"Ey müttakî, sen cehennemden felah bulursun. Ey salih, sen cennete felah bulursun. Ey ârif, sen rıza-i ilahiye nail olursun. Ey âşık, sen rü’yete mazhar olursun." Sıralamanın hikmeti nedir?

Soru Detayı

- Tahkiki imandan da kısaca bahseder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İman, manevi makam ve beklentiler ile doğru orantılıdır; yani kişinin imanı ne kadar kuvvetli ise o derecede makam ve beklentisi yüksek olur.

Müttaki, cehennemden felah bulmayı umar; salih, cennet ile felah bulur; ârif, rıza-i ilahiye nail olmak ister; âşık, rü’yete mazhar olmayı arzular. Ki burada aşağıdan yukarı doğru hiyerarşik bir sıralama söz konusudur ve hepsi de caizdir.

İmanın, çekirdekten ağaca kadar hadsiz derece ve makamları bulunuyor. İmanı belli birkaç makama hasretmek mümkün değildir.

Bunlar birbirinden müstakil makamlar değildir. Rüyete mazhar olan zaten rızaya da nail olmuş, cehennemden kurtulup cennet hayatına kavuşmuş olur.

İmanın tahkik derecesi ilim ve marifet ile inkişaf eder; yani tahkikî iman ilim ve marifetin bir neticesidir. Âmi ve avam olan bir insanın imanı kavi ve kuvvetli olabilir, lakin tahkikî olmaz. Tahkik tamamı ile marifet ve ilim ile alakalı bir durumdur. Çok avam insanlar var, imanı tahkikî olmadığı hâlde kavi olabiliyor. Demek insanın imanın kavi olması tahkikî olmasını gerektirmiyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

enisdas
Allah razı olsun.Cenab-I HALIK-I RAHİM bzleri,tahkiki imana sahp aşıklardan eylesin.Dünya ummanında yelkenlerimiz sahil-i selamete çıkararak yüzlerimizi ak etsin.AMİN
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Kullanıcı

"Bir kısmı yalnız Cenneti düşünür.
Bir kısım, saadet-i ebediyeyi arzu eder.
Bir kısım, yalnız rıza-i İlâhîyi rica eder.
Bir kısım, rüyet-i İlâhiyeyi gaye-i emel bilir."

Bu dünya şartları gereği insanın ruh yapısı dört mevsim gibi, zaten ayette de zorluktan sonra kolaylık vardır diyor. Hep aynı gitmiyor. Cennette saadet-i ebediyeyi yaşamak, dünyadaki gibi değil o zaman. Dünyada hep mutlu (saîd) olamadığımız gibi, bu mümkün de değil, normal de değil. Demekki Allah oranın yaşantısına uygun bir formda bizi öyle yaratacak ve hep saadet içinde olacağız. Zira ne göz görmüş, ne kulak duymuş.

 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...