"Kur’anın ekser ayetleri, her biri birer hazine-i kemalâtın anahtarı ve birer define-i ilmin miftahıdır." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad Hazretleri, bu suale de cevap olmak üzere, haşiyede “otuz üç aded Sözlerin, otuz üç aded Mektubların, otuz bir Lem'aların ve on üç Şuaların; yüz yirmi basamaklı bir merdiven” olduğunu beyan ediyor.

Her risale, o risalenin başına konulan ayet-i kerimedeki kemalat hazinesinin bir anahtarı gibidir. Mesela, Altıncı Söz ve o Söz’ün başında yer alan,

“Muhakkak, Allah, müminlerden nefislerini ve mallarını cennet mukabili satın aldı.” (Tevbe, 9/111)

mealindeki ayet-i kerimenin ilim ve irfan definesinin bir anahtarıdır.

Bir diğer misal: İslam âlimleri, “...Allah kimseye vüsunden (güç yetirebileceğinden) fazla teklif yapmaz...” (Bakara, 2/286) Mealindeki âyet-i kerîmeyi çok farklı cihetleriyle ele almışlar ve kendi sahalarında çok ehemmiyetli hükümler çıkarmışlardır. Mesela, fıkıh âlimleri bu ayetten “fakirlerin zekât vermekle mükellef olmadıkları, bir azası noksan olanın abdest alırken o azayı yıkamaktan mesul tutulmayacağı, keza su bulunmayan yerde teyemmümün caiz olduğu” gibi bir hayli hüküm çıkarmışlardır.

Öte yandan, aynı ayet-i kerîmeden kelam âlimleri, insan aklının da bir nefis olduğu, onun da gücü yetmeyeceği şeylerden mesul olmayacağı hükmünü çıkarmışlar ve kişinin iman konusunda aklının vüsati kadar mesul ve mükellef olacağını hükme bağlamışlardır. “Bir kişi kuytu bir yerde yaşamış ve Kur’an'ın nazil olduğunu, Peygamber Efendimizin (asm) geldiğini hiç duymamışsa, bu adam bu iman rükünlerinden mesul olmaz, ancak aklı ve vicdanı bulunduğu için kendisinin ve onu kuşatan kâinatın bir yaratıcısı olduğunu bilmesi gerekir.” demişlerdir.

Bu konuda daha birçok hükümler çıkarmışlardır. Böylece bu ayet-i kerime onlar için bir ilim definesi ve bir kemâlat hazinesi olmuştur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

[email protected]

Burada kemalat hazinesi için anahtar, ilim definesi için miftah kelimeleri kullanımış. Anahtar ve miftah kelimeleri arasında bir nüans var mı? Miftah daha yüksek kıymette bir anahtar gibi düşünülebilir mi? İkinci bir soru: Anahtar ve miftah kelimelerinin kullanılması kelime tekrarına girmemek için olabilir mi? Risalede ardışık ifadelerdeki her kelime değişiminde mutlaka bir nüans var mıdır? İ’lem eyyühe’l-aziz! Kâinatın miftahı, anahtarı insanın elindedir. Bu ifadede ise ikisi arasında nüans olması gerekir gibi görünüyor gibi geldi. Ne dersiniz?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

"Miftah" ve "Anahtar" Arasındaki Lugat ve Semantik Nüans

Arapça kökenli miftah (miftâḥ) ile Farsça kökenli anahtar kelimeleri temelde aynı işlevi görse de, klasik edebiyatta ve Risale özelinde nüanslar barındırır:

Miftah: Kelime kökü olan "feth" (açmak) ile doğrudan bağlantılıdır. Sadece fiziksel bir kapıyı açan alet değil; bir fethin, bir sırrın, bir kapalılığın giderilmesinin aracıdır. Daha geniş, manevi ve külli açılışlar için kullanılır. "Miftahu'l-gayb" (gaybın anahtarı) ifadesinde olduğu gibi, gizli hakikatlerin keşfiyle ilgilidir.

Anahtar: Daha çok günlük dilde kullanılan, belirli bir nesneye veya mekana girişi sağlayan somut bir vasıtayı çağrıştırır.

Sizin de belirttiğiniz gibi, miftah kelimesi genellikle daha yüksek, daha külli veya manevi "define" ve "hazine"lerin açılması aşamasında tercih edilir. "İlim definesi" gibi daha soyut ve derin kavramlarda miftahın kullanılması, ilmin kapısının fethini temsil eder.

Kelime Tekrarından Kaçınma mı, Yoksa Mana Zenginliği mi?

Risale-i Nur’un telif tarzında kelime seçimi sadece edebi bir çeşitlilik (seci veya monotonluğu kırma) amacı taşımaz. Elbette metnin akıcılığı ve estetiği için eş anlamlı kelimeler kullanılır; ancak Risale-i Nurun üslubunda genellikle "müteradif" (eş anlamlı) görünen kelimeler arasında bir makam farkı gözetilir.

Kemalât Hazinesi / Anahtar: Kemalât (olgunluklar), insanın ulaşabileceği mertebelerdir. Bu mertebelere girmek için bir "anahtar" (vasıta) lazımdır.

İlim Definesi / Miftah: İlim, gizli bir define gibidir. O defineyi "fethetmek" (açığa çıkarmak) için ise miftah gerekir.

Burada anahtar bir giriş vasıtası, miftah ise bir keşif vasıtası olarak konumlandırılmış olabilir.

"Kâinatın miftahı, anahtarı insanın elindedir" İfadesi

Mesnevi-i Nuriye’de geçen bu ifade, bu iki kelimenin neden beraber kullanıldığına dair harika bir örnektir. Burada ikisinin yan yana gelmesi sadece tekit (kuvvetlendirme) değil, ihata (kapsayıcılık) içindir:

Miftah: Kâinatın manevi kapılarını, yani esma-i ilahiyenin sırlarını açan yönüdür (Ene/Benlik duygusu bu noktada bir miftah görevi görür).

Anahtar: Kâinatın maddi ve meşhud (görünen) kapılarını anlamlandıran pratik yöndür.

Üstad, hem klasik/yüksek dili (miftah) hem de halkın ve günlük hayatın dilini (anahtar) beraber kullanarak, insanın sahip olduğu donanımın her türlü kapıyı (hem manevi hem maddi, hem ilmi hem ameli) açabilecek güçte olduğunu vurgular.

Risaledeki Kelime Değişimleri Hakkında Genel Kural

Risale-i Nur’un "İ’caz-ı Kur’an" bahsinde vurgulandığı gibi, Kur’an’ın her bir kelimesi birer "fıtri kanun" hükmündedir. Üstad, Risaleleri telif ederken bu Kur’ani üslubu taklit eder. Dolayısıyla ardışık ifadelerdeki kelime değişimlerinde:

Makamın İktizası: Her kelime, hitap ettiği duyguya veya akla göre seçilir.

Tamamlayıcılık: Bir kelime meselenin bir yüzüne bakarken, diğeri öteki yüzünü aydınlatır.

Tenzil: Yüksek bir hakikati (miftah), herkesin anlayabileceği bir örneğe (anahtar) yaklaştırmak amacı güdülür.

Özetle: Miftah daha ziyade "fetih" ve "sırrı açma" derinliği taşırken; anahtar, o fethe giden yolu pratikleştirir. Aralarındaki nüans, sadece kelime tekrarını önlemek değil, hakikatin farklı katmanlarına işaret etmektir.

1
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...