"O küçük, cüz'î seyahati hem küllî, hem mahşer-i acaip bir seyahatin anahtarı hükmünde gösteriyor." İzah eder misiniz? Küllî seyahat ne olabilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İşte çendan o bir abddir ve o seyahat, bir mi'rac-ı cüz'îdir. Fakat bu abdin, bütün kâinata taalluk eden bir emanet beraberindedir. Hem şu kâinatın rengini değiştirecek bir nur beraberdir. Hem saadet-i ebediyenin kapısını açacak bir anahtar beraber olduğu için, Cenab-ı Hak kendini "bütün eşyayı işitir ve görür" sıfatıyla tavsif eder. Tâ o emanet, o nur, o anahtarın cihanşümul ve muhit ve umum kâinata âmm ve bütün mahlukata şamil hikmetlerini göstersin."(1)

Allah’ın emriyle Peygamber Efendimiz (sas)’in rûhen ve bedenen, Burak isimli semavî bir bineğe binerek Cebrail (as) ile birlikte, Mekke’deki Mescid–i Haram’dan Kudüs’teki Mescid–i Aksa’ya (Beytü’l–Makdis) kadar yapmış olduğu gece yolculuğuna İsra denilir. Oradan bir mi’râc ile (manevî asansör) yedi kat göklere yükselip tâ Sidretü’l–Müntehâ’ya ulaşması, burada Cebrail’i arkada bırakıp Refref denilen ledünnî binitle Allah’ın huzuruna varıp O’nun Zât–ı Akdes’ini yakînen müşahede etmesi, zaman ve mekân üstü konuşması olaylarına da mi’râc denilir.

Peygamber Efendimizin (sas) bütün bu seyahatine mahşer-i acaip diyebiliriz. Mahşer-i acaip, insanda hayret ve şaşkınlık uyandıran şeylerin, topluca arz-ı endam etmesine denir. Cennet bir mahşer-i acaip, cehennem bir mahşer-i acaip, sema tabakaları birer mahşer-i acaip, Sidretü’l Münteha bir mahşer-i acaiptir ve hakeza.

(1) bk. Sözler, Otuz Birinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...