"Muvazene ve tafdil, vaki mevcutlar içinde olduğu gibi, imkânî, hattâ farazî eşyalar içinde dahi olabilir. Nasıl ki, ekser mahiyetlerde müteaddit merâtip bulunur..." Dördüncü işareti özetler misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Muvazene ve tafdil, yani ölçüp biçmek ve birini diğerinden daha üstün bulmak mevcut eşya için olduğu gibi imkânî ve farazî eşya için de olabilir. Farazî olarak yağmura müekkel bir meleğin de Ay’a müekkel bir meleğin de yiyip içtiklerini farzedelim. Ay’a müekkel meleğin daha fazla yiyip içebileceğini söyleyebiliriz.

Mahiyet bir şeyin ne olduğu sorusuna verilen cevaptır. Taşı göstererek “Bu nedir?” diye sorsak “taştır” cevabını alırız. Çakıl taşına da taş deriz, tamamı taştan olan bir dağa da taş deriz. Keza, karıncaya da hayvan deriz, balinaya da…

“Esmâ-i İlâhiye ve sıfât-ı kudsiyenin mahiyetlerinde de, akıl itibarıyla hadsiz merâtip” bulunmasını kudret sıfatını örnek alarak açıklamaya çalışalım.

Yaprağı hareket ettirmenin, insanları yürütmenin, dünyayı döndürmenin, güneşi bütün gezegenleriyle birlikte hareket ettirmenin hep kudret gerektirdiğini ve kudretle tahakkuk ettiğini aklen biliyoruz. Yine bizim aklımıza göre yaprağı hareket ettirmek, dünyayı döndürmeye göre daha az kudret gerektirir. İşte Allah’ın sonsuz, ezelî ve ebedî, tecezzi ve inkısamdan yani cüzlere, parçalara bölünmekten münezzeh olan kudreti bizim tasavvur ettiğimiz bütün kudretlerden daha büyüktür. Üstadımızın ifadesiyle o İlâhî kudret, kudret sıfatının “mümkün ve mutasavver bütün merâtibinin en ekmelinde, en ahsenindedir.”

O kudret için bir çiçeği yaratmakla bir yıldızı yaratmanın hiçbir farkı yoktur. Birine az diğerine çok kudret sarf edilmez, her ikisi de aynı sonsuz kudretle yaratılırlar. Fark olduğu düşünülse İlâhî kudrette inkısam ve tecezzi olduğu kabul edilmiş olur ki bu muhaldir.

İmam-ı Gazzali hazretleri “Daire-i imkânda daha ahsen yoktur.” buyurmakla, her eserin kendi mahiyetine ve vazifesine göre en güzel şekilde yaratıldığını ders vermektedir. Cenab-ı Hak, atomlardan, gezegenlere, mikroplardan meleklere kadar her ne yaratmışsa hepsi güzel ve yine her eser kendi makamında en mükemmeldir. Yani bu çiçekten daha güzel bir çiçek, bu koyundan daha güzel bir koyun düşünülemez.

Bir mahlûkun mükemmelliği, halk etme, yaratma fiilinin mükemmelliğini, o ise Hâlık isminin mükemmelliğini, o da Hâlık olma vasfının (sıfatının) mükemmelliğini, o da hâlıkıyetin (yaratıcılık şe’ninin) mükemmelliğini gösterir. Bütün bu mükemmellikler, Allah’ın ilim, irade, kudret gibi hepsi sonsuz ve mutlak olan sıfatlarının kemalinden haber verirler. Bu sonsuz sıfatlar ise yine sonsuz kemâlde olan bir Zât’ın varlığın delalet ederler.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...