Kaç çeşit velayet vardır, konu hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Silsile-i Nakşînin kahramanı ve bir güneşi olan İmam-ı Rabbânî (r.a.), Mektubat'ında demiş ki: 'Hakaik-i imaniyeden bir meselenin inkişafını, binler ezvak ve mevâcid ve kerâmâta tercih ederim.'"

"Hem demiş ki: 'Bütün tariklerin nokta-i müntehâsı, hakaik-i imaniyenin vuzuh ve inkişafıdır.'"

"Hem demiş ki: 'Velâyet üç kısımdır. Biri velâyet-i suğrâ ki, meşhur velâyettir; biri velâyet-i vustâ, biri velâyet-i kübrâdır. Velâyet-i kübrâ ise, verâset-i nübüvvet yoluyla, tasavvuf berzahına girmeden, doğrudan doğruya hakikate yol açmaktır.'"(1)

"Velâyet-i suğrâ", en küçük derecedeki velilik demektir. Velayet-i suğra yüksek olmamakla beraber çok uzundur, çok perdelerden geçmek lazımdır

Genel olarak, keşif ve keramet, zayıf insanları teşvik için verilen manevî hediyelerdir. Bu hediyeler olmasa insanın bu uzun berzahları aşıp neticeye ulaşması çok zordur. Bu yüzden Allah uzun ve meşakkatli olan bu manevî yolculuğu zevkli kılmak için bir takım ezvak ve kerametler ihsan ediyor.

Velayet-i kübra, mâna olarak en büyük velilik demektir. Allah’ın bize olan yakınlığından inkişaf eden, Peygamber (asm) varisliğinden gelen, kısa ve yüksek olan ve tarikat berzahına uğramadan zahirden hakikate geçen bir velilik mesleğidir.

Allah ile kul arasındaki yakınlık-uzaklık bu şekildedir. Biz Allah’ın isim ve sıfatlarını anlamakta O’ndan çok uzağız ama O, bütün isim ve sıfatlarıyla bizde tasarruf ettiği için bize şahdamarımızdan daha yakındır. Zira şahdamarını yaratan da O, onun içinden kanı deveran ettiren de O. Güneş, bir anda aynada göründüğü gibi, velayet-i kübrada olan insanın kalb aynasında, Allah’ın isimlerinin tecellisi bir anda inkişaf eder.

Velâyet-i vusta: Sünnet-i seniyyeye ittibâ etmeyi esas alarak imana ve Kur’ân'a hizmet eden büyük mürşitlerin, asfiyaların ve ulemanın yoludur. Bu sıfatları hâiz olan her zat velâyet-i vustaya mazhardır, denilebilir.

Asfiya; sâfiyet, takvâ ve kemâlât sâhibi ve Hz. Peygambere (asm) vâris olup, onun meslek ve gayelerini ihyaya ve tatbike çalışan muhakkik zatlara denir. Bu zatlarda velayetin yanında kuvvetli ilim de bulunur. Yani bir nevi velayet ve ilmin kurbiyet alanında zirvede olduğu şahıslardır. Bu zatlar ilim ve nazar noktasından ihata ve külliyet sahibidirler.

Hülâsa, vusta makamında velayetle beraber ilim de hükmeder. Bu makamda olan zatlar manevî sultan oldukları gibi, ilimde de otorite sahibidirler. Bu ilmî imtiyazları ile suğra makamından ayrılırlar.

(1) bk. Mektubat, Beşinci Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...