İstidrâc, hangi şartlarda, kimlere veriliyor?
Değerli Kardeşimiz;
Dünya, imtihan yeridir. İnsanlar bu dünyada çeşitli şekillerde imtihana tâbi tutulmaktadırlar. Deccal gibi, insanları kötülüğe sevk edenler de bir imtihan vesilesidir. Hatta şeytanda da bazı harika halleri imtihan için vermiştir. Allah'ın kendisine verdiği kuvvetle birtakım hârikalar gösterecektir. Dinden ve ilahi nurdan uzak olanların göstereceği bu gibi hârikalara "istidrâc" denir. İstidrâc, "itikadsız ve şerîr kimselerin arzularına göre ve âdetullah kanunlarına uygun olarak gösterdikleri hârikalara" denir.
İlâhlık iddiasında bulunan Deccâl ve benzeri şerirler, istidrâc nev’inden hârikalar gösterecek ve neticede bazı zayıf itikad sahipleri buna aldanacak, imanı kuvvetli olanlar ise aldanmayacaklardır. Zira insanlar çok iyi bilirler ki, ilah doğmaz, yemez, içmez, acıkmaz, susamaz, dünyada insanlar tarafından görülmez. Halbuki bu gibi şerirler ise, bir mikroba ve sineğe mağlup olan aciz ve zayıf insanlardır. İşte insanlar, akıllarıyla bunları bilebilecekleri için Deccâl ve benzerlerinin istidrâc göstermeleri mümkünattandır.
Müseylemetü'l-Kezzâb gibi peygamberlik iddia eden yalancılar ise, "ihânet" nev’inden hârikalar gösterebilirler. Yani insanların rezillikte ulaşamayacakları ve hayal bile edemeyecekleri bir tarzda kendilerine makam verdirmeye çalışırlar. Fakat bu gibi insanların isteklerinin zıddı gerçekleşerek rezil olurlar. Çünkü istedikleri yönde harika haller gösterseler; kimse yalancı ile hakiki peygamberi ayırt edemez. Ve bu, halkın sapmasına sebep olacağından caiz değildir.
İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Keramet ile istidrac mânen birbirine mübâyindir. Zira kerâmet, mu’cize gibi Allah’ın fiilidir. Ve o kerâmet sahibi de kerametin Allah’tan olduğunu bilir ve Allah’ın kendisine hâmi ve rakîb olduğunu da bilir. Tevekkül ve yakîni de fazlalaşır. Lâkin, bazen Allah’ın izniyle kerâmetlerine şuuru olur, bazen olmaz. Evlâ ve eslemi de bu kısımdır.
İstidrâc ise, gaflet içinde iken eşya-yı gaybiyenin inkişafından ve garip fiilleri izhar etmekten ibârettir. Fakat, bu istidrac sahibi, nefsine istinâd ve iktidârına isnad etmekle enâniyeti, gururu öyle fazlalaşır kiاِنَّمَآ اوُتٖيتُهُ عَلٰى عِلْمٍokumaya başlar. Lâkin o inkişaf, tasfiye-i nefs ve tenevvür-ü kalb neticesi olduğu takdirde, ehl-i istidrac ile ehl-i kerâmet arasında tabaka-i ûlâda fark yoktur. Tam mânâsıyla fenaya mazhar olanlar ise, onlara da Allah’ın izniyle eşya-yı gaybiye inkişaf eder. Ve onlar da, o eşyayı Fenâ fillâh olan havaslarıyla görürler. Bunun istidrâcdan farkı pek zâhirdir. Zira, zâhire çıkan bâtınlarının nurâniyeti, mürâîlerin zulümatıyla iltibas olmaz.
Keramet ile istidracın her ikisi de harika haller yahut olağanüstü işlerdir ve bu yönleriyle birbirine benzerler. Ancak, manen birbirine zıttırlar.
Keramet sahibi o harika hali kendisi irade etmediği gibi, meydana gelmesinde de bir güç sarf etmiş değildir. Allah’ın sevgili bir kulu olma noktasında gösterdiği gayretlere bir mükâfat olarak Cenab-ı Hak onda bazı harikalar yaratmıştır.
“ ... Kerâmet sahibi de kerametin Allah’tan olduğunu bilir.” Allah’ın himayesinde ve murakabesinde olduğunu düşünmekle tevekkülü ziyadeleşir, imanı daha da kuvvet bulur.
“İstidrâc ise, gaflet içinde iken eşya-yı gaybiyenin inkişafından ve garip fiilleri izhar etmekten ibârettir.” Bu cümlede geçen “gaflet” kelimesi, Allah’tan gafil olma manasındadır. Kâinat kitabını ilim ve hikmetle yazan kudret kalemini hiç düşünmeden, bu kitaptaki bazı meseleler üzerine ciddi kafa yoran, bütün gücüyle çalışan bir bilim adamı, bu gayreti sonunda birtakım harikaları keşfedebilir. Bu bir istidraçtır. Böyle bir bilim adamı ortaya çıkardığı ilmî buluşu kendi nefsine ve gücüne isnat ettiği için enaniyeti kuvvetlenir ve Karun gibi “Ben bu sonuca kendi ilmimle, gayretimle ulaştım” der.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Burada adetullaha uygun olarak veriliyor deniliyor. oysaki süfyanın bazı hocalarla görüştükten sonra hocaların takip ettikleri yolların aksine hareket etmeleri süfyan la beraber içki içmeleri .ki bunlar çok dindar insanlar.hiç adetullaha muvafık görünmüyor. ayrıca üstad hz. leri dahi süfyanın gözlerine doğru iki parmağını uzatması.bu süfyanın tek gözünde ispirtrizma olması . Adettullah kanunlarının üstünde bir güçe sahip olduğu göstermez mi.?
1. Bunlar çalışarak istidrac gösterebiliyor. Hind fakirleri gibi. Bu gibi kişiler ciddi anlamda adetullah kaidelerine uyup, bu harikulade halleri gösterebiliyorlar. Sivri iğnelerin üzerine rahatlıkla oturabiliyorlar.
2. Aç kalmak, az konuşmak ve az uyumak gibi haletlerle, bazı özel hallere mazhar olurlar. İşte Deccal ve Süfyan gibi kişilerin hayatlarında bu gibi haller yaşanmıştır. Özellikle Lenin'in aylarca mağarada kalıp dışarı çıkmadan kitab okuması, aç kalıp, az uyuyup kendisini ruhani ve manevi anlamda yetiştirmesi meşhurdur...
İnsanlar, istidrac ile kerameti nasıl birbirinden ayıracaklar. İkisi de harukülade işler. Avam insanlar burada aldanmazlarmı?Bir de niçin bu fevkalade işler dalalet yollarına isal eden kişilere veriliyor.