Block title
Block content

On İkinci Söz'ün, Dördüncü Esas'ındaki, Birinci ve İkinci Temsilleri Açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

On İkinci Söz genel hatları ile Kur'ân ile din dışı felsefe arasında bir karşılaştırma ve Kur'ân'ın bütün kelâmlar üzerindeki yerini izah ve ispat ediyor.

Dördüncü Esas vahiy ve ilhamın tanım ve karşılaştırılması.

"Şayet yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de arkasından yedi deniz katılarak (mürekkep olsa) yine Allah'ın sözleri (yazmakla) tükenmez. Şüphe yok ki Allah mutlak galip ve hikmet sahibidir."(Lokman, 31/27)

meâlindeki âyetin bir açıklaması şeklindedir.

Temsiller ise Allah’ın külli konuşması ile cüzi konuşmasının arasındaki farka işaret ediyor. Allah her mahluku ile konuşur, bu onun kelam sıfatının bir gereği ve tecellisidir. Lakin bu konuşmaların hepsi aynı derece ve makamda değildir. Mesela Allah arı ile de konuşuyor, Peygamber Efendimiz (asv) ile de konuşuyor, elbette bu iki konuşma arasında azim bir fark ve derece var. Bu iki temsil bu farka işaret ediyor.

"Birincisi: Bir sultanın iki çeşit mükâlemesi, iki tarzda hitabı vardır. Birisi, âdi bir raiyet ile cüz'î bir iş için, hususî bir hacete dair, has bir telefonla konuşmaktır. Diğeri, saltanat-ı uzmâ ünvanıyla ve hilâfet-i kübrâ namıyla ve hâkimiyet-i amme haysiyetiyle evâmirini etrafa neşir ve teşhir maksadıyla, bir elçisiyle veya büyük bir memuruyla konuşmaktır ve haşmetini izhar eden ulvî bir fermanla mükâlemedir."

Birinci temsil, Allah’ın tarafından kelamın farklılığına işaret ediyor. Yani Allah, kelam sıfatı ile hitap ederken, bir en üst düzeyden bir de en alt düzeyden hitap ediyor. Kur’an en üst düzeyden bir hitap iken, arıya olan hitap en alt düzey bir hitaptır.

"İkinci temsil: Bir adam, elinde bir aynayı güneşe karşı tutar, o ayna miktarınca bir ışık ve yedi rengi cami bir ziya alır. O nisbetle güneşle münasebettar olur, sohbet eder. Ve o ışıklı aynayı karanlıklı hanesine veya dam altındaki bağına tevcih etse, güneşin kıymeti nisbetinde değil, belki o aynanın kabiliyeti miktarınca istifade edebilir. Diğeri ise, hanesinden veya bağının damından geniş pencereler açar, gökteki güneşe karşı yollar yapar. Hakikî güneşin daimî ziyasıyla sohbet eder, konuşur ve lisan-ı hal ile böyle minnettârâne bir sohbet eder, der: "Ey yeryüzünü ışığıyla yaldızlayan ve bütün çiçeklerin yüzünü güldüren dünya güzeli ve gök nazdârı olan nazenin güneş! Onlar gibi benim haneciğimi ve bahçeciğimi ısındırdın, ışıklandırdın." Halbuki ayna sahibi böyle diyemez. O kayıt altındaki güneşin aksi ise, âsârı mahduttur, o kayda göredir."(1)

İkinci temsil de muhatabın seviyesine işaret ediyor. Yani kişi kapasite ve manevi boyutuna göre Allah kelamına mazhar oluyor. Kimisi vasıtalar kadar istifade eder, kimisi vasıtaları aşıp doğrudan Allah’ın kelamına mazhar olur. Peygamber Efendimiz (asv)'in Miraç'ta mazhar olduğu kelam vasıtasız ve doğrudan bir mazhariyettir.

(1) bk. Sözler, On İkinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

talebe adayi
ben hala tam anlayamadim.allahu tealanin bir ariyla konusmasi nasil olur. bu temsilleri biraz daha basitce anlatabilirmisiniz.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (editor)

Allah her varllık için farklı iletişim ve etkileşim dilleri, araçları vermiştir. İnsanlar konuşa konuşa hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşırlar ifadesi meşhurdur. Ancak biz sadece kendi iletişim şeklimizi biliyoruz. Bir arı kovana geldikten sonra yaptığı bir kaç hareket ve vızıltı sesi ile, çiçek özünü aldığı yere diğer arkadaşlarını elleriyle bırakmış gibi tam isabetle gönderiyor. Demektir ki, kendilerine has bir iletişimleri vardır. Diğer taraftan Allah'ın yarattığı varlıklarla konuşması vardır. Mesela insanlarla, onların bileceği bir dille konuşmaktadır. Ancak ayetinde ifadesi ile bütün dilleri kuvveti Allahta vardır. Bizimle bizim dilimizle konuşan Allah, diğer varlıklarla da onların dili ile konuşur. Ancak biz bilemeyiz.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...