"Maarif-i İslamiye ordusunun fırkaları olan ehl-i medrese ve ehl-i tekye ve ehl-i mektebin ifrat ve tefrit ile birbirlerini tadlîl ve techîl ile hasıl olan ve..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Maarif-i İslamiye ordusunun fırkaları olan ehl-i medrese ve ehl-i tekye ve ehl-i mekteb; ifrat ve tefrit ile birbirini tadlil ve techil ile hasıl ve ahlak-ı İslamiye’yi esasıyla sarsan ve ahenk-i terakkiyi ihlâl eden tebayün-ü efkârları ve tehalüf-ü meşrebleri izale ve efkârı tevhid, meşaribi takrib zaruridir."

"Nasıl ki; cesim bir fabrika-yı muntazamanın ve bir kasrın odalarının kapıları birbirine açılıyor, bir maksada hizmet eder."

"Kezalik, mektep ve medrese ve tekye, te'yid-i münasebet ile o kasr-ı âli-yi İslâmiyenin birer açık kapılı odası gibi olmak ve salonu da hükûmet olmak zarurîdir. Tâ herbiri diğerinin noksanını tekmîl ile kâide-i taksîm-ul-mesaî tatbik edilsin." (Asar-ı Bediiyye, Makale-9: Dağ Meyvesi Acı da Olsa Devadır)

Maarif-i İslamiye, İslami bilgiler ve eğitim sistemidir. Bu eğitim sisteminde medrese, tekke ve fen ilimlerinin okutulduğu mektepler bulunuyor. Ve Üstad'ın zamanında bu üç kurum arasında bir düzen bir ahenk olmadığı gibi birbirini cahillik ve sapkın olmakla itham ediyorlar. Bu da eğitim ve terbiyeyi ve İslam ahlakını temelden sarsıyor; ilerleme ve gelişmenin ahengini bozuyor.

Bu üç kurumu ıslah etmeden ve birbiri ile ahenkli çalışmasını temin etmeden sonuç almak mümkün değildir.

Üstadımız kurmak istediği Medresetüzzehra'da icra edeceği tevhid-i tedrisat eğitim sistemiyle bu mahzurları ortadan kaldırmış, eğitimdeki hastalıkları tedavi etmiş, her kesim arasındaki ahengi, kaynaşmayı sağlamıştır: "Fünun-u cedideyi, ulûm-u medaris (medresede din ilimleriyle) ile mezc ve derç" ederek, kaynaştırmış, bir araya toplamıştır.

"Vicdanın ziyası, ulûm-u dîniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecelli eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder." (Münâzarât, s. 127)

Yani vicdanı aydınlatan din, aklı nurlandıran fen ilimleridir. Yalnızca din ilimleri okumak taassubu; sadece fenleri okutmak hile ve şüpheleri doğurur. Hakikat bu ikisinin kaynaşmasıyla tahakkuk ederse âdeta gayretleri harekete geçirir.

Kurumlar birlikte ve ahenkli çalıştığında maksada hizmet ederken, aynı kurumlar birbirinin aleyhinde ve düşmanca hareket ederlerse, o zaman maksadı yerle bir ederler.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...