Mesnevi-i Nuriye Mukaddime'sinde, Birinci Nokta'da geçen "hakikatü’l-hakaik" ifadesini açıklar mısınız?
Değerli Kardeşimiz;
"BİRİNCİ NOKTA: Kırk elli sene evvel, Eski Said, ziyade ulûm-u akliye ve felsefiyede hareket ettiği için, hakikatü'l-hakaike karşı ehl-i tarikat ve ehl-i hakikat gibi bir meslek aradı. Ekser ehl-i tarikat gibi yalnız kalben harekete kanaat edemedi. Çünkü, aklı, fikri hikmet-i felsefiyeyle bir derece yaralıydı, tedavi lâzımdı."
"Sonra, hem kalben, hem aklen hakikate giden bazı büyük ehl-i hakikatin arkasında gitmek istedi. Baktı, onların her birinin ayrı, câzibedar bir hassası var. Hangisinin arkasından gideceğine tahayyürde kaldı. İmam-ı Rabbânî de ona gaybî bir tarzda 'Tevhid-i kıble et.' demiş."(1)
“Hakikatü'l-hakaik” hakikatlerin hakikati demektir. Bununla işaret edilen mâna ise, imana dair ulvî hakikatler ve bu hakikatlere ulaşma usulleri ve yollarıdır.
(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Mukaddime.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar