"Nasıl ki bir sultanın unvanlarından olan 'kumandan-ı azam' unvanı, devâir-i askeriyenin serasker dairesi gibi külli ve geniş daireden tut, ta onbaşı dairesi..." Temsili açar mısınız?
Değerli Kardeşimiz;
"İkinci Temsil: Nasıl ki bir sultanın unvanlarından olan 'kumandan-ı azam' unvanı, devair-i askeriyenin serasker dairesi gibi külli ve geniş daireden tut, ta onbaşı dairesi gibi cüz’î ve hususi her bir dairede bir zuhuru, bir cilvesi vardır. Mesela bir nefer; o kumandanlık unvan-ı azamının numunesini onbaşı şahsında görür, ona bakar, ondan emir alır. O nefer onbaşı olduğunda; çavuş dairesindeki kumandanlık dairesi nazarına çarpar, ona bakar. Sonra çavuş olsa o vakit kumandanlık numunesini ve cilvesini mülazım dairesinde görür. O makamda ona mahsus bir iskemle bulunur ve hakeza… Yüzbaşı, binbaşı, ferik, müşir dairelerinden her birinde, dairelerin büyük ve küçüklüğü nisbetinde o kumandanlık unvanını görür."
"Şimdi bir neferi o kumandan-ı azam, bütün devair-i askeriyeye taalluk edecek bir vazife ile tavzif etmek istese, bir müfettiş gibi her devairi görüp ve görünecek bir makam vermek istese elbette o kumandan-ı azam, o neferi onbaşı dairesinden tut ta daire-i azamına kadar birer birer gezdirecek; ta görsün, görülsün. Sonra huzuruna kabul edip sohbetine müşerref ederek, nişan ve ferman verip taltif ederek, ta geldiği yere kadar bir anda gönderir." (Sözler, Otuz Birinci Söz, İkinci Esas.)
Genelkurmay başkanı ordunun en tepesindeki isimdir ve bütün komutanlar, askerler onun emri altındadır. Onbaşı ise ordunun en alt komutanıdır. Etkisi ve gücü ise manga kadardır. Ordunun bu iki makam arasında yüzbaşı, binbaşı, ferik, müşir vesaire çok mertebe ve makamları bulunuyor.
Ülkenin sultanı, bir askeri, ordunun bütün makam ve mertebelerini teftiş edecek bir görev ile görevlendirmek istese elbette o askeri, onbaşı dairesinden tut, ta genelkurmay makamına kadar birer birer gezdirecek, ta hem görsün, hem de o makamlar tarafından görülsün tanınsın. Bu tanıtma işlemi bittikten sonra Sultan o askeri huzuruna kabul edip sohbeti ile şerelendirip, nişan ve ferman verip taltif ederek, ta geldiği yere kadar bir anda geri gönderir.
Sultan o askere hem ne kadar kudretli bir padişah olduğunu hem her mertebe de nasıl bir idarecilik sergilediğini hem mülkünün ne kadar haşmetli olduğunu teşhir etmek istiyor. Bu yüzden o askere olağanüstü bir yetki verip harika bir nümayiş sergiliyor.
Temsildeki Sultan Allah’a işaret ediyor. Asker ise Peygamber Efendimizi (a.s.m) temsil eder. O askerin bütün makamları gezip teftiş etmesi ise, Peygamber Efendimizin (asm) mi'rac mucizesine kinayedir. Genelkurmay ve onbaşı gibi unvanlar ve makamlar ise, Allah’ın bütün mülkünün her bir dairesinde isim ve sıfatlarının külli ve cüz'i tecellilerini göstermesidir.
Askerin en sonunda Padişahın huzuruna çıkıp nişan ve ferman alması ise, Peygamber Efendimizin (asm) kâbe kavseyn makamına çıkıp perdesiz Allah ile görüşmesi ve ona vasıtasız muhatap olması ve birtakım emirleri direkt dinlemesidir. Nişan ise Habibullah veya "Bütün varlıkların temsilcisi" makamı oluyor.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
SERASKER
Serasker kelimesi, Farsça kökenlidir:
Ser” = baş,
Asker = ordu.
Yani "Başkomutan", "Başkumandan" anlamına gelir.Osmanlı'da Serasker, bugünkü anlamda Savunma Bakanı veya Genelkurmay Başkanına denk gelen bir makamdır.
Hem ordunun komutanıdır,
Hem de askeri işlerin yürütüldüğü en üst dairenin başıdır.Risale'deki Anlamı ile “Serasker Dairesi”
Bediüzzaman bu ifadeyi kullanırken, bir sultanın “kumandan-ı âzam” (en büyük komutan) sıfatının:
En geniş daire olan “seraskerlik makamı”nda en açık şekilde tecelli ettiğini,
Ancak aynı unvanın, en küçük daire olan “onbaşı” seviyesinde bile bir yansıması bulunduğunu anlatır.
Hem unvandır (Başkomutan),
Hem de kurumsal yapıdır (Seraskerlik Dairesi → Savunma Bakanlığı + Genelkurmay karışımı bir yapı).