"Kâinata nazar-ı ibretle bakıldığı vakit, vicdan ve kalb bir hads-i sadıkla hisseder ki, şu kâinatı bu derece güzelleştiren ve süslendiren..." Hads-i sadık ile izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Şu kâinata nazar-ı ibretle bakıldığı vakit, vicdan ve kalp bir hads-i sadıkla hisseder ki, şu kâinatı bu derece güzelleştiren ve süslendiren ve enva-ı mehasinle tezyin edenin, nihayet derecede bir cemal ve kemalatı vardır ki şöyle yapıyor." (Sözler, Otuz İkinci Söz, İkinci Mevkıf.)
Hads için “mebdeden müntehaya bir anda intikal”, yani başlangıçtan sonuca hemen varmak şeklinde bir tarif getiriliyor. Nitekim Mesnevî-i Nuriye’de de hadsin “şimşek gibi sürati intikal” olduğu ifade edilmektedir.
İlmî bir makaleyi okuduğumuzda, bir hads-i sadıkla makalenin yazarının âlim olduğuna hemen hükmederiz. Onun ilmi hakkında hiç terüddüt geçirmez ve şüpheye kapılmayız.
İşte insan, ilimden âlime hemen intikal eden bu hads ile kâinatı kuşatmış bulunan bütün güzelliklere baktığında da o güzelliklerin kaynağının “nihayet derecede bir cemal ve kemalat” olduğuna hemen hükmeder.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü