Block title
Block content

Kur'an'ın lafzındaki camiyete örnek olarak Bakara Sûresinin 5. âyeti verilmiş; açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“İşte onlardır felaha erenler.”(1)

âyetinde bir sükût var, bir ıtlak var, yani neye zafer bulacaklarını tayin etmemiş. Tâ herkes istediğini içinde bulabilsin. Sözü az söyler, tâ uzun olsun. Çünkü bir kısım muhatabın maksadı ateşten kurtulmaktır. Bir kısmı yalnız Cennet'i düşünür. Bir kısım, ebedi saadeti arzu eder. Bir kısım, yalnız Allah'ın rızasını umar. Bir kısım, Allah'ı görmeyi asıl gaye bilir ve hâkeza...

Bunun gibi pek çok yerlerde Kur'an, sözü mutlak bırakır, tâ geneli içine alsın. Hazfeder,(2) tâ çok manaları ifade etsin. Kısa keser, tâ herkesin hissesi bulunsun. İşte “felaha erenler” der. Neye felah bulacaklarını tayin etmiyor. Güya o sükûtla der: "Ey Müslümanlar! Müjde size. Ey müttaki! Sen Cehennem'den felah bulursun. Ey sâlih! Sen Cennet'e felah bulursun. Ey ârif! Sen Allahın rızasına nail olursun. Ey âşık! Sen Allahı görmeye mazhar olursun." ve hâkeza...

İşte Kur'an, lafzındaki câmiiyet cihetiyle kelâmdan, kelimeden, harflerden ve sükûttan her birisinin binler misallerinden yalnız numune olarak birer misal getirdik. Âyeti ve kıssaları bunlara kıyas edersin.

Dipnotlar:

(1) Bakara, 2/5.

(2) Hazf ve zikr, birbirine mukabil iki Meânî ilmi terimidir. Hazf söylenil­mesi icab etmeyen sözün ibarede zikredilmemesidir. Zikir ise, söylenilmesi lazım ge­len sözün ibarede bulundurulmasıdır. Mesela, birini tehdit ederken “gelirsem…” denildiğinde cümlenin devamı hazfedilmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...