"Kur'an, Hz. Yakub'un hissiyatını ne derece Züleyha'nın hissiyatından yüksek göstermişse, şefkat dahi o derece aşktan yüksek görünüyor." Bu ifadeye göre, "Rahman ve Rahim ismi Vedud isminden çok yüksektir." diyebilir miyiz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İlahi isimlerin her birinin ayrı bir güzelliği, fazl ve kemali vardır. Allah’ın, bütün isimlerin tecellilerine birbirinden farklı mertebelerde muhabbeti ve her bir tecelliden ayrı bir lezzet-i mukaddesesi vardır ve bu tecellilerde azamet ve kibriyasını ayrı şekil ve derecelerde ilan ve izharı söz konusudur.

Vedud; “Sonsuz muhabbete, yegâne layık olan.” “Mahlukatını çok seven ve daima onların hayrını isteyen.” “İyi kullarını seven, onları rahmet ve rızasına erdiren.”

Mektubat’da bir sualin giriş kısmında “Eâzım-ı Esmâ-i İlâhiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedûd'un iktiza ettikleri şefkatperverâne terbiye ve maslahatkârâne tedbir ve muhabbetdârâne taltif,..”(1) buyurulmakla Vedud isminin “muhabbetdârâne taltif"i iktiza ettiği ifade edilmektedir. Yani, Allah ahsen-i takvimde yarattığı insanı sevmekte, iman ve salih amel şartlarını taşıyan insanları cennetle taltif etmektedir.

Üstad Hazretlerinin beyan ettiği gibi, insanın yaratılışında cemale karşı muhabbet vardır ve Allah’ın bütün isimleri güzel olduğundan insan kalbi, Allah’a muhabbet edecek bir fıtrata sahiptir. Ve insan, Allah’ın bütün isimlerine mazhar olan en güzel eseridir.

Yine insan kalbinde “kemale karşı meftuniyet, ihsana karşı perestiş” olduğu ders veriliyor. Allah’ın en mükemmel eseri ve ihsanlarına en fazla mazhar olan mahlûku insandır. Bu üstün yaratılışı da insan kalbinin Allah sevgisiyle dolmasını netice verir.

Ve Sözler’den bir muhabbet dersi:

“İnsan, kâinatın en câmi’ bir meyvesi olduğu için, kâinatı istila edecek bir muhabbet o meyvenin çekirdeği olan kalbine dercedilmiştir.”(2)

Her şeyiyle sınırlı olan insanın nihayetsiz olan tek ciheti ondaki muhabbet kabiliyetidir. İnsan, meyvesi olduğu kâinat ağacının tümünü sevmekte ve bu sevgisi kâinatı çok aşmaktadır. Ve bir sonraki cümlede şu hakikat ders verilmektedir:

“İşte şöyle nihayetsiz bir muhabbete layık olacak, nihayetsiz bir kemal sahibi olabilir.”

Demek ki esas olan, asıl muhabbete lâyık olan Cenab-ı Hakk’ı sevmek sonra da onun namına diğer bütün mahlûkatı sevmek ve onlardaki esma tecellilerini okumaktır ki, aşk-ı hakiki budur.

Muhabbetullah, insanın Allah’ı sevmesi ve bütün muhabbetini ona hasretmesidir. Cenab-ı Hakk’ın insanın kalbine muhabbet koymasının sebebi, onun kendisini sevmesi içindir.

İnsan, her şeyden evvel Allah'ı sevmeli, sonra onun namına diğer mahlukatı. Padişahı seven, elbette onun sarayını, bağ ve bahçelerini ve içindeki her şeyi sever. Ona itaat eder ve yasaklarından sakınır.

Şu kâinatta çiçeğinden baharına, zemininden semasına kadar sevdiğimiz, takdir ve tahsin ettiğimiz her şey Cenâb-ı Hakk'ın esma-i hüsnasının aynalarıdır. Çünkü sevgiye sebep olan her kemal ve cemal ondadır; ondandır. Cemal ise zatında sevilir. Ezelden ebede bütün nimet ve ihsanlar, lütuf ve ikramlar onun hazinesinden gelmekte, onun kereminden akmaktadır. Bütün güzellikler, ihsanlar ve ikramlar onun zatının, sıfatlarının ve esmasının güzelliğindendir.

Diğeri ise, önce mahlukatı sever ve onda fena ve zeval tokadını yedikten sonra hakiki aşka yönelir. Buna aşk-ı mecazi denir. Bunun zararları ve riskleri çoktur. Zira mahbublarda boğulma ve çıkamama durumu olabilir.

Şefkat ile mukayese edilen aşk, mecazi aşktır, hakiki aşk değildir. Mecazi aşk Vedud isminin tecellisinden ziyade, insanın kendi suistimalinden, yani muhabbetini yanlış yerlerde kullanmasından ibarettir.

Ama aşk-ı hakikî olan muhabbetullaha ise Vedud isminin tam bir tecellisi ve cilvesi nazarı ile bakabiliriz. Rahim ismi nasıl tecelli ediyor ve etmek istiyor ise, aynı şekilde Vedud ismi de aynen aşk-ı hakikî tarzında tecellî eder ve etmek ister.

Tasavvuf geleneğinde Vedud isminde mecazi aşk galip olduğu için, mecazi aşktan, hakiki aşka geçilir. Bu yol, yani aşağıdan yukarıya seyru süluk tarzı çok zor ve tehlikeli olduğu için, hiçbir zaman şefkat yolu ile Rahim ismine gitmeye yetişemiyor.

Onun için şefkat aşktan daha keskindir ve tehlikesizdir. İnsan önce Allah’ı sever, sonra da onun namına mahlûkatını sever, bunda ne bir tehlike ne de bir zarar yoktur. Risale-i Nurlarda da bu yol esas alınmıştır. Allah namına olan bu tarz muhabbete Vedud isminin tecellisi olarak bakabiliriz.

Ama bunun yanında Rahman ve Rahim isimleri Vedud isminden hem daha geniş hem de daha muhittir diyebiliriz. Zira bütün fiilî isimler Rahman isminden nebean ediyor.

Dipnotlar:

1) bk. Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup.

2) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Beşinci Dal.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

BatıpGidenleriSevmem
Bu cumleyi daha acik ifade eder misiniz :"Butun fiili isimler Rahman isminden tecelli ediyor"
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Üçüncüsü, "Cenâb-ı Hakkın ismi, Zât-ı Akdesine ayn olduğu cihetle, Lâfza-i Celâl, sıfât-ı ayniyeye işarettir. اَلرَّحِيمِ de, fiilî olan sıfât-ı gayriyeye îmadır. اَلرَّحْمٰنِ dahi, ne ayn ne gayr olan sıfât-ı seb’aya remizdir. Zira Rahmân, “Rezzak” mânasınadır. Rızık, bekaya sebeptir. Beka, tekerrür-ü vücuttan ibarettir... "(1)

Bu paragrafta da ifade edildiği gibi, kainatta icracı olan yedi sıfat Rahman isminden nebean ediyorlar. Yani hay, kelam, kudret, ilim, irade, sem ve basar, Rahman isminin kaynağından tecelli ediyorlar ve kainatta her şeyi ihata etmişler.
Üstad  Hazretlerinin şu ibareleri açık bir şekilde esma-i hüsnanın, dolayısı ile ona müstenit olan fiil ve icraatların nihayetsiz olduğunu ve bunların menşelerinin ne olduğuna işaret ediyor.

"Sual: Bu fiili isimlerinin kesretle tenevvüü neden meydana geliyor?"

"Cevap: Kudret-i ezeliyenin, kainattaki mevcudatın nevilerine, fertlerine olan nispet ve taallukundan husule gelir."(2)

Bu isimler, kâinat ve mahlûkatın yaratılması ile meydana çıktıkları için, Ehl-i sünnete göre hâdistirler. Ama bu isimlerin arka cephesinde asıl iş görüp icra eden kudret sıfatı, ezelî ve ebedîdir. Kudret sıfatı da Rahman isminden nebaen ettiğine göre bütün fiili isimlerin Kudret sıfatı vesilesi ile Rahman isminden çıkması iktiza eder.  

(1) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Fatiha Suresi Tefsiri.

(2) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Fatiha Suresi Tefsiri.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...