Kabiliyetlerin başka başka olmasının, bazı erkân-ı imaniyenin inkişafına menşe olamaması ne demektir? Bu kabiliyetler bu alanda vazifeli olan zevat-ı muhterem için mi geçerli?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Her mümin imanın altı rüknüne kati olarak inanır. Ancak, bu imanda, rükünler itibariyle derece farkı olabilir.

Bazı kabiliyetlerde cennet sevgisi ön plandadır, bazılarında cehennem korkusu öncelik kazanır. Yani, bazı kimselerde reca, bazılarında ise havf ön plana çıkar.

Bazıları mülke değil, mülkün malikine gönül bağlarlar, cenneti hiç düşünmezler; tek maksatları kurbiyet-i ilahiye nail olmaktır.

Bazıları, her yaptığı işte melekleri yanında hazır tasavvur eder, meleklere iman onun ruhunda daha ileri derecede hükmetmektedir.

Bazı zevatta peygamber aşkı çok ileri seviyededir. Peygamberlere iman rüknü onun kalbinde daha fazla inkişaf etmiştir.

Bazı kabiliyetlerde kadere tam teslimiyet ön plana çıkar. “Lütfun da hoş kahrın da hoş.” deme makamına çıkan bu zevat, Üstad Hazretlerinin, “Kaderin her şeyi güzeldir.”(1) sözünü hayatlarında ana prensip etmişlerdir. Tevekkülde çok ileri mertebelere eren bu zatlar, kendilerini kâtibin önündeki kâğıt gibi kabul eder, kader her ne yazsa onu güzel görür, her şeyi rıza ve memnuniyetle karşılarlar.

Vahdetü'l-vücud meşrebinde, tevhid hakikati insan kalbini ve aklını o derece istila eder ki, mahlukatı onların nazarlarından siler ve “Ondan başka mevcut yoktur.” dedirterek onları bir nevi manevi sarhoşluk haline sokar.

1) bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 3.118
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...