"Misak-ı ezeliye ile peyman ve yeminimiz olan iman, bu menşur-u mukaddeste yazılmıştır." Ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
Bediüzzaman Hazretleri’nin Muhakemat adlı eserinde geçen bu derin ifade, imanın köklerini ezeldeki bir söze (misaka) dayandırır ve Kur’an-ı Kerim’i (veya Kelime-i Tevhit beyanını) bu yeminin yazılı olduğu kutsal bir ferman / berat olarak tanımlar.
Cümlede öne çıkan temel kavramlar ve ifade ettikleri anlamlar şunlardır:
1. Misak-ı Ezeliye, Peyman ve Yemin
Misak-ı Ezelî: Ruhların yaratılışında, Cenab-ı Hakk’ın "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" sorusuna ruhların "Evet, Rabbimizsin!" diyerek verdiği ilk söz ve ahitleşmedir (Kalu Bela) (bk. A'râf Suresi, 172. ayet).
Peyman ve Yemin: Farsça bir kelime olan peyman, antlaşma, ahit ve yemin demektir.
Manası: İman; insanın dünyada sonradan öylesine seçtiği yüzeysel bir fikir değil, daha yaratılışının en başında, ruhlar aleminde Yaratıcısına verdiği o ezeli sözün ve yeminin dünyadaki tezahürüdür.
2. Menşur-u Mukaddes
Menşur: Padişahların veya devlet başkanlarının tayin, unvan veya rütbe verirken yayınladıkları resmî, tuğralı ferman, mukavele ve berat demektir.
Mukaddes: Kutsal, mübarek, her türlü eksiklikten arınmış.
Manası: Kur’an-ı Kerim (ve onun özü olan Kelime-i Tevhid), ruhların ezelde Rabbiyle yaptığı o büyük ve mukaddes antlaşmanın metnini barındıran ilahi bir fermandır (berat).
Özetle bu ifade; müminin imanı sayesinde ezeli sözleşmesine sahip çıktığını, Kur'an'ın ise o ezeli yemini bize hatırlatan ve belgeleyen kutsal bir ilahi ferman olduğunu dile getirir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü