"Arkadaş! Bir kelime-i vahidenin işitilmesinde, bir adam, bin adam birdir. Yaratılış hususunda da kudret-i ezeliyeye nisbeten bir şey, bin şey birdir..." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Bu Remiz’de, şu ayet-i Kerîmenin verdiği habere büyük bir delil sunuluyor:
“Sizin yaratılmanız da tekrar diriltilmeniz de ancak bir tek nefsin yaratılması ve tekrar diriltilmesi gibidir.” (Lokman, 31/28)
Nur Küllîyatında, Cenâb-ı Hakk’ın birliğini ispat noktasında cüz-küll ve cüz’î-küllî mefhumlarına sıkça yer verilir.
Birincisinde; “Cüz’ü (parçayı) yaratan, küll’ü (bütünü) yaratandır” hakikati misallerle açıklanır.
Yerküresi parça, güneş sistemi ise bütündür. Küremizi kim yaratmışsa güneş sistemi de onun mahlûkudur.
Parmak parça, el ise bütündür.
Yaprak parça, ağaç ise bütündür.
Cüz’ olanlar kimin mahlûku ise, küll olanlar da yine onun mahlûkudurlar.
İkincisinde ise, “Bir ferdi yaratan kim ise onun ait olduğu nev’i (türü) yaratan da O’dur.” hakikati üzerinde durulur. Nev’ (tür) küllîdir, ferd ise o küllînin bir cüz’î ferdidir.
İnsan nev’ini yaratan kim ise bir tek insanı da yaratan O’dur.
Balık nev’ini kim yaratmışsa, her bir balık da O’nun mahlûkudur.
Allah’ın ezelî kudretine göre, nev’ ile fert arasında fark yoktur. İkisini de aynı kolaylıkla yaratır, aynı kolaylıkla öldürür ve aynı kolaylıkla diriltir.
Metinde geçen “nisbeten” kelimesi çok mühimdir. Yirminci Mektupta; “Ve hüve alâ küllî şeyin kadîr” bahsinde bu husus çok tafsilatlı ve harika bir şekilde izah edilmiştir. Burada sadece insanın bir hatasını hatırlatmakla iktifa edeceğiz:
İnsan, birçok hakikatleri kendini ölçü alarak, yani kendine nispet ederek anlamaya çalışır, bunu başaramayınca da inkâr yoluna gider. Meselâ, “Bir anda sonsuz iş nasıl yapılabilir?” sualinin cevabını ararken kendini ölçü alır. Kendisi bir anda iki işi birlikte yapamadığından, bu hakikati aklına sığıştıramaz. Hâlbuki bu derste “hava” unsurunun bu işi çok kolay ve rahat yaptığına dikkat çekilmektedir.
Hava bir anda sonsuz konuşmaları aktarabilir; ayrıca bütün canlıların kanlarını birlikte temizleyebilir.
Keza, On Altıncı Söz’de izah edildiği gibi, güneş bir anda hadsiz gözlere ışık verir, karın küçük zerrelerinden denizlere kadar nice varlıkları birlikte aydınlatır.
İnsanoğlu, Allah’ın birer memuru, birer askeri olan bu mahlûklara bakarak “Elbette bunlara bu kabiliyeti veren Allah’ın kudretine nispeten bir ile bin, nev’ ile ferd arasında fark yoktur” diyeceğine, kendi cüz’î kudretini, cüz’î ilmini ve cüz’î iradesini ölçü alır ve hakikati bulmaktan uzaklaşır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü