"İstibat suretinde söylenir mi?" ifadesinden anlaşıldığına göre, haşri inkârın temelinde, aklın yeniden dirilişi anlayamaması yatıyor. Bu konuda neler söylenebilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad Hazretleri Onuncu Söz’ün bir haşiyesinde, “Ekser küfür ve dalâlet, istib’addan ileri gelir. Yani, akıldan uzak ve muhal görür, inkâr eder.” buyuruyor.

Onuncu Söz’de olduğu gibi bütün Nur derslerinde akıl-kalb beraberliği söz konusudur. Aklın anlamakta zorlandığı meseleleri kalbin rahatlıkla kabul edebilmesi için, Nur Külliyatı’nda iman hakikatlerine dair yüksek hakikatler ve ince meseleler, temsiller yoluyla akla yakınlaştırılmış ve kalbin kabulüne hazır hale getirilmiştir.

İstibad hastalığının temelinde, aklın kendini ve vazifesini iyi tayin edememesi yatar. İnsanın bedeni gibi ruhu da mahluktur ve her mahlukun bir cevelan sahası ve bir sınırı vardır; onu aşamaz. Elin ulaşabileceği sahalar gibi, kulağın işitebileceği sesler, gözün görebileceği eşya da hep sınırlıdır.

Aynı şekilde akıl da bir mahluk olarak sınırlıdır. Gücünü aşan hakikatleri inkâr yoluna girdiğinde küfür ve dalâlete düşebilir.

Her şeyden önce, akıl kendi mahiyetini, hafızanın, vicdanın ve bütün his âleminin mahiyetlerini ve nasıl çalıştıklarını idrakten çok uzaktır.

Nur Külliyatı’nda “Hakaik-i mutlaka mukayyed enzar ile ihata edilmez.” buyurulur. Buradaki “enzar” kelimesi nazarlar, yani akıllar demektir. Akıl mutlak hakikatleri anlayamaz, ama onların varlığını bilebilir.

Akıl konusunda, “Kelimeler-Cümleler 2” kitabında yer alan üç yazıya bakılabilir. Bunlardan konumuzla yakından alakalı olan kısa bir yazıyı aşağıda takdim ediyoruz:

“HAZIMSIZLIK”

“Hasta midelerin hazımda zorlanmaları gibi, bozulmuş akıllar da hakikatları idrakte güçlük çekerler. İşte bu ikinci hazımsızlık hastalığına, 'istibad' deniliyor. İstibad, yani akıldan uzak görüp inkâra sapmak…”

“Bir yonca tarlasında dolaşan küçük bir böcek düşününüz. Bu böcek, kendisini balta girmemiş muhteşem bir ormanın izbelerinde hissedecektir. Ona deseniz ki, şu koca orman gibi daha binlercesini, yer küresi sırtına almış, uçarak yol alıyor. Bu açık hakikatı o küçük aklına sığıştıramayacak ve inkâra sapabilecektir.”

“İnsan da hudutlarına hayallerin erişemediği bu büyük âlem içinde zavallı bir böcek gibidir. Gördükleri, göremediklerinin yanında, deryada damla. Bildikleri de bilmediklerinin yanında öyle..."

"İnsan, aklını ve hayalini iyi değerlendirirse, bütün bu âlemleri sonsuz bir ilim ve kudretle çekip çeviren, koyup kaldıran Allah’a iman eder. Bu haller onun hayretini arttırır ve onu kulluğun en önemli vazifelerinden biri olan 'tekbir'e götürür. İşte istibad, bu büyük icraatlarda Allah’ın büyüklüğünü okuyamayan insanlarda baş gösteren bir çeşit akıl hastalığıdır.”

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...