"Nurların şu mu’ciznümâ kerametlerini, ancak ve ancak mir’ât-ı Muhammediye (a.s.m.) ile müşahede edebiliriz." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Zira, şu tevafukat-ı gaybiye-i acibe, bilumum bahr-i muhit-i nurun talebelerini ve hattâ talebelerin cemaat-i müstemialarını mest ve hayran ve medyun-u secde-i şükran bırakmıştır. Nurların şu mu’ciznümâ kerametlerini, ancak ve ancak mir’ât-ı Muhammediye (a.s.m.) ile müşahede edebiliriz. Bu hakikatin diğer bir muarrifi olan:
'Âyinedir bu âlem, her şey Hak ile kaim,
Mir’ât-ı Muhammed’den Allah görünür dâim.'Şu iki mısra-ı mânidârı, perişan arîzamı şereflendirmek niyetiyle derc ediyorum..."(Barla Lahikası, 69. Mektup)
Risale-i Nur'un mazhar olduğu bütün harikalar, kerametler aslında Peygamber Efendimizin (asm) devam eden birer mucizesidir, onun hak yolunun birer meyvesidir. Bu cümlede Üstad, Risale-i Nur’un ortaya koyduğu manevi hakikatlerin ve kerametlerin anlaşılmasının, ancak Peygamber Efendimiz’in (a.s.m.) nuru ve rehberliğiyle mümkün olacağını vurgulamaktadır.
Ayrıca Risale-i Nur'un mucizeyi andıran kerametleri ancak Peygamberimizin (asm) aynasında yani onun yolunda ve şeriatında müşahade edilebilir. Yani Risale-i Nur Peygamber Efendimizin şeriatının aynasının en güzel ve en tatlı meyvelerinden birisidir denilmek isteniyor.
Faraza Risale-i Nur Peygamberimizin (asm) sünnetinin dışına çıkmış olsa idi, bu tarz kerametlere mazhar olamazdı.
Özetle, Risale-i Nur'da anlatılan mucizevî hakikatleri ve manevi kerametleri anlamak için, Peygamber Efendimizin (asm) sünnetine ve getirdiği hakikatlere bakmalıyız. Onun gösterdiği yoldan sapmadan Risale-i Nur’u okuyan bir kişi, bu eserlerin içindeki manevi nurları, Allah’ın kudretini ve Kur’ân’ın eşsiz hakikatlerini çok daha derinlemesine görebilir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü