik ele alındığında, çok güzel mesajlar ihtiva etmektedir. Mesela, 19. yüzyılda başlayan ve devamındaki asırları da etkileyen Pozitivizm akımı, bilimi putlaştırıp dinin yerine ikame etmeye çalışmış, mektep ehli nice insanın dinden, Allahtan uzaklaşmasına sebep olmuştur. Bu insanların üstteki âyetin mesajına ne kadar muhtaç oldukları gayet açıktır.

Bir de şu iki âyete bakalım:

“Ey Ehl-i kitap! Gerçeği göre göre, niçin Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?”

“Ey Ehl-i kitap! Niçin hakkı batıla karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?”(8)

Üstteki âyetlede geçen “Ehl-i Kitap” yerine “ehl-i mekteb” ibaresini koysak, okumuş kültürlü insanlara yönelik hârika iki mesaj karşımıza çıkar. Çünkü mektep ehli insanlar, sıradan kimseler olmayıp okudukları ilimler vasıtasıyla nice kevnî âyetleri müşahede etmektedir. Mesela, Tıp eğitimi alan biri, devamlı insan vücudundaki hârikaları gördüğü gibi, Biyoloji eğitimi alan biri de devamlı olarak hayat mu'cizelerini seyretmektedir.

Öte yandan nice mektep ehli ulaştığı sonuçları ideolojik gerekçelerle gizleyip hakkı batılla karıştırmaktadır. Bağımsız olması gereken ilim, büyük ölçüde ideolojilerin emrindendir.

Not: Yapılan bu değerlendirmeler, ilgili âyetlerin Yahudi ve Hristiyanlara yönelik ilâhî hitaplar olmasına engel değildir. Kur'an'ın manaları son derece şümullü ve evrensel olması itibarıyla, ilgili ayetler, mektep ehlini de şümulüne almaktadır.

Dipnotlar:

(1) Âl-i İmran, 3/64.
(2) Maide, 5/5.
(3) Âl-i İmran, 3/64.
(4) Yazır, II, 1132.
(5) Tevbe, 9/31.
(6) Tirmizi, Tefsir, 9/10; Ebussuud, II, 47; Âlusi, III, 193.
(7) Yazır, IV, 2512.
(8) Âl-i İmran, 3/70-71.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...