"Kitap ve mektupları oradan kaldırmasaydım, yine Nur dairesi içinde büyükçe bir mesele olacaktı." cümlesini kader ile nasıl tevfik edeceğiz?
Değerli Kardeşimiz;
Üstad Hazretleri gibi kalb gözü açık, feraseti kuvvetli bir zatın, kaderin yazar bozar tahtası hükmünde olan Levh-i Mahv-ı İsbatı okuyup öyle bir tabir kullanmasında bir mahzur yoktur, diye düşünüyoruz. Yani sebeb ve netice, şart ve meşrutun beraber bulunduğu kaderin bu levhasında, muhtemel hâdiseler ve imkanatları tamamı ile bulunduğu için, kalb gözü ile bu levhayı okuyan birisi, "Şu şart olmadı, şundan da kurtulduk" demesinde bir beis olmamalı. Ama bu levhayı okumadan "Şu sebeb olmaz ise bu netice olmaz" demek, kaderi inkâr manasına gelir.
"Şu sebeb olmasaydı netice ne olurdu?" sualine, Ehl-i sünnet; “bizce meçhuldür” demektedir. Bazen meçhuller Allah’ın veli zatlarına bir inayet ve ikram eseri olarak malum olabiliyor. Bu hususî ikram, o umumî kaidenin dışında olduğu için, Üstad Hazretlerinin o tabirini, -hâşâ- Mu’tezilenin savunduğu "sebebi kabul, kaderi inkâr" fikrine dâhil edemeyiz.
Hulasa; Üstad Hazretleri kitapların kaldırılmaması durumunda, büyük bir zararın kaderde takdir edildiğini görmüş ve Allah’ın inayeti ile de o eserleri tedbir için oradan kaldırmıştır. Yoksa "sebebi kabul, kaderi inkâr" manası bu hâdisede düşünülemez.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü