"Seksen Said’den telhis ile tezahür etmişim. Onlar müselsel şahsî kıyametler ve müteselsil istinsahlar ile çalkalanıp şu zamana beni fırlatmışlar." Bu ifadeleri Reenkarnasyona delil getirenler olmuştur diye duydum, doğru mudur?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Reenkarnasyon, insanın öldükten sonra, ruhunun başka bir bedene girerek hayatını orada devam ettirmesi ve olgunlaştırması fikridir. Eski tabir ile “tanasüh”, yeni tabir ile “ruh göçü”, felsefi tabiri ile “reenkarnasyon”, bir mitolojidir. Yani her toplum ve milletin bazı kesimlerinin tarihi kökeninde, farklı isimler altında inandığı ve yaşatmaya çalıştığı bir efsanedir.

Toplumlardaki bu inanç, insanın fıtratında var olan ebedi yaşama arzusunun ve ölümle yokluk ve hiçliğe gitmekten kurtulmanın çırpınışları ve bir tatmin olma şeklidir. Yani bu gibi inançlarla kendilerine bir çeşit ebediyet kazandırmaya çalışıyorlar.

İkinci, yeni bir hayatı kabul etmeyip, böyle bir fikre sapmadaki faktör ise; dünyaya ve içindekilere olan ülfet ve ünsiyetleridir. Dünya ve içindekilerinden ayrılmak ve bir daha görememek düşüncesi onu çaresiz kılıp, böyle hurafelere sevk ediyor.

Reenkarnasyon düşüncesini hem akıl, hem de Kur'an açısından değerlendirecek olursak, ikisi de cevaz vermez.

Öncelikle İslam’a göre reenkarnasyon fikri küfürdür. Kur’an'ın üçte ikisi ölümden sonra ikinci ve yeni bir hayattan bahsediyor. Kur’an kesinlikle reenkarnasyon düşüncesini kabul etmiyor. Şu ayet, bunu açıkça ilan ediyor:

"Nihayet, onlardan birine ölüm gelip çattığında, 'Rabbim, der, lütfen beni geri gönder. Ta ki, boşa geçirdiğim dünyada iyi iş yapayım.' Hayır! Onun söylediği bu söz laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar bir berzah vardır." (Müminun, 23/99 ve 100)

Akıl açısından bakacak olursak; tenasüh fikrinin tutar bir yanı yoktur.

Mesela, tenasüh inancına göre ruhlar cevherdir ve sayısı sabittir. O zaman ruhların sayısında bir artış olmaması gerekir. Dünyanın her döneminde nüfusun aynı olması lazım gelirdi. Halbuki nüfus sürekli artış gösteriyor. Bir asır öncesi nüfus, bir milyar; bir asır sonra altı milyar oluyor. Reenkarnasyona göre bu bir çelişkidir.

Yine eski tarihlerde büyük işler yapmış peygamberler, evliyalar, alimler, filozoflar, bilim adamları şimdi kimin bedenindedirler ve neden varlık gösteremiyorlar. Mesela, İki Cihan Serveri Hazreti Muhammed (asm) acaba hangi bedende, neden o haşmetli ruhu tezahür etmiyor?..

Yine anne ve babadan, çocuğa geçen irsiyeti ne ile izah edeceğiz? Zira, aralarında kopmaz bir bağ vardır. Burada, sadece cismani bir irsiyet değil, ruhi irsiyet de vardır.

Ruh başka bedene geçtiğinde, neden geçmişini tamamen hatırlamıyor? Şayet hatırlıyorsa, neden herkeste sabit olmuyor da sadece ruh hastaları tarafından iddia ediliyor?

Ruh, bedeni kendi mi seçiyor? Seçiyorsa, bunu hangi ölçüler ile seçiyor? Seçme durumunda en iyisini istemez mi? Buna benzer çok çelişkiler reenkarnasyonun batıl olduğunu ispata kafidir.

Böyle sapkın ve batıl bir fikri, Üstad Hazretleri ve dahi herhangi bir İslam alimine isnat etmek çok tehlikeli bir fikirdir, dinsizliğe kapı açmaktır. Böyle şarlatan ve aldatıcı bir fikri, ancak cahil veya art niyetli birisi savunabilir.

Şahs-ı manevi, manevi bir makamdır, her dönemde onu temsil eden zatlar çıkabilirler. Mesela, Osmanlı tahtı bir şahsi manevidir, her asırda bu makam devam etmiştir. Lakin her asırda bu tahta başka birisi oturmuştur. Şimdi biz kalkıp "Osman Gazi, ruh göçü yaparak Fatih Sultan Mehmet Han dönemine kadar gelip İstanbul’u onun suretinde fethetmiştir." dersek, hem akla, hem hakikate, hem tarihe, hem dine aykırı olur. Manevi makamların sürekli olması, o makamları işgal edenlerin sürekli olmasını gerektirmez.

Ayrıca Üstad Hazretlerinin ifadesi, bedenin dünya içindeki tekamülüne ve ruhun değiştirdiği farklı bedenlere bir işarettir. Yoksa bu ifadelerin ruh göçü ile uzaktan yakından bir ilgi ve alakası yoktur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yorumlar

greatweb
Gerçekten bunu ortaya atan insanın ya aklı ya da vicdanı yok. Ya da her ikisi birden yok. Yani gülmekten kendimi alamadım. Böyle abes ve saçma bir fikir ortaya atılıp nasıl Üstad'a yakıştırılıyor? Üstelik de bütün hayatını bu tür saçma sapan fikirlerin yayılmasını engellemeye çalışan birisine bu tür bir yakıştırmayı yapan kişinin aklı yerinde değildir. Hayır, belki edebiyattan anlamıyodur sözü anlamamış olabilir ama böyle bir hükme varmadan insan hiç mi araştırmaz bu zat hayatının amacı olarak ve kitaplarda neyi gaye edinmiş diye. Gerçekten inanılmaz.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...