"İnsanın sözlerinde, Kur’ân’ın kelimeleri gibi kelimeler, belki cümleler, ayetler bulunabilir." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İşte, insanın sözlerinde, Kur’ân’ın kelimeleri gibi kelimeler, belki cümleler, ayetler bulunabilir. Fakat Kur’ân’da çok münasebat gözetilerek bir tarzla yerleştirildiği yerde, bir ilm-i muhit lazım ki, öyle yerli yerine yerleşsin..." (Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, On Sekizinci İşaret)

Benzerlik, mutlak ve nisbî olmak üzere iki türlü olur. Mutlak benzerlik, yüzde yüz ya da bire bir benzerliktir ki, bu mânada insan sözünün ayetlere benzemesi mümkün değildir. Çünkü (sizin de ifade ettiğiniz gibi) ayetler hem nazım hem mana hem belagat vesaire noktasından mu’cizedir, bu yüzden taklidi kabil değildir.

Nisbî benzerlik ise, bazı noktalardan, aynı veya benzeri olmasıdır. Mesela, ayetlerin kullandığı harf, kelime ve gramer kaideleri insanlarınki ile aynı ve benzerdir. Ama bu kelime ve harflerin işlenmesi ve ondan bir yeni mahsul çıkarılması, tamamen usta ve sanatkârın maharetine kalmış bir şeydir.

Hatta şair ve edebiyatçıların normal insanlardan üstün olması da bu işçilik ve kabiliyetle alâkalıdır. Türkçeyi biz de konuşuyoruz, ama bir Necip Fazıl Kısakürek gibi işleyemiyoruz, şiir yazamıyoruz. Demek aynı malzemelerden farklı işçilik ve mamüller çıkarılabiliyor.

Mimar Sinan’ın kullandığı malzemeleri sıradan bir duvar ustasına versek, bir Selimiye Camiini inşa edemez. Demek keramet malzemelerde değil, onların kullanımındadır. Risale-i Nur'da denildiği gibi;

"Mesela, nasıl ki münakkaş bir sarayda, müteaddit, muhtelif nakışların düğümü hükmünde bir taşı, bütün nakışlara bakacak bir yerde yerleştirmek, bütün o duvarı nukuşuyla bilmeye mütevakkıftır. Hem nasıl ki, insanın başındaki gözbebeğini yerinde yerleştirmek, bütün cesedin münasebâtını ve vezâif-i acibesini ve gözün o vezâife karşı vaziyetini bilmekle oluyor. Öyle de ehl-i hakikatin çok ileri giden bir kısmı, Kur’ân’ın kelimatında pek çok münasebatı ve sair ayetlere, cümlelere bakan vücuhları, alâkaları göstermişler. Hususan ulema-i ilm-i huruf daha ileri gidip, bir harf-i Kur’ân’da bir sahife kadar esrarı, ehline beyan ederek ispat etmişler." (bk. age.)

Bu bakımdan değil küçük bir surenin, hiçbir ayetin dahi bir benzerini yapmak mümkün değildir.

Diğer bir husus, Kur’an’ın muhatabı insan olduğu için, elbette ifade ve üslup onunkine benzeyecek. İnsanın hiç bilmediği ve görmediği bir üslup ile gelse idi, o zaman anlaşılmazdı.

Yani Kur’an hem insanîdir, çünkü onu terbiye etmek için gelmiştir. Hem de İlahîdir, çünkü vahiy şeklinde inmiştir ve üzerinde i'caz mührü vardır.

İlave bilgi için tıklayınız:

- Kur'an'da yeri geldiğinde bir harf bile mucizedir, diyorlar; bunun hakikati nedir?

- Kur'an'ın gelecekte de mislinin yapılamayacağını nasıl ispat edebilirsiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 2.450
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

karolin

Güzel izah..

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...