"Cennet adamlar istediği gibi, cehennem de adam ister." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir temel atılınca, onun üzerine bir binanın yapılması iktiza eder. Aksi takdirde temelin kazılması hikmetsiz ve manasız olur.

Aynı şekilde günah ve sevap, küfür ve iman, iyi ve kötü temelinde yaratılan bir insanın, cennet ve cehennem ile neticelenmesi ya da oralara dökülmesi, insanın yaratılış gayesi ve hikmetinin bir icabıdır. "Cennet adamlar istediği gibi, cehennem de adam ister." ifadesi bu hakikate ve inceliğe işaret ediyor.

"Evet, Cennet-Cehennem, şecere-i hilkatten ebed tarafına uzanıp eğilerek giden dalının iki meyvesidir ve şu silsile-i kâinatın iki neticesidir ve şu seyl-i şuûnâtın iki mahzenidir ve ebede karşı cereyan eden ve dalgalanan mevcudatın iki havuzudur ve lütuf ve kahrın iki tecellîgâhıdır ki, dest-i kudret bir hareket-i şedîde ile kâinatı çalkaladığı vakit, o iki havuz münasip maddelerle dolacaktır."(29.Söz)

Dünya hayatında ekilen tohumlar, asıl meyvelerini âhirette verecek ve mahşer meydanında birbirinden ayrılacaklar. Tarlanın mahsulü başka bir yerde sergilendiği gibi, insanların amelleri de âhirette sergilenecektir. Cennete layık meyveler bir tarafa, cehenneme layık olanlar da ayrı bir tarafa çekilecekler. Cennet bütün hayırların, güzelliklerin, kemallerin, hidayetlerin, nurların sergilendiği bir saadet diyarı olarak kendini gösterecek, cehennem ise bunların zıtları olan şerli neticelerle kaynaşacaktır.

Meselâ, iman nur, küfür ise zulmet olduğu için iman eden mü’minlerin diyarı olan cennet nur ve aydınlık olacak, küfür ehlinin diyarı olan cehennem ise tamamen zifirikaranlık bir âlem olacaktır. Hâsılı, bütün güzellikler cennette toplanacak, şerli ve zararlı her şey de cehennemde yer alacaktır.

Evet, bütün mahlûkat zaman nehrinde durmadan ebediyete doğru akıyor. Bu akışta insanların bir kısmı lütfu, bir kısmı ise kahrı netice verecek bir hayat sergiliyorlar. Ahsen-i takvimde yaratılan ve en üstün varlık olan insanın aklı, kalbi ve bütün duygu ve latifeleri âhiret hesabına vazife yapmakta, ya cennet meyvesi ya da cehennem maddesi yetiştirmektedir. Her an ya cennete ya da cehenneme mahsul gönderiyoruz.

“Dünya âhiretin mezraasıdır.” Her nefesimiz, konuştuğumuz her cümle, atfettiğimiz her nazar, aklımızdan geçen her fikir, kalbimizin teveccüh ettiği her sevgi, ticaret hayatımızın her kârı, musibet anlarımızın her dakikası ya cennet yahut cehennem meyvesi verecek bir fidan gibidir. Kıyamet hâdisesiyle âhiret âlemine yapılan bu sevkiyat da son bulacaktır. Ya “Cennete layık bir kıymet” alıyoruz ya da Allah muhafaza “cehenneme ehil olacak bir vaziyete” düşüyoruz.

Sevgi, korku, hırs, haset, şefkat, merhamet, merak, endişe, tevazu, kibir gibi binlerce hissin her birisi insan için hem büyük bir sermaye hem de imtihan vesilesidir. Duygularını ve azalarını Allah’ın rızası dairesinde kullanan kâmil bir mü’min, melekleri çok gerilerde bırakır. Bu kıymetli sermayeleri nefis namına ve isyan yolunda kullananlar ise hayvandan daha aşağı bir derekeye düşer, bazen şeytanları bile geride bırakacak kadar alçalırlar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 5.096
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...