Küçük çocukların Allah hakkındaki sorularına nasıl cevap verilebilir? Mesela Allah parlak mıdır, nasıldır, neye benziyor gibi?
Değerli Kardeşimiz;
Çocuklar, hikâye ile anlatılan konuları daha kolay ve daha istekli öğrenirler. Allah'ı ve sıfatlarını öğretirken Lokman (a.s.) ile oğlu arasında geçen konuşmaları hikâye şeklinde anlatabiliriz. Bazıları çocuklarına Peygamber Efendimizi (asm) anlatırken, çocukları ne kadar çok sevdiğini, torunları Hz. Hasan ve Hüseyin Efendilerimizden ve kızı Fatıma anamızdan örnekler vererek hikâye şeklinde anlatmaktadırlar. Keza gösterdiği mucizeleri anlatırken de hikâye yolunu seçerler. Meselâ; Sevgili Peygamberimiz (asm) ve Hz. Ebu Bekir hicret için Sevr mağarasına gizlendiklerinde yaşanan örümcek ve güvercin mucizesini anlatmak üç dört yaşlarındaki çocukların çok hoşlarına gider. O kadar hoşlarına gider ki "Babacığım, bir daha anlat" derler.
Çocuklar yaptığımız basit açıklamalarla yetinir, fazlasını merak etmezler. Bir anne anlatmıştı:
"Dört yaşındaki çocuğum bana, 'Anne, neden Allah’ı göremiyoruz?' dedi. Ben de gözlerimiz küçük olduğu için Allah'ı göremeyiz, dedim. Kendi kendine mırıldandı: 'Evet, gözlerimiz küçük olduğu için Allah'ı göremeyiz.' Bu cevap ona yetti, başka soru sormadı. Büyük çocuklara bu açıklama yeterli olmayabilir."
Bir ailenin aktardığı şu örnek bizim de işimize yarayabilir:
O sıralarda çocukları baba ve anneye "Allah nerede?” “Allah’ı niçin göremiyoruz?" sorularını sormaktadır. Bir gün başka bir ilde oturan babaanne torunlarına bir su böreği yapar ve bir akrabalarıyla yollar. Su böreğini yerken babanın birden aklına gelir.
"Çocuklar, şimdi babaannemiz nerede?" diye sorar.
Çocuklar babaannenin oturduğu ili söylerler. Babanın,
"Bu börekleri kim yaptı ve bize kim yolladı?" sorusunu çocuklar,
"Babaanne!.." diye cevaplarlar. Baba yine sorar:
"Nerden biliyorsunuz onun yaptığını?"
"Çünkü bu güzel su böreğini babaanne yapıyor" diye cevap verir çocuklar. Baba burada şu yorumu ekler:
"Biz babaanneyi göremiyoruz gözümüzle. Ancak onun yaptığı bu börek yoluyla onu tanıyor ve biliyoruz. Ayrıca o İstanbul'da olmasa da yaptığı börekle şimdi bizim yanımızda. Yaratıcımızı da gözümüzle göremiyoruz. Ancak O da yaratmış olduğu çiçeklerle, rüzgârla, çilekle bizim yanımızda."
Nur ve ışık gibi şeyler gözümüzün içine girip görmemizi sağlıyor. Şayet Allah nur ve ışık gibi bir şey olmuş olsa idi, O’nun da gözümüzün içine girmesi mümkün olurdu. Oysa Allah yarattığı hiçbir şeye benzemez ve onlarla bir ve denk tutulamaz.
Eser sahibi kendi eserine benzemez ve onun cinsinden olamaz. Mesela, oyuncak araba yapan bir usta yapmış olduğu oyuncak arabaya benzemez ve araba gibi demirden, tenekeden, plastikten değildir.
Allah kâinatı ve her şeyi yoktan var eden bir eser sahibidir. Dolayısı ile kâinatın içinde olan hiçbir şeye benzemez. Mesela, Allah toprağa, suya, havaya, ateşe, ışığa, nura benzemez ve onların cinsinden değildir.
Zira Cenab-ı Hak, maddeden münezzeh, zaman ve mekânla kayıtlı olmayan bütün sıfatları sonsuz ve mutlak olan ezelî ve ebedî bir Zât-ı Akdestir. Mahlûkatın sıfatları ise kendileri gibi mahlûktur, hadistir, sınırlıdır.
Allah'ın kendisini "Nur" olarak isimlendirmesi, ışık verme ve aydınlatma fiilinin çokluğunu ifade etmesi içindir. Allah'ın "nur" sıfatı, zatının da ışık gibi parlak olduğu manasına gelmez. Çünkü nuru ve zulümatı var eden Allah'tır. (bk. En'am, 6/1)
İlave bilgiler için aşağıdaki soru ve cevapları inceleyebilirsiniz:
- Küçük çocuklara Allah'ı nasıl anlatabiliriz? ...
- Risale-i Nur ışığında çocuk terbiyesi nasıl olabilir? ...
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü