"İsyanınızla öyle bir Sultan-ı Zişanın evamirine karşı geliyorsunuz ki, yıldızlar, aylar, güneşler emirber neferleri gibi emirlerine itaat ederler." İradesiz mahluklardan nasıl ders alabiliriz?
Değerli Kardeşimiz;
"Ey hakareti içinde mağrur ve mütemerrid, ey zaaf ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan cin ve ins! Nasıl cesaret edersiniz ki, isyanınızla öyle bir Sultan-ı Zîşânın evamirine karşı geliyorsunuz ki, yıldızlar, aylar, güneşler emirber neferleri gibi emirlerine itaat ederler." (Sözler, On Beşinci Söz, Altıncı Basamak)
Varlıkların hâlleri ve vaziyetleri muhtelif olup, farklılık arz etmektedir. Varlıkların en mükemmeli insan olmakla birlikte, diğerlerin de yine Allah'ı bilme ve itaat etme özellikleri vardır. Onları tümden camid ve keyfiyetsiz görmek ve zannetmek hatadır. Dolayısıyla onların da -bizim anlayamayacağımız şekilde- kendilerine göre bir şuur ve hisleri vardır.
Bizim sahip olduğumuz hayat ve şuura sahip olmayan varlıklar, doğrudan ilahi isimlerin yönlendirmesiyle iş yaparken, insan kendi iradesiyle emir dinleme şerefine nail olmuştur. Varlıklar iradesiz itaat ederken, bizler irademizle itaat etmenin şerefini hissedip, ona göre hareket etmeliyiz.
Tersinden ders çıkarabiliriz, yani onların iradesiz hâlleri iradenin değer ve kıymetini gösterip izah eder. Karanlık nasıl nurun kıymet ve mertebelerine işaret edip hissedilmesini temin ediyor ise, cansız ve iradesiz varlıkların bu halleri, iradenin değer ve kıymetini insana bildiriyor. Bu yönde güzel bir ders veriyor.
Mahrumiyet mevcudiyetin değer ve kıymetini bildirir. Bir şeye sahip olmanın anlamına hizmet eder. İradesiz mevcudatın bu mahrumiyeti de insana güzel bir ders ve nasihat niteliğindedir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü