"Eyyühe’n-nefs! Sen her bir eserde müessirin azametini görmek istiyorsun; fakat, haricî olan manaları zihnî manalarda arıyorsun..." cümlesini devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ey nefsim! Allah'ın her bir eserinde, Allah'ın azamet ve büyüklüğünü görmek istiyorsun. Hâlbuki hiç bir eser Allah'ın azamatini tam gösteremez. Mesela; Allah'ın kudreti sonsuzdur. Ancak bir elin parmakları sonludur. Kudret orda sonsuz tecelli etmemiştir. El ve parmaklar, sonsuz kudreti gösteremez.

Hariçteki manalar ile bizim zihnimizdeki manalar örtüşmeyebilir. Mesela, hariçte Allah'ın şeriki yoktur. Ama insan zihninde şerik olabiliyor. Allah'ın yarattığı hiçbir varlıkta harici mana olarak bir çelişki, bir tenakuz söz konusu değildir. Ancak zihnimizde bir çelişki olabiliyor ki, nice insanlar dalalete ve inkâra gidiyorlar. Bunu olaylara da tatbik etmemiz de mümkündür.

Allah'ın her bir isminde, diğer bütün isimlerin aynı şekilde varlığını arıyorsun. Gerçi zihayat varlıklarda ekser esma tecelli eder; ancak derece derecedir. Hikmete bağlı olarak ihtihyaç nisbetinde tecelli eder.

İnsanda binlerce latife vardır. Her birinin zevki ve lezzeti ayrı ayrıdır. Mesela; güzel bir manzaradan gözün alacağı zevki, kulağın almasını da beklemek doğru değildir.

Keza, insanlarda binlerce latife vardır. Yaptığımız her bir iş, bizdeki bir hissin devreye girmesiyle tahakkuk eder. Mesela; birisine iyilik yaparken, şefkat hissimiz devreye girmiş demektir. Aynı adam ağlarken de başka bir duygunun etkisiyle ağlar.

Aynı histen, duygudan her fiil ve davranışı beklemek doğru değildir. Aksi takdirde evhamlara maruz kalırız.

"Eyyühe’n-nefs! Sen her bir eserde müessirin azametini görmek istiyorsun; fakat, haricî olan mânâları zihnî mânâlarda arıyorsun. Esmâ-i Hüsnânın her birisinde bütün esmânın şuââtını görmek istiyorsun. Her bir lâtifenin zevkiyle bütün letâifin zevklerini zevk etmek istiyorsun. Her bir hisse tâbi olan işleri ve hâcetleri ifa ederken, bütün hislerinin işlerini beraber görmek istiyorsun. Bundan dolayı evhama mâruz kalıyorsun."(1)

Üstat Hazretleri, böyle bir düşünceyi, Güneş'in bütün büyüklüğünü, hararetini, hattâ gezegenlere merkez olmasını, onun küçük bir aynadaki cüz’i tecellisinde aramaya benzetiyor. “Halbuki şemsin vahdeti, tecelliyâtının da vahdetini istilzam etmez."(2) buyurarak, her aynaya kendi kabiliyetine göre Güneş'ten bir feyiz geldiğini nazara veriyor. Aynadaki ışık, güneşin ışığından haber verir, ancak o küçük ve sönük ışığı ölçü almakla Güneş hakkında gerçek bir marifete erişilemez.

Aynayı şuurlu farz etsek, kendisine o Güneş'in gerçek mahiyeti hakkında bir bilgi sunduğumuzda, bu haricî manayı kendi zihnindeki manada, yâni Güneş hakkındaki cüz’i bilgisinde arayacak ve bizim sözlerimizi aklına sığıştıramayacaktır.

“Evet, zerre mir'at olur, fakat mikyas olamaz.”(3) hakikatince, o ayna da güneşin ışığını gösterir, ama ondaki cüzi ışık Güneşi gerçek mahiyetiyle bilmesinde ve tanımasında mikyas olamaz.

Dipnotlar:

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Zeylû'l-Hubâb.
(2) bk. age., Katre'nin Zeyli.
(3) bk. İşaratü’l-İ’caz, Bakara Suresi 7. Ayetin Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

selba
Herbir hisse tabi olan isleri ve hacetleri ifa ederken , butun hislerinin islerini beraber görmek istiyorsun bundan dolayi evhama maruz kaliyorsun." Bütun hislerinin islerini beraber görmek nasil evhama sebep olur ? Bır ornekle aciklayabilir misiniz? Hangi.cihetle evhama düşulüyor ?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Mesela aklın kavrayacağı bir delili kalpten beklemek ve kalbi delilleri bu ölçü ile tartmak evhama sebeptir. Akli delilleri kalp ile tartmak. Ruhun hissedebileceği nurani bir delili ruha nispeten kesif bir duygu olan hayal ile anlamaya çalışmak hep evhama sebeptir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yusuf123321

Hariçteki mana konusu bir az da tafsilatlı anlatılsa, güzrl olur.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Hariçte çok azametli bir mesele zihinde kayıtlı ve sınırlı olabiliyor bu yüzden hariçte ki bir meseleyi aynı ile zihinde aramak yanlış olur. Mesela kainat çok büyük ve azametlidir zihinde bu büyüklük aynı ile canlandırılamaz öyle ise zihnimizi her şeyin bir ölçüsü bir mizanı gibi görmek yanlış olur. Bu Allah'ın azamet ve kibriyası konusunda daha da bir önem kazanıyor. İnsan zihni ne kadar geniş ve külli de olsa Allah'ın sonsuz azamet ve kibriyasını muhat bir şekilde idrak etmekten acizdir.  
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...