"Arzın, hepsinden evvel tekâsüf ve tasallûb" ile "Bir milyon seneden ziyade yaşayan ve bir misafirhane-i Rahmâniyede bir lâmba ve soba olan güneş" ifadesine göre; güneş mi önce yaratılmış, dünya mı?
Değerli Kardeşimiz;
"Demek burada arz ile semavat arasında bir uzaklık vardır. Bu uzaklık, arzın semavattan evvel halk edildiğine göre zâtîdir, aksi halde rütebî ve tefekkürîdir. Yani semavatın hilkati birinci ise de, tefekkürce rütbesi ikincidir; arzın hilkati ikinci ise de, tefekkürü birincidir. Yani, evvelâ arzın tefekkürü, sonra semavatın tefekkürü lâzımdır."(1)
"İşte arzın, hepsinden evvel tekâsüf ve tasallûb etmekle acele kabuk bağlayarak uzun zamanlardan beri menşe-i hayat olması itibarıyla, hilkat-i teşekkülü, semavattan evveldir. Fakat arzın bast edilmesiyle nev-i beşerin taayyüşüne elverişli bir vaziyete geldiği, semavatın tesviye ve tanziminden sonra olduğu cihetle, hilkati, semavattan sonra başlarsa da, bidayette, mebde'de ikisi beraber imişler. Binâenalâhâzâ, o üç âyetin aralarında bulunan zahirî muhalefet, bu üç cihetle mutabakata inkılâp eder."(2)
Bu gibi ifadeler; arz ile sema arasındaki denkliği izah ediyor. Dünya semaya nisbetle ne kadar küçük ve hakir de olsa, tefekkür ve insana ders ve talim bakımından semadan geri kalmaz, hatta rütbe olarak ondan önce gelir. Dünya; Allah’ın isim ve sıfatlarını insanlığa ders ve talim etme noktasından, semadan daha büyük ve daha kıymetli bir mekteptir.
Bazı âyet-i kerîmelerde arz ile semâ beraber zikredilerek denk tutulmuştur. Üstadımız; arz ile semayı “akar bir çeşme ile varidatı olmayan bir göle veya denize” benzetmektedir. Bu cihetten bakılırsa arz, küçüklüğü ve hakareti ile beraber kâinata denktir.
Meleklerin meskeni sadece sema değildir. Yeryüzü de meleklerle doludur. Zaten, o nuranî varlıkların oturacak mekânlara, saraylara ihtiyaçları da yoktur. Semayı nice isimlerine ayna, nice sanatlarına mazhar olarak yaratan Cenâb-ı Hak, o muhteşem ve güzel mülkünü boş bırakmayarak onları meleklerle şenlendirmiş, o mahlûkatını onlara seyrettirmiştir.
Diğer bir husus; mukayese güneş ile dünya arasında değil, arz ile sema arasında yapılıyor, Dünya güneşten koparak vücut bulduğu için, elbette güneş yaratılış bakımından dünyadan öncedir. Fen ilimleri de bu kanaattedir ki; zaten Üstad Hazretleri de bunu ifade ediyor.
Burada dünyanın önceliğini hem rütbe hem tefekkür hem de ilk kabuk bağlama noktasından değerlendirmek gerekiyor. Yoksa hayata elverişli hale gelme noktasından sema da güneş de dünyadan öncedir.
(1) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Sûresi, 29. Ayet Tefsiri.
(2) bk. a.g.e.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü