Kâinata âlem-i ekber, insana âlem-i asgar deniliyor. Bazı mühim zevat bunun tersini ifade ediyor. Yer ve mahalline göre bu farklı ifadeleri nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu cümlede hem insanın maddeten kâinattan çok küçük olduğu ifade edilmekte hem de kâinattaki âlemlerin insanda küçük numuneler halinde temsil edildiklerine dikkat çekilmektedir. Bu konuda Nur Risaleleri’nde geçen bazı tespitleri hatırlayalım. İnsanın ruhu âlem-i ervahtan haber verir, hafızası leh-i mahfuzu, hayali âlem-i misali temsil eder. Bu cihetle kâinat âlem-i ekber, ondaki âlemlerin küçük numunelerine sahip olan insan ise âlem-i asğardır. Ruh için yapılan bu tesbitler beden için de geçerlidir. Nitekim yine risalelerde insanın kemiklerinin taşlardan, etlerinin topraktan, vücudundaki muhtelif akıntıların kâinattaki nehirlerden haber verdiğine işaret edilir. Sadece bir misal olarak insan bedenindeki demir miktarının 4-5 gram kadar olduğunu, bu bir birkaç gramlık demirin kâinattaki demir madenlerinden haber verdiğini hatırlayalım.

Bazı zatların insanı âlem-i ekber olarak görmeleri onun ahsen-i takvimde yaratılmış en mükemmel mahlûk olması cihetiyledir. Her iki tesbit de doğrudur, farklılık bakış açısı yönüyledir. Nur Risaleleri’nde de bu ikinci cihetle ilgili çok dersler yer almaktadır. Mesela, Yirmi Üçüncü Söz’de insanın ahsen-i takvimde yaratılmış olduğu on ayrı bahiste çok yönleriyle harika bir şekilde izah edilmiştir. Otuzuncu Söz olan Ene bahsi, Otuz Üçüncü Söz’ün insan penceresi, Onuncu Söz’deki Bab-ı İnsaniyet gibi tamamen insana ait müstakil bahisler yanında Mesnevî-i Nuriye’de insana ait bir çok İ’lem ve sair risalelerde de birçok tespitler ve izahlar vardır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...