"Evet, o Sultan şu küçük menzilde ve meydanda çok şeyleri, içtimâları, iftirakları gösteriyor. Fakat bizzat maksat o şeyler değildir. Ancak âhiretin meydan..." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
“Evet, o Sultan şu küçük menzilde ve meydanda çok şeyleri, içtimâları, iftirakları gösteriyor. Fakat, bizzat maksat o şeyler değildir. Ancak âhiretin meydan-ı ekberinde vukua gelecek hallerin, emirlerin nümunelerini göstermektir. Çünkü, o mahşer-i azîmde yapılacak muameleler, bu küçücük nümunelere göre cereyan edecektir. Demek bu menzilde gösterilen fâni, zâil haller, o âlemde bâki ve daimî semereler verecektir.”(1)
“Dünya ahiretin tarlasıdır.” Mahşer ise, herkesin ektiğini biçeceği, mahsulünün tartılıp değerlendirileceği bir mahzendir. Dünya hayatında ekilen tohumlar, asıl meyvelerini âhirette verecek ve mahşer meydanında birbirinden ayrılacaklar. Tarlanın mahsulü başka bir yerde sergilendiği gibi, insanların amelleri de âhirette sergilenecektir. Cennete layık meyveler bir tarafa, cehenneme layık olanlar da ayrı bir tarafa çekilecekler. Cennet bütün hayırların, güzelliklerin, kemallerin, hidayetlerin, nurların sergilendiği bir saadet diyarı olarak kendini gösterecek, cehennem ise bunların zıtları olan şerli neticeleriyle kaynaşacaktır.
Konuştuğumuz her cümle, atfettiğimiz her nazar, aklımızdan geçen her fikir, kalbimizin teveccüh ettiği her sevgi, ticaret hayatımızın her kârı, musibet anlarımızın her dakikası ya cennet yahut cehennem meyvesi verecek bir fidan gibidir. Kıyamet hâdisesiyle âhiret âlemine yapılan bu sevkiyat da son bulacak, bütün insanlar ya “Cennete layık bir kıymet” almış olarak, yahut “cehenneme ehil olacak bir vaziyete” düşmüş bir vaziyette ahiret âleminde ebediyen kalacaklardır.
Bu yüzden, dünya hayatı zıtların birlikte olduğu, nimet ile külfetin beraberce bulunduğu, iyi ile kötünün, iman ile küfrün çarpıştığı bir imtihan meydanıdır. Burada ekilen tohumlar, ahirette ebedî olarak meyve verecektir.
Dünya hayatının ikinci bir yüzü, Allah’ın isim ve sıfatlarının talim edildiği bir mektep olmasıdır. İnsanın vazifesi ise iman ve tefekkür ile bu isimleri güzelce okuyup tanımaktır. Bütün isimler kemaliyle ve azametiyle ahirette tecelli edecektir. Bu dünya hayatındaki bütün tecelliler birer numune hükmündedirler.
Dünya fani, ahiret ise bakidir.
(1) bk. Lem'alar, Lâsiyyemalar.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Toplanma ve dağılma kainatta tatbik edilen külli bir İlahi icraattir. Mesela hayat toplanma ölüm dağılma, yağmurlu havada bulutların bir araya gelmesi toplanma güneşlik havada bulutların kaybolması da bir dağılmadır vesaire.