"Şahsımın haysiyetini bütün bütün kırsa, fakat hizmet-i Kur’aniye ve imaniye ve Nuriyeden vazgeçmezse, ben onu helal ederim,.." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"...Sizi kasemle temin ederim ki, biriniz bana en büyük bir hakaret yapsa ve şahsımın haysiyetini bütün bütün kırsa, fakat hizmet-i Kur’aniye ve imaniye ve Nuriyeden vazgeçmezse, ben onu helal ederim, barışırım, gücenmemeye çalışırım." (Şualar, On Dördüncü Şua)

Üstad'ımız bir mürşid-i kâmil olarak talebelerini her türlü müspet hislerle donatıp, menfi hislerden arındırmayı esas tuttu. Bu vadide önce kendi nefsini terbiye edip, sonrasında diğer insanların terbiye edilmesi metodunu irade etti. Bu mektupta da talebelerin küsme ve gücenme hastalığından kurtulmaları için kendisinden misal vermiştir.

Davası iman ve İslam olan birisinde enaniyet ve bencillik olmaz. Onun bütün davası ve gayreti iman ve İslam’ın yücelmesi ve kuvvet kazanmasıdır. İslam’ın yücelmesinde çalışan diğer kardeşlerinden bir hakaret görse dahi, aynı maksada hizmet etmelerinin hatırına onu affeder. Onunla irtibatı kesmez ve haysiyet davası gütmez.

Şayet omuz omuza verdiği kardeşinden bir yanlış gördüğünde onu terk edip onunla ipleri koparıyorsa, bu şahıs için haysiyet ve benlik davası İslam davasından daha öndedir, demektir.

Aynı mealde bir mektup:

"Kardeşlerimden rica ederim ki:

Sıkıntı veya ruh darlığından veya titizlikten veya nefis ve şeytanın desiselerine kapılmaktan veya şuursuzluktan, arkadaşlardan sudur eden fena ve çirkin sözleriyle birbirine küsmesinler ve 'Haysiyetime dokundu.' demesinler. Ben o fena sözleri kendime alıyorum. Damarınıza dokunmasın, bin haysiyetim olsa kardeşlerimin mabeynindeki muhabbete ve samimiyete feda ederim." (Lem'alar, Yirmi Sekizinci Lem'a, On Altıncı Nükte)

Sahabeleri mümtaz ve erişilmez yapan en mühim bir haslet de birbirlerine karşı ifrat-ı muhabbetleridir. Aynı maksat ve aynı hizmet içinde bulunan kardeşler birbirlerine samimi muhabbet besler, samimi bir fedâkarlık ile muamele ederler. Bu da "birbirinde fani olmak" demektir.

Mesela kardeşinde güzel bir meziyet görse, kendi meziyeti gibi sevinir ve ona muhabbet duyar. Bu duygu, o kardeşte fani olduğunu gösterir. Yani onun meziyet ve faziletini kendi meziyet ve fazileti gibi görür. Böyle bir hissiyat kardeşler arasındaki manevî bağın ve sevginin bir tezahürüdür. Böyle bir hissiyatın hâkim olduğu şahısta nefis terbiye ve tezkiye edilmiş demektir. Zira nefis, başkasını kendinden üstün görmez, onun meziyetlerini kendi meziyeti gibi kabul etmez.

Nefsi terbiye ve ıslah etmeden, onu aşmadan kardeşlerin birbirlerinde fani olması mümkün değildir. Nefsin ıslah ve terbiyesi de ancak iman-ı tahkiki ile mümkündür. Risale-i Nurlar tahkiki iman dersini mükemmel bir şekilde verdiği için, onun hakiki talebeleri nefsini ıslah ve terbiye etmiş demektir. Böyle olunca, kardeşinde fani olmaya, yani onun fazileti ve meziyeti ile iftihar etmeye bir engel kalmamış olur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...