"Öyle ise, bu ziyafet-i âmme ve bu feyz-i âmmın bir kör kuvvetten neş'et etmesi ve bu eşyanın semerâtı sel gibi akıp ittifakı ve tesâdüfün eline havâlesi muhâldir." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bütün kalpleri sürur ve sevinçle memnun eden umumî bir ziyafet veriliyor. Bu ziyafetin “âhirete gitmek üzere gelip muvakkaten kalan insanlara İlâhî ve Rahmânî bir sofra” olduğu kabul edilmezse, o zaman bütün bu ikram ve ihsanları şu üç şeye isnad etmek gerekecektir: Kör kuvvet, ittifak ve tesadüf.

Birinci şıkka göre, tabiatı da onda serilen nimetleri de tabiattaki kanunlara ve kuvvetlere vermek ve onlardan bilmek gerekir. Bunlar ise kör ve şuursuzdurlar; ne insanı tanırlar, ne de onun ihtiyaçlarını bilirler.

İkinci şıkka göre, tabiattaki her şey, bir şirketin ortakları gibi bir araya gelmişler ve her biri kendi sermayesini ortaya koyarak ittifak etmişler ve bu ziyafeti vermişlerdir. Canlıların bütün ihtiyaçlarını cansız ve şuursuz sebeplerin ittifakından bilmek de en az birinci şık kadar akıldan uzaktır.

Tesadüfen olma ise zaten imkân harici bir yoldur. Yâni bütün bu işler bir ilim ve irade ile değil de rastgele olmuştur. Bu şıkka sadece bir misal verelim:

Her insanın iki gözü olması bir kanundur, kanunlar ise tesadüfü reddederler. Bütün insanların iki gözü olsa da birisinin üç gözü olsaydı, belki o zaman tesadüf kelimesi kullanılabilirdi. Ama tesadüfen senin iki gözün var, benim de yine tesadüfen iki gözüm var, bütün insanların, bütün hayvanların da tesadüfen iki gözü var demek aklen mümkün değildir.

Bu misali her canlının her organı, her kabiliyeti, her duygusu ve her sıfatı için de düşünebiliriz ve açıkça görürüz ki, her şey ilâhî bir ilimde, son derece hikmetli olarak planlanmış ve bu kader programına göre yine her şey en mükemmel şekilde yaratılmıştır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 2.130
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...