"Cennette nimet-i azîme sahiplerinin hallerini o kâfirlere tezkir ettirmekle..." Cennet ehli cehennemdekilere üzülecek mi?
- Cehennem ehli cennet ehlinin hallerini cehennemdeyken görecek mi ya da tam tersi cennet ehli cehennem ehlinin azap çektiği halleri görecek mi?
- Cennet ehli görecekse üzülmezler mi, kalpleri dehşet almaz mı? Oysaki cennet üzüntü yeri değil. Açıklar mısınız?
Değerli Kardeşimiz;
"Cennette nimet-i azîme sahiplerinin hallerini o kâfirlere tezkir ettirmekle, kaybettikleri o nimet-i azîmeye bedel, elîm elemlere düştüklerini ihtar ediyor." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 7. Ayetin Tefsiri)
Bu meseleyi, İslam alimlerinin ve tefsirlerin ışığında üç temel noktada özetleyebiliriz:
Karşılıklı Görüşme ve Haberleşme
Kur'an-ı Kerim'de, cennet ehli ile cehennem ehli arasında bir diyalog ve görme halinin yaşanacağı açıkça belirtilir:
"Cennet ehli cehennem ehline, 'Biz rabbimizin bize vaad ettiğini gerçek bulduk; siz de rabbinizin size vaad ettiğini gerçek buldunuz mu?' diye seslenir. 'Evet!' derler. Ve aralarından bir duyurucu, 'Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun!' diye bağırır.
Onlar, Allah yolundan alıkoyan ve onu eğip bükmek isteyenlerdir; onlar ahireti de inkâr edenlerdir.
İki taraf arasında bir perde ve A‘râf üzerinde de herkesi simalarından tanıyan adamlar vardır ki bunlar, henüz cennete girmedikleri halde (girmeyi) uman cennet ehline, 'Selâm size!..' diye seslenirler.
Gözleri cehennem ehli tarafına döndürülünce de 'Ey rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma!' derler.
A‘râf ehli, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek derler ki: 'Ne topladığınız güç ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size bir yarar sağladı. Allah’ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?' (Cennet ehline de şöyle derler:) 'Girin cennete; artık size korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz.'
Cehennem ehli cennet ehline, 'Suyunuzdan veya Allah’ın size verdiği rızıktan biraz da bize verin!' diye seslenirler. Onlar da 'Allah bunları kâfirlere haram kılmıştır.' derler.
O kâfirler ki, dünya hayatı onları aldattı, dinlerini bir eğlence ve oyun edindiler. Onlar, bu günlerine ulaşacaklarını unuttukları ve ayetlerimizi bile bile inkâr ettikleri gibi biz de bugün onları unuturuz.
Gerçekten onlara, inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak, içinde tam bilgiye dayalı açıklamalar yaptığımız bir kitap getirdik." (A'râf Sûresi, 7/44-52)
Ancak bu durum sürekli bir seyir değil, kâfirlerin kaybettikleri nimetin büyüklüğünü anlamaları ve pişmanlıklarının artması için bir ihtar mahiyetindedir.
Cennet Ehli Neden Üzülmez?
Cennet, her türlü kederden arındırılmış bir yerdir. Cennet ehlinin cehennemdekileri gördüğünde üzülmemesinin birkaç hikmeti vardır:
Adalet Duygusu: Cennet ehli, oradakilerin kendi iradeleriyle ve bile isteye hakkı reddettiklerini, dolayısıyla bu azabı hak ettiklerini tam bir yakin ile bilirler. İlahi adaletin tecellisini görmek, üzüntü değil, Allah’ın adaletine olan güveni pekiştirir.
Şükrün Ziyadeleşmesi: Bir nimetin kıymeti, zıddıyla daha iyi anlaşılır. Cehennemdeki azabı görmek, cennet ehlinin sahip oldukları nimetin kadrini daha derinden hissetmelerine ve şükürlerinin artmasına vesile olur.
Duyguların Arınması: Allah, cennet ehlinin kalplerinden kin, keder ve lüzumsuz acıma hislerini söküp almıştır. Onlar sadece Allah'ın razı olduğu şeyden razı olurlar.
Psikolojik Bir Azap Olarak Görme
Külliyat'taki metinde de belirtildiği gibi, bu görme eylemi asıl olarak cehennem ehli için bir azaptır. Kaybedilen nimet-i azimeyi bizzat müşahede etmek, ateşin yakmasından daha ağır bir manevi elem ve hasret duygusu uyandırır.
Özetle; cennet ehli cehennemdekileri gördüğünde dehşete düşmez; aksine kurtulmuş olmanın verdiği muazzam bir huzur ve şükür hâline bürünür.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü