"Zayıflar için müşevvik ve müreccih hükmüne geçerler." Eğer fayda ve menfaatler ibadetlere "İllet veya illetin bir cüz’ü olsa, o ubudiyeti kısmen iptal eder." Ne demektir?
- Dünyaya ait faydaların, o ibadet konusunda müreccih olması ile illet olması arasında nasıl bir fark var?
- Ayrıca cennete girmek veya sevap kazanmak için ibadet edilmesi hakkında ne dersiniz?
Değerli Kardeşimiz;
İllet, ibadetin kim için ve ne için yapıldığıdır.
Bir hükmün hikmeti ayrı, illeti ayrıdır. Hükmü geçerli kılan hikmet değil, illetidir. Hükmün illeti yani varlık sebebi ise Allah ve Resulünün emridir. Hikmet olmasa da emir, hükmü devam ettirir. Hikmet, sadece o emrin süsü ya da dünyevî meyveleri hükmündedir. Bu süs ve meyveler olmasa da hüküm yine bakidir. İşte bütün farz ve sünnetlerin illeti yani hakiki varlık sebebi emr-i İlahi ve Nebevidir.
Allah emrettiği şeylere maddi ve manevi çok faydalar ve hikmetler taktığı gibi, yasakladığı şeylere de çok zararları ve çirkinlikleri takmıştır. Ama bu zararlar ve menfaatler, hükmün illeti, yani sebebi değillerdir. Hükmün asıl illeti Allah’ın emretmesi ve yasaklamasıdır. Bu fayda ve zararların gitmesi ve kalkması, hükmü yani emir ve yasağı ortadan kaldırmaz. Emir ve yasaklara takılan fayda ve zararlar, her zamanda ve her mekânda aynı olmayabilirler. Bazen bir bölgede zararlı olan bir haram, başka bir bölgede zarar vermeyebilir. Zarar vermedi diye haram hükmü bozulmaz, ortadan kalkmaz; yasak devam eder.
"Hikmet her fertte ve her vakitte bulunmak lazım değildir. O hikmetin tebeddülü ile illet değişmez. İllet değişmezse, hüküm değişmez." (Lem’alar, Dokuzuncu Lem’a)
Fayda ve zarar teşvik edici olabilirler ama sebep olamaz. Mesela, namaz Allah emrettiği için kılınır. Maksat Allah’ın rızasını kazanmaktır. Ama namazın ve orucun sağlık bakımından birçok faydaları da vardır; lakin namaz onun için kılınmaz, oruç onun için tutulmaz. Eğer bundan dolayı namaz kılınır ve oruç tutulursa, o ibadetler batıl olur. Allah’ın emir ve yasaklarının hakiki sebebi, menfaatli ve zararlı olması değil, onun emretmesi ve yasaklamasıdır.
"Bir kısmına 'makulü'l-mana' tabir edilir. Yani bir hikmet ve bir maslahatı var ki, o hükmün teşriine müreccih olmuş; fakat sebep ve illet değil. Çünkü hakiki illet, emir ve nehy-i İlahidir." (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Birinci Kısım.)
Mesela, zekât ve sadaka, zengin ile fakir arasında içtimai açıdan çok hayati bir maslahat ve hikmettir. Ancak bu ibadetlerin yapılmasındaki asıl maksat, Allah’ın emri olmasıdır.
İbadetlerin maddi ve manevi birçok menfaatlerinin olması zayıfları teşvik ve tervic etmek içindir. İnsanların çoğunun avam olmasından dolayı, Allah bu gibi dua ve ibadetlere bir teşvik ve bir tervic vermek için, bazı menfaatler takmıştır. Lakin bu hediye ve menfaatler dua ve virdlerin okunmasında hakiki sebep yerine geçerse, yani Allah için değil de o maddi ve manevi menfaat için yapılırsa, o zaman o dua ve ibadetlerin makbuliyeti gider.
Dua ve ibadetlerde niyetimiz dünyevi menfaat olursa, Allah indinde kabul görmez. Şayet niyetimizde Allah rızası ve hoşnutluğu galip, diğer maddi ve manevi menfaatler ona tabi ise, sırf nefsi teşvik için ise bunda bir zarar olmaz. Cennet ve cehenneme de bu mülahaza ile bakabiliriz. Yani nefis ve hevamızı ibadete teşvik babında cennetin akıl almaz nimetlerini ve cehennemin korkunç dehşetini düşünebiliriz.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Zaif olan bizler için duada Müreccih olan dünyalık faydalar ya da ibadetlerde cennet sevgisi, cehennem korkusu gibi düşünceler illet yerine geçebilir? Buna karşı ne yapmalı ki illet güçlü Müreccih zayıf kalsın bunun ayarını zaif insanlar nasıl yapmalı?
İnsan tabiatı gereği faydayı sevdiği ve zarardan kaçtığı için, dünyalık istekler veya cennet-cehennem odaklı motivasyonlar başlangıçta birer "teşvik edici" (müreccih) olabilir. Ancak bu durumun bir "illet" (asıl sebep) haline gelip ibadetin ruhunu zedelememesi için şu kısa ve öz yaklaşımları uygulayabilirsiniz:
1. Niyeti "Rıza" ile Katmanlandırmak
İbadete başlarken kalbinize şunu hatırlatın: "Allah'ım, bu işi Senin emrin olduğu için yapıyorum (İllet), ancak Senin lütfuna ve korumana da muhtacım (İhtiyaç)." Dünyalık istekleri müstakil bir amaç değil, Allah’a olan muhtaçlığınızı arz etme vesilesi olarak görün.
2. Sebebi Sonuçtan Ayırmak
Cennet ve cehennem, ibadetin sebebi değil, Allah'ın vaat ettiği sonuçlarıdır.
İllet: Allah'ın emretmesi ve O'nun buna layık olmasıdır.
Müreccih: Allah'ın bu emre karşılık vaat ettiği ödüllerdir. Zayıf bir kul olarak "Sen emrettiğin için yapıyorum, ama vadettiğin o güzel karşılığı da Senden bekliyorum" demek, ihlası bozmaz; bilakis kulun acziyetini gösterir.
3. Teşekkürü Odak Noktası Yapmak
İbadeti bir "ücret alma" aracı gibi değil, verilmiş olan sayısız nimete bir "teşekkür" (şükür) olarak görün. Gelecekteki bir menfaat yerine, geçmişte karşılıksız verilen sağlığınız, nefesiniz ve varlığınız için yöneldiğinizde, dünyalık fayda düşüncesi kendiliğinden zayıflar.
4. Marifetullahı (Allah'ı Tanımayı) Artırmak
Allah'ın isim ve sıfatlarını (Esma-ül Hüsna) öğrendikçe, O'nun sadece "verdiği için" değil, "O olduğu için" sevilmeye layık olduğunu fark edersiniz. Bu bilgi arttıkça, kalpteki "çıkar" dengesi yerini "muhabbete" bırakır.
Özetle: Dünyalık istemek zayıflık değil, kulluktur. Önemli olan, "Allah vermezse de O benim Rabbimdir ve ben O'na ibadetle mükellefim" diyebilecek bir teslimiyeti niyetin en altına yerleştirmektir.