Block title
Block content

"Ruhun fenâsı, ya tahrip ve inhilâl iledir. O tahrip ve inhilâl ise, vahdet yol vermez ki girsin, besâtet bırakmaz ki bozsun. Veyahut idam iledir..." Devamıyla izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada, ruhun fenası, yani varlığının daimî olmayıp fani olması, yok olup ortadan kaybolması konusunda iki ihtimal nazara veriliyor: Biri tahrip ve inhilal, diğeri ise adem. Yani, ya dağılıp parçalanacak ve sonunda yok olacaktır. Bu şık ise ruhun yaratılış mahiyetine zıttır.

Cenab-ı Hak ruhu terkip şeklinde değil basit yaratmıştır, tâ ki dağılıp bozulmasın. Onun mahiyetinde devam ve beka vardır. Elbetteki bu beka zatî değildir, Allah’ın baki kılmasıyladır. Ve Cenab-ı Hak, dilese beka için yarattığı bu varlığı idam da edebilir, yani yokluğuna hükmedebilir. Buna ise onun “hadsiz merhameti müsaade etmez.”

Bedeni bütün organlarıyla hikmetli yaratan ve ruhun emrine veren, ruhu da bütün hissiyat ve duygularıyla bu nimetlere müştak kılan Allah, o büyük nimetini bu en sevdiği varlığından geri almaz. Almak dileseydi, onu hayata müştak olarak yaratmaz ve insan ruhuna ebedî yaşama arzusu koymazdı; ona iman, marifet, takva, salahat gibi ihsanlarda bulunarak onu cennete layık bir dereceye yükseltmezdi.

Konuya Üstadımızın şu vecizesiyle son verelim:

“Vermek istemeseydi istemek vermezdi.”(1)

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup, Birinci Zeyli.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...