"Nasıl ki, bin ve on çekirdeği bulunan bir zat, o çekirdekleri toprak altında bir muamele-i kimyeviyeye mazhar etse, ondan on tanesi ağaç olmuş, bini bozulmuş..." izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"... Nasıl ki, bin ve on çekirdeği bulunan bir zat, o çekirdekleri toprak altında bir muamele-i kimyeviyeye mazhar etse, ondan on tanesi ağaç olmuş, bini bozulmuş. O on ağaç olmuş çekirdeklerin o adama verdiği menfaat, elbette, bin bozulmuş çekirdeğin verdiği zararı hiçe indirir. Öyle de nefis ve şeytanlara karşı mücahede ile yıldızlar gibi nev-i insanı şereflendiren ve tenvir eden on insan-ı kâmil yüzünden o nev’e gelen menfaat ve şeref ve kıymet, elbette, haşarat nev’inden sayılacak derecede süflî ehl-i dalâletin küfre girmesiyle insan nev’ine vereceği zararı hiçe indirip göze göstermediği için, rahmet ve hikmet ve adalet-i İlâhiye, şeytanın vücuduna müsaade edip tasallutlarına meydan vermiş."(1)

Cüz’i bir şerrin gelmemesi için küllî hayrı terk etmek, küllî bir şerdir. Aynen öyle de kâfirlerin kendi iradeleri ile şerre ve ateşe gitmelerini engellemek için, cinleri ve insanları imtihana tabi tutmamak ya da melekler gibi sadece hayrı işleyecek bir fıtratta halk etmek Cenâb-ı Hakk’ın sonsuz hikmeti ile bağdaşmaz. Kâfirler cehenneme gitmesin diye bu kâinatın ve içindeki sayısız mahlûkatın yaratılmaması, yokluk karanlığında kalması en büyük şer olur ki, Cenâb-ı Hak buna müsaade etmez ve etmediği için de bu sarayı inşa etmiş ve misafirlerini davet etmiştir.

Üniversite imtihanı tembel talebe ile çalışkan talebenin tefrik ve temyizi için tanzim ediliyor. İmtihandaki maksat, iki talebe arasındaki farkı göstermek ve her hak sahibine hakkını vermektir. Tembel talebenin zarar görmemesi için imtihan iptal edilse, yüzlerce çalışkan talebenin hakkı gasp edilmiş olur.

Ebu Cehil’in ateşten kurtulması için, Hz. Ebu Bekir’i(ra) yetiştiren imtihan ortamını lağvetmek, Ebu Bekirlerin yetişmesine engel olmaktır ki, Allah’ın sonsuz adaleti buna müsaade etmez. Bu yüzden kâinatın yaratılması, yaratılmamasına üstün gelmiştir.

Herkesin eşit bir seviyede ve hayırlı bir surette yaratılmasına ihtiyaç yoktur. Zira sayısız melekler o vazifeyi zaten ifa ediyorlar. Allah, kendi iradesi ile iman edip ibadet edecek varlıkları yaratmayı murat ediyor ki, insanın yaratılmasındaki en büyük sır ve hikmet budur. Cennet ve cehennem bu dünyada imtihana tabi tutulan insan nevinin hayır veya şer tercihlerinden doğacaktır.

Hür bir iradenin verilmesi elbette zıddını da icap ettirir. Yani insan iman etmeye meylettiği gibi, küfre de meyledebilir. İradeyi kıymetli ve yaratılmaya layık kılan, bu seçme hürriyetidir. Kul, kendi kesbi ile Allah’a iman edebileceği gibi, kendi iradesi ve tercihi ile küfre de gidebilir.

Bu ince ve latif manayı akla yaklaştırmak için, Üstad Hazretleri çekirdek misali veriyor. Bin ve on adet çekirdek toprak altında, bir cihetle imtihan olan kimyevi bir muameleye tabi tutulsa ve bu çekirdeklerin bin tanesi kötü mizacı yüzünden bozulsa, ama diğer on çekirdek yeşerip on adet ağaç olsa, bu ekim işi zararlı oldu denilmez. Zira on ağaç bin çekirdekten çok kıymetli ve çok kârlıdır.

Dünya bir tarla, insanlar çekirdek, din ise bir imtihandır. Su-i ihtiyarı ve mizacı yüzünden bozulan bin çekirdek, kâfirler ve onların çokluğuna kinayedir. On çekirdeğin ağaç olması ise salih ve mümin olan peygamberler ve evliyalara kinayedir.

İçeriden nefis, dışarıdan şeytan... Bu iki düşmanına rağmen, istikamet yolunda giden insan, manen çok terakki eder. Onun ruh ikliminde nice çiçekler açar, nice meyveler yetişir. Demek oluyor ki, nefsin de şeytanın da yaratılmaları güzeldir; güzel olmayan, nefse uymak ve şeytana aldanmaktır.

Allah, hayrın derece ve mertebelerini kullarına idrak ettirmek için, onun zıddı olan şerleri de yaratmıştır.

Üstad Hazretleri bu manaya şu ibareler ile işaret ediyor:

"İşte, muzır kâfirler ve kâfirlerin yolunda giden sefihler, Cenâb-ı Hakkın hayvânâtından bir nevi habislerdir ki, Fâtır-ı Hakîm onları dünyanın imâreti için halk etmiştir. Mü'min ibâdına ettiği nimetlerin derecelerini bildirmek için, onları bir vâhid-i kıyasî yapıp, âkıbetinde, müstehak oldukları Cehenneme teslim eder." (On Yedinci Lem'a)

(1) bk. Lem'alar, On Üçüncü Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...