"Şâriin irşâd-ı cumhurdan maksud-u aslîsi; isbat-ı Sâni-i Vahid ve nübüvvet ve haşir ve adalete münhasırdır. Öyle ise Kur’ân’daki zikr-i ekvân, istidrâdî ve istidlâl içindir." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Üçüncü Noktaya Cevap: Şâriin irşâd-ı cumhurdan maksud-u aslîsi; isbat-ı Sâni-i Vahid ve nübüvvet ve haşir ve adalete münhasırdır. Öyle ise Kur’ân’daki zikr-i ekvân, istidrâdî ve istidlâl içindir. Cumhurun efhâmına göre san’atta zâhir olan nizam-ı bedî ile nezzam-ı hakikî olan Sâni-i Zülcelâlin evsaf-ı celâl ve cemâline istidlâl etmek içindir. Hâlbuki san’atın eseri ve fıtratın nizamı her şeyden tezahür eder. Keyfiyet-i teşekkül nasıl olursa olsun, maksad-ı aslîye taallûk etmez."(1)

Kur’an, kâinata ve kâinat ile ilgili fenni ilimlere ikincil bir nazar ile bakıyor. Yani bir bilim adamı bir fen uzmanı gibi kâinata bakmıyor. Sadece iddiasını ispat edecek derecede kâinattan ve içindeki olaylardan alıntı yapıyor.

Kur’an, tevhidi ispat etmek için eşyanın hikmet ve faydalarından bahsederken, bir fen bilgini gibi derinlemesine ve etraflıca değil yüzeysel ve herkesin anlayabileceği bir şekilde bahsediyor.

Mesela, Güneş'in helyum gazından değil, insanların anlayacağı genel faydaları olan ısı ve ışığından bahsederek, Allah’ın varlığını ispat ediyor. Zaten bu kadar bahis maksat için yeterlidir.

"Delil müddeadan hafi olmamalıdır." Yani tevhidi ispat etmek için getirilen delil, tevhidden ziyade izaha muhtaç olmamalıdır. Delil açık, basit ve sade olursa herkes istifade eder, ama kapalı ve bilimsel olursa, sadece bilim insanları o delilden faydalanır, ekser avam insanlar ondan faydalanamaz. Burada önemli olan delilin kendisi değil, delilin ispat ettiği netice ve insanların bunu anlamasıdır.

Kur’an, metot olarak delillerin herkesin anlayacağı kadar zahir ve basit olması yolunu takip ediyor. Yani tevhide getirilen deliller zahir ve açık olmak zorunda, bilimsel olması gerekmez.

Mesela, kâinatta intizamın ispat edilmesi için ille de nötron ve protondan bahsetmek gerekmiyor, Güneş'in her gün aynı şekilde doğması, gece gündüzün birbirlerini hikmetle takip edip gitmesi, yıldızların yerli yerinde olmaları, çiçeklerin o güzel yüzleri de intizama işaret ediyor.

Üstad Bediüzzaman, Kur'anın asli vazifesinin ne olduğunu şöyle ifade ediyor:

“Ey insan! Şu kâinattan maksad-ı âlâ, tezahür-ü Rububiyete karşı, ubûdiyet-i külliye-i insaniyedir. Ve insanın gaye-i aksâsı, o ubûdiyete ulûm ve kemâlâtla yetişmektir.”(2)

Evet Kur’an’ın maksadı, Allah’ın varlığını ve birliğini ve isimlerin kâinat üstünde tecellilerini insanlara talim edip ispat etmek ve ondan sonra da insanları ibadete davet etmektir. Bu maksadını tahakkuk ettirmek için de kâinattan bir takım deliller serdediyor. Bu delilleri takdim ederken de her kesim insanın anlayacağı bir sadelik ve basitlikte, umumi ve anlaşılır şeyleri öne sürüyor. Yoksa gizli ve anlaşılması zor fenni şeylerden bahsetse maksat ikinci plana, maksada işaret etmek için getirilen deliller ise birinci plana geçerdi ki, bu irşat ve hitabet ilmine zıt bir durum olurdu; Kur’an bundan beri ve mukaddestir.

Bununla beraber, Kur'an-ı Hakim bu fenni ve medeniyet aletleri olan harikalardan elbette bahsetmiştir. Ama onları açık değil, biraz hafi ve üstü kapalı anlatmıştır. Şöyle ki;

"Bir kavle göre, Kitâb-ı Mübîn, Kur’ân’dan ibarettir. Yaş ve kuru her şey içinde bulunduğunu, şu âyet-i kerime beyan ediyor. Öyle mi? Evet, her şey içinde bulunur. Fakat herkes her şeyi içinde göremez. Zira muhtelif derecelerde bulunur. Bazan çekirdekleri, bazan nüveleri, bazan icmalleri, bazan düsturları, bazan alâmetleri, ya sarahaten ya işareten ya remzen ya ibhâmen ya ihtar tarzında bulunurlar. Fakat ihtiyaca göre ve maksad-ı Kur’ân’a münasip bir tarzda ve iktizâ-yı makam münasebetinde, şu tarzların birisiyle ifade ediliyor."(3)

Dipnotlar:

(1) bk. Şuâât, Marifetü'n-Nebi, Zeyl.
(2) bk. Sözler, Yirminci Söz, İkinci Makam.
(3) bk. age.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 2.393
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

karolin

"Şâriin irşâd-ı cumhurdan maksud-u aslîsi; isbat-ı Sâni-i Vahid "

Bu cümleyi açıklar mısınız? 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Şari' : şeriat koyucu, yani Allah..

İrşad-ı Cumhur: Kur'ana muhatap olan insanların irşadı ve onlara yol göstermek...

Maksud-u asli: asıl maksad, temel hedef..

İsbat-ı Sanii Vahid : Allah'ın ( varlığını ve ) birliğini isbat...

Allah'ın Kur'anı tebliğ etmesi ve göndermesindeki asıl maksad ve hedef, kendi varlığını ve birliğini tüm insanlara bildirmek ve onlara yol göstermektir. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
karolin

Allah razı olsun.İsbat-ı Sâni-i Vücut derken, ben Kuranı Allahın varlığını ispat olarak düşünmüştüm. Her ehli iman da Allaha ispatlı inanmayabilir. Bu açıklamada da böyle olmadığını hissettirdiniz.

Kastedilen anlam daha farklıymış. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
karolin

Keyfiyet-i teşekkül nasıl olursa olsun, maksad-ı aslîye taallûk etmez. Bu son cümlede anlatılmak istenen nedir?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Sanatın eserin nasıl oluştuğu nasıl bir sistem ve düzen içinde geliştiğinin bir önemi bulunmuyor. Önemli olan sanatın insana bakan yönüdür insan bu yöne bakıp ibret alır sanatın teknik yönü insan açısından önemli değildir.

Mesela güneşin tevhide delil olması için ısı ve ışık veriyor olması yeterlidir güneşin kendi içinde nasıl bir düzen ve sistem içinde olduğunun tevhit açısından bir önemi yoktur. Isı ve ışığı gerek helyum gazı verir gerek hidrojen verir gerek oksijen verir gerek karbon verir vesaire bunun tevhide delil ve konu olması açısından bir önemi yoktur.

Bir çiçeğin bünyesinde ki sistem nasıl işler nasıl gelişir nasıl bir düzen içinde hareket eder bu insanları pek ilgilendirmez ama çiçeğin rengi kokusu ve güzel ve güleç yüzü insanları cezbeder kendi ile meşgul eder önemli olanda budur. Bu sebeple ayetlerde eserlerin bu yüzleri ve bu yönleri nazara verilir bilim adamlarını ilgilendiren sistem ve düzenleri nazara verilmez. “Keyfiyet-i teşekkül nasıl olursa olsun, maksad-ı aslîye taallûk etmez” cümlesi de bu manaya işaret eder.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
karolin

Maşallah, Allah razı olsun

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...