"Cehennemin, bir yumurta gibi, arzın merkezinde mevcut ve bilâhare tezahür edeceği, mümkinattandır." Mi’rac gecesinde cehennem ehlinin görünmesi nasıl izah edilebilir?
Değerli Kardeşimiz;
Ehl-i sünnet itikadına göre, cennet ve cehennem yaratılmışlardır ve şu an mevcutturlar.(1)
Cennet ve cehennemin bilahare tekmil olması sekenesiz olmaları ile alakalıdır. Yani "cennet ve cehennem hâlihazırda mevcut ve yaratılmıştır" lakin yerin merkezindeki küçük cehennem ve bu iki menzilin sakinleri henüz cennet ve cehenneme dâhil olmadıkları için, "cennet ve cehennem boş ve hâlidirler" bunların da dâhil olması ile tam tekmil olacaklar demektir.
Mutezilenin iddia ettiği gibi, "Cennet ve cehennem henüz yaratılmamıştır, sonradan yaratılacaklardır" fikri doğru değildir, batıldır.
Cehennem yaratılmıştır. Fakat hâlihazırda tamamıyla inbisat ve sakinlerine tam münasip bir tarzda henüz inkişaf etmemiştir. Kaldı ki gayb perdesinin içindeki ahiret âlemine ait menzilleri bu dünya gözümüzle görmek ve göstermek için ya kâinatı küçültüp iki vilayet şekline getirmeli, ya da gözümüzü büyütüp yıldızlar gibi gözlerimiz olmalıdır. İkisi de şu an mümkün olmadığına göre, öyleyse âhiret âlemine ait menzilleri de, bu dünya gözümüzle görmek mümkün olmayacaktır. Fakat bazı rivayetlerin işaretiyle ahiretteki cehennemin bu dünyamızla münasebeti vardır. Mesela, yazın şiddetli sıcaklığına “minfeyhi cehennem” yani “cehennemin kaynamasındandır” denilmiştir.
Peygamber Efendimiz (a.s.m)'in mi’racta cennetlik ve cehennemlikleri görmesi meselesine birkaç açıdan bakılabilir:
Birincisi; Peygamber Efendimiz (a.s.m) âlem-i bekaya girmekle zaman üstüne çıkmış, geçmiş ve geleceği hazır zaman gibi görmüştür. Çünkü o makamda zaman mefhumu yoktur. Bütün zamanları bir anda kuşatan Allah'ın ilminin yansımaları vardır. Bu sonsuz ilmin cilvelerine mahzar olan Hz. Peygamber (asm) de istikbalde olacak şeyleri o anda görmüştür.
İkincisi; o hâdiselerin akislerini misal âleminde görmüştür. Misal âleminde her şeyin misali alınıp arşivlenmiştir.
Üçüncüsü; levh-i mahfuza bakıp görmüş de olabilir. Malum levh-i mahfuz her şeyin en son hali ile kaydedildiği bir canlı levhadır. Biz televizyondan 50-60 yıl önce çekilmiş bir filmi nasıl canlı gibi izleyebiliyorsak, Allah da Habibine geleceği canlı bir film gibi izletebilir ve izletmiştir.
(1) bk. Ömer en-Nesefî, Akaidü'n-nesefi, s. 8; Ebü’l-Münteha, Şerhu fıkhi’l-ekber, s.26.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü