Block title
Block content

"Şu kâinatın mevti, mümkündür. Çünkü bir şey kanun-u tekâmülde dahil ise, o şeyde alâküllihal neşvünemâ vardır. Neşvünemâ ve büyümek varsa, ona alâküllihal bir ömr-ü fıtrî vardır. Ömr-ü fıtrîsi var ise, alâküllihal bir ecel-i fıtrîsi vardır..." İzahı?

 
Soru Detayı:

"Şu kâinatın mevti, mümkündür.  Çünkü birşey kanun-u tekâmülde dahil ise, o şeyde alâküllihal neşvünemâ vardır. Neşvünemâ ve büyümek varsa, ona alâküllihal bir ömr-ü fıtrî vardır. Ömr-ü fıtrîsi var ise, alâküllihal bir ecel-i fıtrîsi vardır. Gayet geniş bir istikra ve tetebbu ile sabittir ki, öyle şeyler mevtin pençesinden kendini kurtaramaz. "
- Devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Evet nasılki insan küçük bir âlemdir, yıkılmaktan kurtulamaz. Âlem dahi büyük bir insandır, o dahi ölümün pençesinden kurtulamaz. O da ölecek, sonra dirilecek veya yatıp sonra subh-u haşirle gözünü açacaktır. Hem nasılki kâinatın bir nüsha-i musaggarası olan bir şecere-i zîhayat, tahrib ve inhilalden başını kurtaramaz. Öyle de: Şecere-i hilkatten teşa’ub etmiş olan silsile-i kâinat tamir ve tecdid için, tahribden, dağılmaktan kendini kurtaramaz.”(1)

Bu hikmet dünyasında şu görünen eşya inşa yoluyla yaratılmışlardır. Yani son haliyle birden yaratılmak yerine, bir ilk noktadan itibaren terbiye görerek, safhalar halinde tekâmül ederek son noktasına varmıştır. Bu son nokta bir yünüyle de o şeyin ölümünün başlangıç noktasıdır. Dokuzuncu Söz’de öğle vakti anlatılırken şöyle bir ifade kullanılır: "Gündüzün kemali ve zavali meyli..."(2)

Sabahleyin doğan güneş önle vaktinde ışığını kemal noktada verir, ondan sonra zevale meyli başlar, önce ikindi ile akşama adım atılır ve akşamın gelmesiyle de güneş batar ve yeryüzü karanlığa gömülür.

Cenâb-ı Hak, Kur’ânın hülasası olan Fatiha Suresinde kendini Rabbü’l-âlemîn olarak tanıtır. Yani bütün âlemleri terbiye ederek tedricen kemale erdiren O’dur. 

Her şey için, bir kemal noktasından sonra zeval yolculuğu başlar. Kâinatın tümü için geçerli olan bu İlâhî kanun onun meyveleri olan bitkilerde, hayvanlarda ve insanlarda daha net olarak görülür.

Çekirdek tekâmül kanununa tabi olduğundan açılır, büyür, son halini alarak meyve verir ve daha sonra zevale meyleder. Bir süre meyve verdikten sonra kurur ve ölümü tadar.

Aynı şekilde insan da nutfe ile başlayan tekâmül yolculuğunda, dokuz aylık bir terbiyeden geçtikten sonra dünyaya adım atacak hale gelir. Bu tekâmül, doğumdan sonra da devam eder. Çocukluk ve gençlik safhalarından sonra ihtiyarlık mevsimiyle zevale meyil başlar ve sonunda o da ölümü tadar.

“Ağacın mahiyetinde olmayan bir şey, esaslı bir surette meyvesinde bulunmadığı delâletiyle…”(3) kâinat ağacının meyvelerindeki bu kanun, kâinatın tümü için de aynen geçerlidir. O da Nur-u Muhammedî denilen bir ilk noktadan başlayan tekâmül yolculuğuyla, altı gün ile ifade edilen altı devre sonunda meyvedar bir ağaç haline gelmiştir. Bu meyvelerin gelip gitmeleri, bu çiçeklerin açıp solmaları, bu insanların doğup ölmeleri kat’i olarak haber verir ki, kâinat ağacı da “mevtin pençesinden kendini kurtarama"yacak, o da bir gün ölümü tadacaktır.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz.
(2) bk. age., Dokuzuncu Söz.
(3) bk. age., Otuz Üçüncü Söz, Yirmi Altıncı Pencere.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Maksat, Dördüncü Esas | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 53 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...