"Bir zâtın vücudunu bildiren en zâhir alâmet, konuşmasıdır. Demek bu hakikat, nihayetsiz bir surette Mütekellim-i Ezelînin mevcudiyetine ve vahdetine şehadet eder." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kâinatın ve içindeki muhtelif âlemlerin, Allah’ın varlığına ve birliğine olan şahitlikleri gaibanedir. Yani eserden, müessire yani eser sahibine intikal etmektir. Bütün bu mertebeleri kat’ ettikten sonra, artık Allah’ı Allah’tan sormak ve dinlemek makamı geliyor ki, bu makam hazırane bir makamdır. Yani san’atkârı, san’atkârdan dinlemek makamıdır.

Güneşi nasıl ışığı ve ışığındaki yedi renk ile tanıyorsak, aynı şekilde Allah’ı da isimleri ile sıfatları ile ve sayısız fiilleri ile tanıyoruz. Kelam sıfatı da bu sıfatlardan bir tanesidir.

Düşünmek ve konuşmak varlığın ve isbat-ı vücudun en zahir, en bariz ve en büyük delilidir. Birisinin konuşması ve sesi varlığının ispatı oluyor. Sesin ve konuşmanın olup da sahibinin olmaması düşünülemez. Çünkü yok olan bir şey düşünemez, konuşamaz ve tartışamaz.

Mesela, perde arkasından veya uzak bir mesafeden bir ses işittiğimizde orada birisinin olduğunu anlarız. O ses mânalı bir cümle ise ses sahibinin akıllı olduğunu gösterir. Çünkü mâna akla işaret eder. Bu ses perdenin beri tarafında duran her kulak ve kalp sahibi tarafından işitiliyor ise, bu sesin küllî ve umumî bir zat tarafından geldiğini gösterir.

İşte Allah, sebepler perdesi arkasından istisnasız bütün mahlûkatı ile konuşarak isbat-ı vücutta bulunuyor. Bütün semavî kitaplar, sahifeler, ilhamlar ve vahiyler de Allah’ın hem Kelam sıfatına hem de varlığına ve birliğine kuvvetli ve sarsılmaz bir işaret ve levhadır. Bu yüzdendir ki Allah, her mahlûku ile makamı nisbetinde konuşuyor ve onları kendine muhatap yapıyor. Bu hem tevhide hem de Allah’ın sonsuz şefkatine en büyük delillerden biridir.

İlim ve kudret sıfatı nasıl her mahlûk üzerinde kendi mâna ve hükmünü izhar ve ilan ediyor ise, Kelam sıfatı dahi aynı şekilde kendi mâna ve hükmünü icra edip izhar ve ilanda bulunuyor.

Allah’ın varlığına ve birliğine işaret eden sayısız delil ve alametler var. O’nun varlığından şüphe etmek, âdeta gündüz vakti güneşin vücudunu inkâr etmek gibi bir akılsızlık ve hezeyandır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...