"Şeriat-ı fıtriye-i kübrâya tabi olarak hayret ve muhabbetle kudret ve azametin arşı altında sâcid ve âbid olmuş olur." İzah eder misiniz? İnsanın yaratılış gayesine uygun olarak tefekkür ve ibadetini yapması, kâmil manada kulluğunu eda etmesi midir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evet, insanın fıtrî ve uygulamaya yönelik ibadetlerini taçlandıran, tefekkür ile akıl-ruh boyutunu inkişaf ettirmesidir. İnsan, bütün varlıklar içinde yaratılıştan gelen ibadet etme ameliyesi yanında, kendisine verilen akli ve kalbi cihazatını inkişaf ettirmesidir. Çünkü bütün mevcudat gerek fıtrî bir şekilde gerek mahiyetini bilmediğimiz bir şekilde Allah’a ibadet etmekteler. Bu husus ayette şu şekilde ifade ediliyor:

"Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar onu tesbih eder; onu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz onların tesbihini anlayamazsınız. O halîmdir, bağışlayıcıdır." (İsra, 17/44)

Şayet insan iman, ibadet ve güzel ahlak şeklinde Allah’a arz-ı ubudiyette bulunmazsa, bütün mevcudata muhalefet etmiş ve yaratılış gâyesinin dışına çıkmış olur. İnsanın tefekkür ve ibadetini yapması, hem yaratılış gayesine uygun hareket etmesi hem de kâmil manada kulluğunu eda etmesi anlamına geliyor.

Bütün varlıklar, eksiksiz bir şekilde Allah’ı tesbih edip zikrederken, insanın iman ve ibadetten kaçınması bütün varlıkların hukukuna bir tecavüz azim bir cinayettir. Bu sebeple küfrün cezası sonsuz bir azaptır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...