Block title
Block content

Zeylû'l-Hubab

İçerikler


  1. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Her kim kendisini Allah'a mal ederse, bütün eşya onun lehinde olur. Ve kim Allah'a mal olmasa, bütün eşya onun aleyhinde olur." izah eder misiniz?

  2. "Öyle bir Allah'a hamd, medh ve senâlar ederiz ki, şu âlem-i kebîr O’nun îcadıdır. Ve insan denilen şu küçük âlem de O’nun ibdâ’ıdır. Biri inşâsı, diğeri binâsıdır..." devamıyla izah eder misiniz?

  3. "İnsan denilen şu küçük âlem de Onun ibdâıdır. Biri inşâsı, diğeri binâsıdır. Biri san’atı, diğeri sıbgasıdır." Burada neden sıbgaya benzetiliyor, binanın yanında boya teferruat değil mi?

  4. "Ve insan denilen şu küçük âlem de Onun ibdâıdır. Biri inşâsı, diğeri binâsıdır. Biri san’atı, diğeri sıbgasıdır. Biri nakşı, diğeri ziynetidir. Biri rahmeti, diğeri nimetidir. Biri kudreti, diğeri hikmetidir." bu paragrafın cümlelerini açıklar mısınız?

  5. "Her kim kendisini Allah’a mal ederse, bütün eşya onun lehinde olur. Ve kim Allah’a mal olmasa, bütün eşya onun aleyhinde olur." cümlesini izah eder misiniz?

  6. "Allah'a mal olmak ise, bütün eşyayı terk ve her şeyin ondan olduğunu ve ona rücu ettiğini bilmekle olur." izah eder misiniz?

  7. "Gözleri küsuf tutmuş." ifadesini nasıl anlayabiliriz?

  8. "Eğer insanlarda olduğu gibi o meyvelerde de vahdet-i ruhiye olmuş olsaydı, geçmiş ve gelen yeni meyveler birbirinin aynı olmaz mıydı?.." Cümlesindeki vahdet-i ruhiyeyi açıklar mısınız?

  9. "Gözleri küsûf tutmuş bazı adamlar, gözleri önünde vukua gelen gayr-ı mahdut hususî haşr ü neşirleri kör gözleriyle gördükleri halde, kıyamet-i kübrâyı ve haşr-i umumîyeyi nasıl istiğrab ediyorlar?.." devamıyla izah eder misiniz?

  10. "Evet bir misâfir, ev sâhibinin iznine ve rızâsına muvafık olmayacak derecede, yemeklerde ve sâir şeylerde isrâf edemez." izah eder misiniz?

  11. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Cenab-ı Hakk'ın sana in'am ettiği vücud ile vücuda lâzım olan şeyler, temlik suretiyle değildir. Yâni, senin mülkün ve malın olup istediğin gibi tasarruf etmek için verilmemiştir. Ancak o gibi nîmetlerde, Allah'ın rızâsına..." izah?

  12. Allah'ın zatı, cisim ve maddeden münezzeh olduğu gibi, sıfatları ve isimleri de maddeden münezzeh midir? Eğer öyleyse, bu isim ve sıfatların tecellileri mübaşeretsiz nasıl oluyor?

  13. "Maddiyattan olmayan, bilhassa mahiyetleri mütebayin olan bir çoklukta tasarruf eden bir zâtın, o çokluğun herbirisiyle bizzat mübaşeret ve muâlecesi lâzım değildir." cümlesini açıklar mısınız?

  14. Kainattaki, mübaşeretli ve mübaşeretsiz tasarrufu açıklar mısınız? Allah için neden mübaşeretsiz oluyor?

  15. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Maddîyattan olmayan, bilhassa mahiyetleri mütebâyin olan bir çoklukta tasarruf eden bir zâtın, o çokluğun her birisiyle bizzât mübâşeret ve muâlecesi lâzım değildir..." devamıyla izah eder misiniz?

  16. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Kur’ân-ı Mu'ciz’ül- Beyan'ın her bir sûresi, bütün Kur’ân’ın münderecâtını icmâlen ihtiva ettiği gibi, sâir sûrelerde zikredilen makasıd ve mühim kıssaları da tazammun etmiştir..." devamıyla izah eder misiniz?

  17. "Ve kezâ mânevî asansörler ile lâzım olan erzak ve gıdalarını ağacın yüksek dallarına çıkartmakla,.." izah eder misiniz?

  18. Cenâb-ı Hakk’ın mahlukatındaki tasarrufu, yalnız bir emir ve irade ile olur. Bizzât mübaşereti yoktur. Şemsin kâinatı tenvir ettiği gibi.. Cümlesini biraz açar mısınız?

  19. "Ömür tayyaresi şimşek gibi geçiyor. Zaman da sel dolaplarını sür'atle çalıştırıyor." cümlesini "sel" ve "dolap" kavramlarıyla izah eder misiniz?

  20. "Ancak küre-i arzı harekete getiren, felek çarklarını durdurmaya ve şems ve kamerin yerleştirilmesiyle zamanın hareketini teskin ettirmeye ve vücudun şahikalarından yuvarlanıp gelen..." izah?

  21. "Şems ve kamerin birleştirilmesiyle zamanın hareketini teskin ettirmeye..." ifadesini nasıl anlamalı?

  22. "İnsan, yaşayış vaziyetince, bir dağdan kopup sel içine düşen veya yüksek bir apartmandan düşüp yuvarlanan bir şahıs gibidir. Arz sefinesi de, sür'atle giderken تَمُرُّ مَرَّ السَّحَابِ âyetini okuyor..." devamıyla izahı?

  23. İnsan, yaşayış vaziyetince, bir dağdan kopup sel içine düşen veya yüksek bir apartmandan düşüp yuvarlanan bir şahıs gibidir.. Cümlesini açar mısınız?

  24. "Evet, hayat apartmanı yıkılıyor. Ömür tayyaresi şimşek gibi geçiyor." İzah eder misiniz?

  25. "Evet, Onun marifeti olmazsa, insanın ahbabı ve mal ve mülkü insana a’dâ ve düşman olurlar. Beka belâ olur. Kemâl hebâ olur. Ömür hevâ olur." İzah eder misiniz?

  26. "O’nun marifetiyle elemler lezzetlere inkılâb eder... Evet, O’nun mârifeti olmazsa, ulûm evhama tahavvül eder... Ferşten arşa, ezelden ebede kadar en geniş dairelerde insanın vazifesi, yalnız duâdır." izah eder misiniz?

  27. Evet, Onun marifeti olmazsa ulûm evhama tahavvül eder. Hikmetler illet ve belâlara tebeddül eder. Vücut ademe inkılâp eder. Hayat ölüme ve nurlar zulmetlere ve lezâiz günahlara tahavvül eder...

  28. "Çocuğun, eli yetişemediği bir şeyi peder ve validesinden istediği gibi, abd de acz ve fakriyle Rabbine iltica eder ve Hâlıkından ister." İzah eder misiniz?

  29. "Eşyada görünen nev’î ve ferdî vahdetler Sânideki sırr-ı vahdetten neş’et etmiştir. Çünkü, kuvvet dağılmıyor..." Bu i'lem'i açar mısınız?

  30. "Sâniin vahdetine en sadık şahitlerden birincisi, cüz’î ve küllî eşyalarda görünen vahdetlerdir. Çünkü, herhangi birşey zerreden âleme kadar vahdetle muttasıf ve alâkadardır. Öyle ise, Sânide de vahdet var. Öyle ise Sâni Ehaddir." ifadelerinin izahı?

  31. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Sâni'in vahdetine en sadık şahidlerden birincisi: Cüz'î ve küllî eşyalarda görünen vahdetlerdir. Çünkü, herhangi bir şey zerreden âleme kadar vahdet ile muttasıf ve alâkadardır. Öyle ise, Sâni'de de vahdet var..." izah?

  32. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Eşyada görünen nev'î ve ferdî vahdetler, Sâni'deki sırr-ı vahdetten neş'et etmiştir. Çünkü, kuvvet dağılmıyor. Bir kısmına çok, bir kısmına az sarfedilmekle kudrette, kuvvetin tecezzi ve inkısamı olmuyor..." izah eder misiniz?

  33. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Küre-i arz mağazasından me'kûlât ve meşrûbât ve libâs ve sâir ihtiyaçlarınızı temin ediyorsunuz. Parasız aldığınız bu malları İlâhî hazineden almayıp birer birer esbaba yaptıracak olursanız,.." izah?

  34. "O hazine-i gaybda eşyanın icadı “Kün” emriyle bağlıdır." cümlesini açıklar mısınız?

  35. "Dünyada görülen bilhassa nebatî ve hayvanî hayatlarda müşahede edilen ademler, idamlar, tebeddül ve teceddüd-ü emsalden ibarettir. İmanlı olan kimselere göre zeval ve firakın acısı değil, yerlerine gelen emsalleriyle visalin lezzeti hasıl oluyor.." İzah?

  36. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Asabiyet-i cahiliye, birbirine tesanüd edip yardım eden gaflet, dalâlet, riya ve zulmetten mürekkeb bir macundur. Bunun için milliyetçiler, milliyeti mâbud ittihaz ediyorlar. Hamiyet-i İslâmiye ise, nur-u îmândan in'ikas..." izah?

  37. "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Dünyada görülen bilhassa nebatî ve hayvanî hayatlarda müşahede edilen ademler, idamlar, tebeddül ve teceddüd-ü emsalden ibârettir. Îmânlı olan kimselere göre zeval ve firakın acısı değil,..." izah?

  38. "Asabiyet-i cahiliye, birbirine tesanüt edip yardım eden gaflet, dalâlet, riyâ ve zulmetten mürekkep bir mâcundur. Bunun için milliyetçiler, milliyeti mâbud ittihaz ediyorlar." cümlesini izah eder misiniz?

  39. "İ’lem ey esbaba mübtelâ insan! Bil ki, sebebin halkı ve sebebiyetinin takdiri ve müsebbebin vücuduna lâzım olan şeylerle techizi, kudretine nisbetle zerreler ve şemsler müsâvî olan Zât'ın 'Kün' emriyle müsebbebi halketmesinden daha kolay,.." izah?

  40. "Çünkü, o eşyanın intizamlı hakîmane teşahhusatı ve şuurkârâne muhkem hususiyâtı kör tesadüf ve ittifakı reddediyor." izah eder misiniz?

  41. "Ey esbâba müptelâ insan! Bil ki, sebebin halkı ve sebebiyetinin takdiri ve müsebbebin vücuduna lâzım olan şeylerle teçhizi, kudretine nisbetle zerreler ve şemsler müsâvi olan Zâtın "Kün" emriyle..." ifadelerini devamıyla izahı eder misiniz?

  42. "Öyle ise, bu ziyafet-i âmme ve bu feyz-i âmmın bir kör kuvvetten neş'et etmesi ve bu eşyanın semerâtı sel gibi akıp ittifakı ve tesâdüfün eline havâlesi muhâldir." izah eder misiniz?

  43. "Sebebin halkı ve sebebiyetinin takdiri ve müsebbebin vücuduna lâzım olan şeylerle teçhizi, kudretine nisbetle zerreler ve şemsler müsâvi olan Zâtın "Kün" emriyle..." cümlesini, devamıyla izah eder misiniz?

  44. Bil ki, sebebin halkı ve sebebiyetinin takdiri ve müsebbebin vücuduna lâzım olan şeylerle teçhizi, kudretine nisbetle zerreler ve şemsler müsâvi olan Zâtın "Kün" emriyle...

  45. "Ve bu insanlar, o Sultan-ı Ezelî'nin makasıdına çalışan amelelerdir. Bu ameleler, aldıkları ücretlerinden maadâ bu binadan bir şeye mâlik ve sâhip olmadıklarına tekraren hükmedecektir." izah eder misiniz?

  46. "Ehl-i ilhad ile ve bilhassa Avrupa mukallitleriyle münazarayla iştigal edenler büyük bir tehlikeye mâruzdurlar. Çünkü, nefisleri tezkiyesiz ve emniyetsiz olması ihtimaliyle tedricen hasımlarına mağlûp olur ki,.." izah eder misiniz?

  47. "Ehl-i ilhad ile ve bilhassa Avrupa mukallidleriyle münazara ile iştigal edenler büyük bir tehlikeye mâruzdurlar. Çünkü, nefisleri tezkiyesiz ve emniyetsiz olması ihtimaliyle tedrîcen hasımlarına mağlûp olur ki, bîtarafâne muhakeme denilen..." izah?

  48. "Her bir zîhayatın hayatında gayr-ı mütenahi gayeler vardır. Bu gayelerden zîhayata âit ancak binde birdir. Bâki kalan gayeler, gayr-ı mütenahi olan mâlikiyeti nisbetinde hayatı îcad eden zâta aittir. Öyle ise, büyük bir mahlukun..." devamıyla izah?

  49. "Bir nimetin umumî ve herkese şâmil olması, kıymetinin azlığına ve ehemmiyetsizliğine delâlet etmez. Ve o nimetin bir kasd ve iradeden gelmemesine emare olamaz..." devamıyla izah eder misiniz?

  50. "Esmâ-i hüsnânın her birisinde bütün esmânın şuâatını görmek istiyorsun." izah eder misiniz?

  51. "Sen her bir eserde müessirin azametini görmek istiyorsun; fakat, hâricî olan mânâları zihnî mânâlarda arıyorsun." izah eder misiniz?

  52. "Herbir lâtifenin zevkiyle bütün letâifin zevklerini zevk etmek istiyorsun. Herbir hisse tâbi olan işleri ve hâcetleri ifa ederken, bütün hislerinin işlerini beraber görmek istiyorsun. Bundan dolayı evhama mâruz kalıyorsun." Buraları açıklar mısınız?

  53. Herbir zîhayatın hayatında gayr-ı mütenahi gayeler vardır. Bu gayelerden zîhayata ait, ancak binde birdir. Bâki kalan gayeler, gayr-ı mütenahi olan mâlikiyeti nisbetinde, hayatı icad eden zâta âittir. İzah eder misiniz?

  54. Eyyühe’n-nefs! Sen herbir eserde müessirin azametini görmek istiyorsun; fakat, haricî olan mânâları zihnî mânâlarda arıyorsun.. Cümlesini devamıyla izah eder misiniz?

  55. "Ve gayr-ı mütenahî acz ve fakrı olan insan, gayr-ı mütenahi kudret ve gına ve azameti olan Cenâb-ı Hak'la münâsebeti ne kadar latîftir." izah eder misiniz?

  56. Cenâb-ı Hakk'ın cüz'îyyât ve hasis emirler ile iştigali'ni izah eder misiniz?

  57. "İnsan gayr-ı mütenahî acz ve fakrıyla beraber Cenâb-ı Hakk'a îmanıyla, kudret ve gına ve izzetine mazhar olmuştur." izah eder misiniz?

  58. "İnsanın zihnine bâzen şöyle bir vesvese gelir, der: Sen de âdi ve böcek gibi bir hayvansın. Hayvanlardan fazla ne kıymetin var? Hem de semâvat ve arzı yed-i kudretine alan Hâlık-ı Zülcelâl'e karşı ne meziyetin ve ne gibi bir hizmetin var ki!.." izah?

  59. "İnsan, hayvaniyetten terakki edip halife-i zemin olmuştur." cümlesini izah eder misiniz?

  60. "Cenâb-ı Hak ihata-i kudret ve azametiyle insanın duasını işitir, hâcâtını görür. Ve semâvat ve arzın tedbiri, o insanı da düşünmeye mâni değildir." İzah eder misiniz?

  61. "Ecnebîlerden alınan maddî bilgiler, san'at ve terakkiyâta ait ise, lâzımdır. Sefahete dâir ise muzırdır." izah eder misiniz?

  62. "Sâlih amel ise, maddî ve mânevî hukuk-u ibâda tecavüz etmemekle, hukukullahı da bihakkın ifa etmekten ibarettir." Kul hakkı neden önceliklidir?

  63. "Îmana ait bilgilerden sonra en lâzım ve en mühim a'mal-i sâlihadır. Sâlih amel ise, maddî ve mânevî hukuk-u ibâda tecâvüz etmemekle, hukukullahı da bihakkın îfâ etmekten ibarettir." İzah eder misiniz?

  64. "Nihâyetsiz kurbu nihâyetsiz bu'd ile cem'edip, zerreler ile şemsler arasında uhuvveti tesis etmiştir." İzah eder misiniz?

  65. "Takdis ederiz o Zâtı ki, en büyük lûtfu en büyük azamete, en yüksek şefkati en yüksek ceberûta idhâl ettiği gibi,.." devamı ile izah eder misiniz?

  66. İmana ait bilgilerden sonra en lâzım ve en mühim a’mâl i salihadır. Sâlih amel ise, maddî ve mânevî hukuk-u ibâda tecavüz etmemekle, hukukullahı da bihakkın ifa etmekten ibarettir.. Maddî ve mânevî hukuk-u ibâd ne demektir?

Yükleniyor...