"O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada kabul ettirmek tabiri; hidayet manasındadır. Hidayet ise; insanın iradesini sarfından sonra kalpte hâsıl olan bir nurdur. Bu nuru ise Allah yaratır. Hidayet Allah’ın elindedir. Bu yüzden; "Tebliğ kuldan, hidayet Allah’tandır" diyoruz.

Yoksa Allah, hidayeti ya da dalaleti zorla insana kabul ettirmiyor. Zaten böyle olsa imtihanın bir manası olmaz. Allah, hikmet ve âdeti gereği hidayet ve dalaleti insanın iradesine bağlamış, insan istemedikçe bu ikisini kalbe akıtmıyor. Üstad Hazretleri bu ince manaları akla yaklaştırmak için şu misali veriyor:

"Teşbihte hata olmasın, sen bir iktidarsız çocuğu omuzuna alsan, onu muhayyer bırakıp 'Nereyi istersen seni oraya götüreceğim.' desen; o çocuk yüksek bir dağı istedi, götürdün. Çocuk üşüdü yahut düştü. Elbette 'Sen istedin.' diyerek itab edip, üstünde bir tokat vuracaksın. İşte, Cenâb-ı Hak, Ahkemü'l-Hâkimîn, nihayet zaafta olan abdin iradesini bir şart-ı âdi yapıp, irade-i külliyesi ona nazar eder."(1)

İnsan iradesi icat etmek noktasından zayıftır, bütün fiiller gibi iman etmek fiilini de kalpte yaratan Allah’tır, bu fiili seçen ise insandır. İnsan seçiyor, Allah da o fiili yaratıyor. Bu sebeple fiili yaratan değil, tercih eden mesul olur.

Allah’ın hidayet ve imanı insanlara kabul ettirmesini bu ölçü içinde anlamak gerekir, yoksa cebir manası çıkar.

(1) bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...