"Nihayetsiz muhabbetler, nihayetsiz bir kemal ve cemal sahibine mahsustur. Ne vakit hakiki sahibine verdin; o vakit bütün eşyayı onun namıyla..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Madem öyledir, ey nefis, aklın varsa bütün o muhabbetleri topla, hakikî sahibine ver, şu belalardan kurtul. Şu nihayetsiz muhabbetler, nihayetsiz bir kemal ve cemal sahibine mahsustur. Ne vakit hakikî sahibine verdin; o vakit bütün eşyayı Onun namıyla ve Onun âyinesi olduğu cihetle ıztırapsız sevebilirsin." (Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Beşinci Dal)

Allah, her şeyi tesbih ve ibadet esas olmakla birlikte, başta insan olmak üzere yaratılanların ihtiyacını görmek ve faydalı olmak için yaratmıştır. Fakat insana baktığımız zaman, kâinata ve varlıklara doğrudan bir faydası ve desteği yoktur. Allah insanı sadece kendine ibadet ve marifet etmesi için yaratmıştır.

İşte insana verilen sınırsız muhabbet duygusuna baktığımızda, ancak sınırsız bir güzelliği ve kemali sevmek içindir. Fani eşyada tecelli eden cüzi kemal ve cemaller ise, insanın muhabbetine amaç ve hedef değil yol göstermek içindir. Ama insanlar büyük bir hata ve gaflet ile sınırsız muhabbetini bu fâni eşyaya bizzat yöneltiyor ve onda takılı kalıyorlar.

Oysa fâni eşyadaki cüzi güzellikler ve mükemmellikler, ancak Allah’ın tecellisi olması ve ona işaret eden bir levha olma noktasından sevilebilir. Evet, insanda bir kalp var. Bu kalbin de iki vechi ve yönü vardır. Birisi zahiri kalptir ki, varlıkları Allah için sevip onlarla dünya hayatını güzelce geçirmesi içindir. Diğeri ise kalbin batını ve içidir ki, bu alan sadece Allah içindir. Bir insanın başka bir şeyi buraya alması sonucunda Allah darılır ve o insanın isteğini vermeyerek cezalandırır.

Bu nedenle insan kendisine verilen muhabbet ve sevgiyi tamamen Allah'a odaklaması beklenmektedir. İnsan, doğrudan Allah'ı, dolayısıyla da Allah hesabına varlıkları sevecektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...