Nevi insanın en büyük gayesinin ebedî hayat olduğu ve yine nevi insanın en ehemmiyetli ve umumî duasının beka olduğu nazara veriliyor. Hâlbuki insanların tamamı ahireti ve bekayı bilmiyor. Acaba bu cümleyi müminler açısından mı anlayacağız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsan ebedî bir hayat için yaratılmıştır ve bekaya âşıktır. Hiçbir insan yoktur ki ademe yani yokluğa taraf olsun. Üstad Hazretleri bu hakikati şöyle ifade etmektedir:

“İnsanın fıtrat-ı zîşuuru olan vicdanı, saadet-i ebediyeye bakar, gösterir. Evet, kim kendi uyanık vicdanını dinlerse 'Ebed!.. ebed!' sesini işitecektir. Bütün kâinat o vicdana verilse, ebede karşı olan ihtiyacının yerini dolduramaz. Demek o vicdan, o ebed için mahlûktur.”(1)

Her insanın ruhunda “ebedî yaşama” arzusu vardır. Müminler, bu arzunun ahiret hayatı için verildiğini bilir ve o âlem için hazırlık yaparlar. İbadet eder, ilim tahsil eder, tefekkür eder, sadaka verirler. O âlemdeki ebedî saadetlerine zarar verecek her türlü haramdan ve günahtan da hassasiyetle sakınırlar.

İnanmayan insanlarda da bu arzu vardır, ancak onlar bu arzularının tatmini için hastalanmamaya özen gösterir, sıkça muayene olur, spor yapar ve vücutlarına zarar verecek şeylerden sakınırlar. Onlarda beka arzusu, dünyadaki varlıklarının azami derecede sıhhatli ve rahat geçmesine itina gösterme şeklinde kendini gösterir.

İnsan ruhunda ebediyet arzusu vardır ve insan bu hayatın fâni oluşundan elem çekmektedir. Diğer bütün canlıların ölümden haberleri yokken, insanın bundan haberdar olması onun ebede namzet olduğunun ayrı bir delilidir.

Nur Külliyatı'nda şu mühim tespite yer verilir:

“ Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi.”(2)

Ana rahminde insana takılan maddî cihazlara karşılık, bu âlemde onların ihtiyaçlarına cevap verecek varlıklar yaratılmıştır. Meselâ, insana göz takıldığı için dünyaya güneş, elektrik ve sair ışık kaynakları yerleştirilmiştir. İnsana kulak verildiği için bu dünyada sesler yaratılmıştır. Midenin ihtiyaçları için yeryüzü rızıklarla doldurulmuştur.

Gözümüz sual, cevabı ise ışıktır, güneştir. Geldik, o cevabı bu dünyada bulduk. Kulağımız seslerle buluştu, elimiz elmayı tuttu, dilimiz tadına baktı, ayaklarımız yere değdi, ciğerimiz havayla tanıştı… Ruhumuza takılan hisler ve duygular da cevaplarını bu âlemde buldular. Sevgi hissi, sevilecek çok şeyle karşılaştı. Korku hissi, dehşetli manzaralar gördü. Şefkat hissi, merhamet celbeden tablolarla buluştu. Biz bütün bu cevapların hazırlanmasından sonsuz derecede âcizdik. Aczimize merhamet edildi ve saçımızdan tırnağımıza kadar bütün bedenimizi ve havasından semasına kadar bütün kâinatı kendimize hizmetkâr bulduk.

Aynı şekilde, insan ruhuna takılan “ebedî yaşama arzusu” da bir sualdir ve bunun cevabı mutlaka verilecektir. Bu cevap, şu fani dünyada verilmediğine göre, bu dünyadan sonra ebedî bir âlem yaratılacak ve insan o âleme gönderilecektir.

Dipnotlar
(1) Lem'alar, Üçüncü Lem'a, Üçüncü Nükte
(2) bk. Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...