"Sarsılmaz bir iman isteyen ve dinsiz anarşistliğe karşı kırılmaz bir kılıç arayanlar, Ayetü’l-Kübra’ya müracaat etsinler." Neden, izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Evet, Âyetü’l-Kübrâ Şuâı, otuz üç icmâ-ı azîmi ve küllî hüccetleri mevcudatın heyet-i mecmuasında gösterip, her bir hüccet-i külliyede hadsiz burhanlara işaret ederek başta semâvât, yıldızlar kelimeleriyle arz, hayvanat ve nebatat kelâmları ve cümleleriyle; git gide tâ kâinat mecmuası, müştemilât ve mevcudat ve hudûs ve imkân ve tagayyür hakikatlerinin kelimeleriyle Vâcibü’l-Vücudun mevcudiyetini ve vahdâniyetini güneş zuhurunda ve gündüz kat’iyetinde ispat ediyor. Sarsılmaz bir iman isteyen ve dinsiz anarşistliğe karşı kırılmaz bir kılıç arayanlar, Âyetü’l-Kübrâ’ya müracaat etsinler." (Şualar, 15. Şua, El-Hüccetü'z-Zehra'nın Birinci Makamı)
Bu söz, Külliyatın en önemli ve en derin tevhid risalelerinden biri olan Âyetü’l-Kübrâ’nın (Yedinci Şua) makamını ve cemiyet hayatı için taşıdığı hayati önemi açıklar. İfadedeki anahtar kavramları ve verilmek istenen mesajı şu şekilde tahlil edebiliriz:
1. "Sarsılmaz Bir İman" ve Âyetü’l-Kübrâ’nın Metodu
İman, taklidi (duyma ve alışkanlığa dayalı) ve tahkiki (delillere, akla ve kalbe dayalı) olmak üzere ikiye ayrılır. Taklidi iman, modern asrın getirdiği yoğun şüpheler ve felsefi hücumlar karşısında sarsılabilir. Âyetü’l-Kübrâ ise kainatı bir seyyahın gözüyle köşe bucak gezer; semadan arza, denizlerden dağlara, ağaçlardan insan fitratına kadar her mevcudatı birer yaratılış delili olarak inceler. Okuyucuya taklidi değil, kainattaki harika nizamı müşahede ettirerek tahkiki ve sarsılmaz bir iman kazandırmayı hedefler.
2. "Dinsiz Anarşistlik" Tehlikesi
Bediüzzaman, geleceğe dair en büyük tehlikelerden biri olarak anarşistliği (hukuk tanımamazlık, toplum düzenini ve ahlakı tarumar etme) görmüştür. Buradaki tespit çok mühimdir: Bir insan dinini, Allah korkusunu ve ahiret inancını tamamen kaybederse, hayatında hiçbir ahlaki sınır kalmaz. İtaat duygusunu yitiren bu kitleler, cemiyetin emniyet ve huzurunu kökünden sarsan manevi birer bombaya dönüşür. İşte dinsiz anarşistlik, toplum yapısını içten içe çürüten en büyük sosyal hastalıktır.
3. "Kırılmaz Bir Kılıç" Olarak Bu Risale
Risale-i Nur'un birçok yerinde Risaleler için kastedilen "elmas kılıç" tabiri gibi, burada da Âyetü’l-Kübrâ özelinde "kırılmaz bir kılıç" ifadesi kullanılır. Çünkü bu eser tesadüf, tabiat veya maddeperestlik gibi inançsızlığın dayandığı en büyük felsefi kaleleri, mantıki deliller ve gözle görünür kainat hakikatleriyle paramparça eder. Karşısındaki inkarcı fikir ne kadar güçlü görünürse görünsün, bu risalenin getirdiği burhanlar karşısında mağlup olmaya mahkumdur; bu yüzden kılıç kırılmazdır.
Özetle bu vecize, hem ferdi hem de sosyal bir kurtuluş reçetesidir. Kendi iç dünyasında vesveselerden kurtulup sarsılmaz bir inanca ulaşmak isteyen bireylere de toplumu anarşi ve kaos uçurumundan korumak isteyen cemiyet önderlerine de aynı adresi gösterir: Âyetü’l-Kübrâ, kâinat kitabını doğru okutarak kalplere Allah inancını nakşeder.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü