Gayr-ı Münteşir'deki "Şu dünyanın gidişatın ve hadisatın sevkiyatı her dâim bitamamiha ahiret hesabından olmasından..." şeklindeki mektubu özetler misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Aziz kardeşlerimiz Ahmed Feyzi, Mehmed Emin,

"Necdet Bey’in tekrar ifade vermesini bildiren mektubunuzu aldık. Hz.Üstadımıza okuduk. Üstadımız sizlere selam söylüyor ve muvaffakiyetler niyaz ediyor ve diyor ki:"

“Aziz kardeşlerimiz! Şu dünyanın gidişatın ve hadisatın sevkiyatı her dâim bitamamiha ahiret hesabından olmasından, ehl-i hakikat ahiret ve beka itibariyle dünyaya bakıyorlar. Bu dünyada muvaffakiyet ve parlak saadet maksud-u bizzat değil. Belki rıza-yı ilahi, saadet-i ebedîye gibi ulvi emirlerdir. Esma-i hüsnanın mütenevvi tecelliyatına mazhariyet kesbetmektedir. Mahiyet-i insaniyede münderic acz, fakr, zaaf gibi madenleri tazyiklerle işlettirip dergâh-ı uluhiyete iltica ettirmektedir."

"Eğer bunlar olmasaydı, yalnız kürsülere çıkıp konferanslar ve vaazlar vermek, fikrî münakaşalar yapmak gibi meşru’ hususlar dahi olsaydı sönük kalırdı, tam kemal olmazdı. Hakiki ubudiyet yapılmıyacaktı, yalnız bir cihette ayinedarlık olurdu. Mesele ruhun derinliğine nüfuz edemeyecekti." (bk. Geniş Daire ile Alakalı Gayr-ı Munteşir Bazı Mektuplar.)

Dünyanın en büyük hadisesi bile ahiretin en küçük işine göre geri kalır. Zira, asıl ve esas olan ebedi olan ahiret hayatıdır. Bir mümin her şeyde ve her hadisede ahiret eksenli ve merkezli düşünmek ve hareketini ona bina etmekle mükelleftir. Dünya ve içindeki eşya da zaten ahirete müteveccih ve ona işaret ediyor. Her şey ona bakıp ona yönelmiş iken, insanın dünyayı ve dünyaya ait basit hadiseleri asıl maksat ve gaye yapması büyük bir gaflet ve sapmadır.

Nur talebesi dünyaya bakarken, ahiret namına ve onun hesabına bakar, bizzat ve asıl gaye olarak bakmaz. Dünya hadiseleri insanın fıtratında yerleştirilmiş olan acizlik ve fakirlik damarlarını tahrik etmek ve ahirete müteveccih potansiyel kabiliyetlerin inkişaf etmesinde bir tetikçi, bir sevk edicidir. Hadiselere bu nazarla bakılırsa, o zaman dünya asıl maksat değil, ahirete ve onun kazanılmasına yardımcı bir unsur telakki edilir. Ve insanın asıl vazifesinin ibadet ve ebedi alemi kazanmak olduğu tahakkuk etmiş olur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 4.871
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...