"Mürur-u zaman istedi, medeniyet çabaladı, Hristiyanlık da çalıştı... Ey birader misali! Zaman böyle gösterdi. O ikiz iki dehâ öküz gibi reddetti..." İzah eder misiniz, neden "öküze" benzetiliyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Şimdi buna dikkat et: Eski Roma, Yunanın iki dehâsı vardı; bir asıldan tev'emdi. Biri hayal-âlûddu, biri maddeperestti."

"Su içinde yağ gibi imtizaç olamadı. Mürur-u zaman istedi, medeniyet çabaladı, Hristiyanlık da çalıştı. Temzicine muvaffak hiçbiri de olmadı."

"Her biri istiklalini filcümle hıfzeyledi. Hatta el'an âdeta o iki ruh, şimdi de cesetleri değişmiş. Alman, Fransız oldu."

"Güya bir nevi tenasuh başlarından geçmişti. Ey birader misali! Zaman böyle gösterdi. O ikiz iki deha öküz gibi reddetti. Temzicin esbabını."

"Şimdi de barışmadı. Madem onlar tev'emdi, kardeş ve arkadaştı, terakkide yoldaştı. Birbiriyle döğüştü; hiç de barışmadılar." (Sözler, Lemeat, Bir meclis-i misalîde, şeriatle medeniyet-i hazıra, ...)

Eski Roma ve Yunan medeniyetinin birisi hayali esas alan mitolojik, diğeri aklı esas alan tabiatçı olmak üzere iki ekolü, iki okulu vardır. İkisi bir rahimden çıkan ikizler gibidir. Nasıl yağ su ile birleşemez ise, şu iki ekol de birbiri ile asla imtizaç edemez ve edememiştir.

Hristiyanlık döneminde de bu iki ekol, kendini farklı bir kimlik ve elbise ile devam ettirdiler. Her iki ekol de kendi esasını muhafaza etti, bu ta günümüze kadar gelmiştir. Günümüze kadar olan bu gelişi Üstad Hazretleri tenasuha, yani reenkarnasyona benzetiyor. Bu medeniyetlerin ruhu aynı kalmış, sadece ceset ve elbiseler farklılaşmış.

"Su içinde yağ gibi imtizaç olamadı. Mürur-u zaman istedi, medeniyet çabaladı, Hristiyanlık da çalıştı. Temzicine muvaffak hiçbiri de olmadı."

Su ile yağın imtizaç etmemesi gibi, bu iki ekol de imtizaç edemedi. Zamanın geçmesi birbirine yakın olan düşünceleri yaklaştırdığı hâlde, bunlarda muvaffak olamadı. Medeniyet birbirinden ayrı fikirleri yaklaştırdığı hâlde o da başaramadı. Hristiyanlık hepsinin ortak dini olduğu, dinlerin de kültürleri birleştirici rolü olduğu hâlde o da bunu yapamadı.

Bu iki ekolün imtizaç edememesini ya da etmemekteki inadını; Üstad Hazretleri biraz da müstehzi bir şekilde öküze ve onun darb-ı mesel olmuş inadına benzetiyor...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Kullanıcı

ÖKÜZ TEŞBİHİ

Günlük halk dilinde “inatçı” deyince daha çok keçi akla gelir.

Ama Üstad’ın “öküz gibi reddetti” demesi, keçiden farklı bir anlamı hedeflediğini gösteriyor.

 1) Keçi inadı aktif bir inattır

Keçi:

kıvrak

hareketli

anlık tepkili

hızlı reddeder ama yönü değiştirilebilir

inadı “atak”tır

Bu, Üstad’ın anlatmak istediği şey değil.

2) Öküz inadı pasif, ağır, kütle gibi, hareketsiz bir inattır

Öküz:

hareket ettiremezsin

çeksen gelmez

itsen gitmez

pasif direniş gösterir

oturduğu yerden kalkmaz

tam bir “kütle-engel” gibidir

Üstad’ın anlatmak istediği tam da budur:

Roma ve Yunan medeniyetleri birbirini kabul etmede, adeta kütlesel ve pasif bir dirençle, hiçbir şekilde yerinden kıpırdamayacak kadar inatla red etmiştir.

4) Üstad’ın kelime seçimi ince bir belâgat

Keçiyi seçmez çünkü:

Keçi küçük → Roma–Yunan devleri küçük değildir

Keçi hareketli → Roma–Yunan durağan ve ağır bir zihinsel dirençtir

Keçi atak → Roma–Yunan red tavrı atak değil, kalıtsal ve köklüdür.

Öküz ise:

Büyük

Ağır

Yerinden oynatması zor

Pasif direnci kuvvetli

Kuvvetle “reddedici”

Bu yüzden teşbih çok isabetlidir.

Öküz benzetmesi, kaba bir hakaretten ziyade:

 “Ağır, katı, değişmeye zor uyum sağlayan”

 “Yan yana koşsa da aynı yöne gitmeyen”

 “Birlikte koşulması zor olan iki varlık”

mecazlarını temsil eder.

Yani burada esas vurgu:

 İnat değil

 Uyumsuzluk ve sentez kabul etmeme

Bu yüzden “keçi gibi” değil “öküz gibi” denmiş.

 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Kullanıcı

"Bu iki ekolün imtizaç edememesini ya da etmemekteki inadını; Üstad Hazretleri biraz da müstehzi bir şekilde öküze ve onun darb-ı mesel olmuş inadına benzetiyor.." diyorsunuz ama inattan ziyade uyumsuzluk var bu iki medeniyette. 

Öküz,

Ağır, katı, değişmeye zor uyum sağlayan

 “Yan yana koşsa da aynı yöne gitmeyen”

 “Birlikte koşulması zor olan iki varlık”

" İnatçı yönü olan"

mecazlarını temsil eder.

Yani burada esas vurgu:

 İnat değil

 Uyumsuzluk ve sentez kabul etmeme

Bu yüzden “keçi gibi” değil “öküz gibi” denmiş.

Uyumsuzluk yönü, inat yönünün önüne geçmiş. Şayet inat yönü çok önde olsaydı, keçi denebilirdi.

Burda %100 kör inat yok, zira Roma medeniyeti, yunan medeniyetinden de etkilenmiş. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...