"O düşünmek ise, Cenâb-ı Hakkı hatıra getiriyor. O hatıra, bir nevi huzur veriyor. O halde, mütemadiyen ömür dakikaları huzur içinde bir ibadet hükmüne getirilebilir." Buradaki "huzur" kelimesinin mânası nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"BİRİNCİ NOKTA: Velâyet yolları içinde en güzeli, en müstakimi, en parlağı, en zengini, Sünnet-i Seniyyeye ittibâdır. Yani, a’mâl ve harekâtında Sünnet-i Seniyyeyi düşünüp ona tâbi olmak ve taklit etmek ve muamelât ve ef’âlinde ahkâm-ı şer’iyeyi düşünüp rehber ittihaz etmektir. İşte bu ittibâ ve iktida vasıtasıyla, âdi ahvâli ve örfî muameleleri ve fıtrî hareketleri ibadet şekline girmekle beraber, her bir ameli, sünneti ve şer’i o ittibâ noktasında düşündürmekle, bir tahattur-u hükm-ü şer’î veriyor. O tahattur ise, Sahib-i Şeriati düşündürüyor. O düşünmek ise, Cenâb-ı Hakkı hatıra getiriyor. O hatıra, bir nevi huzur veriyor. O halde, mütemadiyen ömür dakikaları huzur içinde bir ibadet hükmüne getirilebilir."(1)

"Huzur", insanın Allah’ın murakabesi altında olduğunu unutmayıp, ona göre hareket etmesidir. Allah’ın huzurunda olduğunu sürekli akılda tutmanın tek yolu, her şeyde ona açılan marifet pencerelerini görebilmek ile mümkündür.

Yani bir çiçeğe, bir böceğe, bir yıldıza baktığımız zaman Allah’ın isim ve sıfatlarını o şeylerde okuyabiliyorsak, o zaman her şey bize O’nu hatırlatır ve O’nu gösterir, başımızı hangi tarafa çevirsek O’nun varlığını ve birliğini görürüz. İşte bu mânaya "huzur-u İlahide meleke kesbetme" deniyor.

Peygamber Efendimiz (asm)'in sünneti; insan hayatının her tarafını kuşatmıştır. Sünnetin en büyük gayesi ise; her hususta Allah’ın razı olacağı davranışı izhar etmek ve her şeyde O’nu hatırlatacak amellerde bulunmaktır. Sıradan işlerini sünnete uygun yapan bir insanın bütün fiilleri ibadet hükmüne geçer.

“Hattâ en küçük bir muamelede, hattâ yemek, içmek ve yatmak âdabında sünnet-i seniyyeyi müraat ettiği dakikada, o âdi muamele ve o fıtrî amel, sevaplı bir ibadet ve şer’î bir hareket oluyor. Çünkü o âdi hareketiyle Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma ittibaını düşünüyor ve şeriatın bir edebi olduğunu tasavvur eder ve şeriat sahibi o olduğu hatırına gelir. Ve ondan Şâri’-i Hakiki olan Cenab-ı Hakk’a kalbi müteveccih olur, bir nevi huzur ve ibadet kazanır.

İşte bu sırra binaen sünnet-i seniyeye ittibaı kendine âdet eden, âdâtını ibadete çevirir, bütün ömrünü semeredar ve sevabtar yapabilir. (11. Lem’a)

Bu bakımdan, elden geldiği kadar sünnetleri hayatımıza tatbik etmeye gayret edelim ki, huzuru kazanalım. Allah’ı düşünmek, O’nu hatırda tutmak insanın kalbine bir inşirah, bir ferahlık verir. Zaten huzur, ferahlık ve mutluluk demektir. Yani insan ibadet, zikir ve tesbih ile her an Allah'ı hatırlarsa iki mânada da huzuru kazanmış olur.

Hülasa, Peygamber Efendimizin (asm)'in bütün ahvali, akvali ve ef’ali, yani halleri, sözleri ve fiilleri, Allah’ın murakabesinde ve rızası dairesinde olduğu için, onun her hareketi insanlığa bir model, bir rehberdir. “Habib-i Kibriya Efendimizin (sav.) sünnetlerini hayatlarına tatbik edenler, dünyevî ve uhrevî saadete nail olurlar. Bir mü’min her halinde, her sözünde ve her işinde O’nun sünnetlerine uyduğu nisbette kıymet kazanır, istikamet çizgisinde yürür. O’na uyan dünyevî ve uhrevî saadete nail olur. Zira Habib-i Edib Efendimiz (sav.); Bir bürhân-ı Hak, bir sirâc-ı hakikat, bir şems-i hidayet, bir vesile-i saadet”tir. (Sözler)

Bir mü’minin en büyük gayesi; Allah’ın rızasını kazanmaktır. Bunun da en güzel ve en kısa yolu, sünneti seniyyeye ittiba etmektir. Sünnet Peygamber Efendimizi, o da Allah’ı hatırlatır. Böylece kalb sürekli Allah’a yönelir ve ona müteveccih olur.

Resul-i Ekrem Efendimizi (sav.) sevmeden Allah’ı sevmek, O’nu razı etmeden Mevla’yı razı etmek mümkün değildir. Allah Resulünün sünnetlerini rehber edinmeden saadeti bulmak, istikamet çizgisinde yürümek imkânsızdır. Yüce Allah’ı sevmenin yolu Fahr-i Âlem Efendimizin (sav.) sünnetlerini rehber edinmektir. Sünnet, Kur’an’ın yoludur, rıza yoludur, cennetin yoludur. Habib-i Kibriya Efendimizin her hareketinde, her tavrında ve her sözünde nice hikmetler ve alınacak dersler vardır.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Dokuzuncu Kısım.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...