"Risalelerin heyet-i mecmuasına 'Risale-i Nur' ismini verdim. Hakikaten Kur’an’ın nuruna istinad edildiği için, bu isim vicdanımdan doğmuş." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Bu vecize, Külliyatın isminin nasıl seçildiğini ve bu ismin arkasındaki manevi derinliği bizzat Üstad'ın diliyle ortaya koyuyor. Burada iki önemli ve hassas nokta dikkat çekiyor:
1. İlham ve Vicdanî Doğuş:
Bediüzzaman Hazretleri, bu ismin masa başında, üzerinde düşünülerek yapılmış entelektüel bir kelime tercihi olmadığını, doğrudan vicdanından doğduğunu belirtiyor. Bu ifade, ismin bir nevi kalbi ilham ve sünuhat eseri olduğuna işaret eder.
2. Kur'an’ın Nuruna İstinad Etmek:
Bediüzzaman Hazretleri, ismin hakikatini ve meşruiyetini kendi şahsına değil, doğrudan Kur'an'a dayandırıyor. Eserler kendi başına bir ışık kaynağı değildir; Güneş'ten aldığı ışığı yansıtan bir ayna gibi, Kur'an'ın ezeli nuruna dayandığı için bu ismi hak etmiştir.
Bu cümle, Risale-i Nur'un baştan aşağı bir Kur'an tefsiri olduğunu ve adının bile bu bağlılıktan, o nurun kalbe olan yansımasından neşet ettiğini ilan eder.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü