"Şu kâinata nazar-ı ibretle bakıldığı vakit, vicdan ve kalb bir hads-i sadıkla hisseder ki, şu kâinatı bu derece güzelleştiren ve süslendiren ve envâ-ı mehâsinle tezyin edenin..." İkinci hücceti "hads-i sadık" ile izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Şu kâinata nazar-ı ibretle bakıldığı vakit, vicdan ve kalb bir hads-i sadıkla hisseder ki, şu kâinatı bu derece güzelleştiren ve süslendiren ve envâ-ı mehâsinle tezyin edenin, nihayet derecede bir cemâl ve kemâlâtı vardır ki şöyle yapıyor."(1)

Hads için “mebdeden müntehaya bir anda intikal”, yani başlangıçtan sonuca hemen varmak şeklinde bir tarif getiriliyor. Nitekim Mesnevî-i Nuriye’de de hadsin “şimşek gibi sürati intikal” olduğu ifade edilmektedir.

İlmî bir makaleyi okuduğumuzda, bir hads-i sadıkla makalenin yazarının âlim olduğuna hemen hükmederiz. Onun ilmi hakkında hiç terüddüt geçirmez ve şüpheye kapılmayız.

İşte insan, ilimden âlime hemen intikal eden bu hads ile kâinatı kuşatmış bulunan bütün güzelliklere baktığında da o güzelliklerin kaynağının “nihayet derecede bir cemâl ve kemâlât” olduğuna hemen hükmeder.

(1) bk. Sözler, Otuz İkinci Söz, İkinci Mevkıf.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...